| Komisyon Adı | : | DIŞİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Türkiye Cumhuriyeti ile Sırbistan Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Anlaşması'na Ait Protokol I'in Yerini Alan 30 Ocak 2018 Tarihli 'Protokol I', Anlaşmanın 'Menşeli Ürünler' Kavramının Tanımı ve İdari İşbirliği Yöntemlerine İlişkin Protokol II'sini Değiştiren 17 Ocak 2017 Tarihli ve 1/2017 Sayılı Ortak Komite Kararı ve Anlaşmaya Eklenen Hizmet Ticareti Hakkında 30 Ocak 2018 Tarihli 'Protokol III'ün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna ve Anlaşmanın Protokoller ve Eklerine İlişkin Değişikliklerin Cumhurbaşkanınca Doğrudan Onaylanmasına Dair Yetki Verilmesine İlişkin Kanun Teklifi (2/1358) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 06 .12.2018 |
AHMET HALUK KOÇ (Ankara) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.
Muhalefet partisi sözcülerinin görüşlerine katıldığımı ifade etmek istiyorum. Gönlümden geçen bir şeyi belki siyasi teamüller dışında bu Komisyonun da çalışma usulleri dışında paylaşma ihtiyacı duydum.
Türkiye'de biliyorsunuz, iki bakanlığın önünde "millî" eki vardır: Biri Millî Savunma Bakanlığı, biri, Millî Eğitim Bakanlığı. Günümüz gerçekleri ve gelecek projeksiyonu, ülkeler arası dengeler, dünya konjonktürü belki bu sayının biraz artırılmasını gerektiriyor, bunların başında da tarım ve hayvancılık geliyor. Yani Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının adı bence millî Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olması gerekli. Çünkü istediğiniz kadar -bunu bir yurt dışı gezisinde siz de vardınız, eğitimle ilgili bölümde de söylemiştim- füzeniz olsun, F-35'iniz olsun, S-400'ünüz olsun ama kendisini doyuramayan topraklara sahip ülkenin ulusal güvenlik penceresi hep açıktır. Kadim Anadolu toprakları yüzyıllar boyunca, binlerce yıl boyunca birçok uygarlığa, en sonunda Türk milletine yurt olmuştur ve bu topraklar bizi doyurmak zorundadır. İktidarda kim olursa olsun, mutlaka bir tarım ve hayvancılık politikasının bu topraklarda yeten şekliyle bu ülkenin gelecek projeksiyonuna yansıtılması gerekir. Şimdi, bu tür anlaşmalar serbest ticaret kavramı çerçevesinde bütün dünyada olduğunu biliyoruz ama bir Konya yüzölçümüne sahip Hollanda'yı düşünecek olursak kara toprakları bakımından, tarım ve hayvancılık ürünü bakımından yani Türkiye'nin bu konuda çok ciddi bir atılım yapması lazım. Her ürün, 50 tane mi olur, 100 tane mi olur, tropikal birtakım ürünler dışında bu topraklarda ve bu iklim kuşağında yetişebilecek olan her türlü ürünü kendi nüfusumuza yetecek şekilde planlaması ve teşvikinin yapılması gerekir. Bunların başında Sayın Oruç'un söylediği gibi buğday gelmektedir, et gelmektedir. Türkiye bu planlamayı yapmadan önümüzdeki yıllarda "Askerî gücüm şu, uçağım şu, füzem şu" diye uluslararası arenada hiçbir zaman güvenliğini tam sağlayamaz, kendini doyuramayan bir ülke, kendi kuşaklarını iyi eğitemeyen bir ülke her zaman güvenlik açığı olan bir ülkedir. Bunu ifade etmek istiyorum.
Son olarak burada ek protokollerde değişiklik yapılmasına dair birtakım yetkilerin bu güçler ayrılığı ilkesinin dışına çıkılarak zaten çerçeve o şekil ama Sayın Cumhurbaşkanlığı makamına bırakılmasına biz de son derece hem rahatsızız hem karşıyız. Şunu özellikle ifade edeyim: Bu, mevcut Sayın Cumhurbaşkanına yönelik bir tespit değildir, genel bir tespittir, deminki kadar güvenlik sorunudur. Tek kişinin karar verdiği bir ülke çok kolay ipotek altına girer sayın Komisyon üyeleri. Bağımsız, halkının, milletinin iradesinin yansıdığı bir parlamentoya sahip olan ülkeler çeşitli uluslararası kararların alınması gereken tarihî kavşak noktalarında kolay teslim olmazlar. Örnek: 1 Mart 2003. O parlamento iradesi çoğunluk kısmıyla, azınlık kısmıyla birleşerek o ülkenin menfaatini koruyacak bir karar alır ama tek kişi üzerinde bir kere daha ifade ediyorum, mevcut Sayın Cumhurbaşkanını kastederek söylemiyorum, sistemleri kastederek söylüyorum, tek kişinin ipotek altına alınması, hırslarının, beklentilerinin değerlendirilip onun üzerinden bir ülkenin kaderiyle oynanması müsaittir. Basit bir uluslararası anlaşma gibi gözüküyor ama genele havale ettiğiniz zaman böyle de bir sonuç çıkıyor. Bunu da bu Komisyon çalışma sırasında ifade etmeyi bir görev farz ettim.
Söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum efendim. Biz de muhalefet şerhimizi dercedeceğiz, onu da ifade ediyorum.