KOMİSYON KONUŞMASI

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, şimdi bu önceki mânia meselesine değineyim çok önemli. Mânia şu demek, uçak şöyle bir koni hâlinde inip kalkıyor ya oradaki binaların yüksekliği uçuş güvenliği açısından...

BAŞKAN - Teşekkür ederiz, biliyoruz Sayın Erdoğdu.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Yahu bir sürü bürokrat, teknik gazeteci bilmem ne var hani bir altlık oluşturmaya çalışıyorum.

BAŞKAN - Peki, bilgilendirme için teşekkür ediyoruz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Bizim için ne olur, ekstra bilgi olur arkadaşlar yani...

BAŞKAN - Eyvallah, tamam, peki.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Eyvallah.

DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) - Bilmiyor, biliyormuş gibi davranalım.

BAŞKAN - Tamam, buyurun, buyurun.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Atatürk Havalimanı'nı...

ATİLA SERTEL (İzmir) - Başkanım, siz kesiyorsunuz ya, herkese diyorsunuz kesme, araya girip kesiyorsunuz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sanki pilottu, sen de bankacısın yani, ne yani.

BAŞKAN - Yahu teşekkür ediyorum, daha ne diyeyim.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Tamam, üç beş dakikamı sen aldın, o da sana helal olsun. Tamam, bir şey demiyorum, ne diyeyim.

Yani şimdi bu mânia meselesini niye böyle anlattım? Demin anlattım ya kot meselesi, 60 metreden 90 metreye düşülünce 30 metrelik mânia çıkıyor. Şimdi havalimanı burada yapılsa bunun altındakiler mâniada kalıyor, burada yapılsa başka bir mânia sorunu çıkıyor, o yüzden önemli demin anlattığım.

Sayın Genel Müdür Funda Hanım diyor ki: "Yahu kot farkını biz şartnameye yazdık." Öyle şartname olur mu? Yani kot 60 da olabilir, 90 da olabilir, oraya da yapabilirsin... O zaman neye göre teklif verecek insanlar? Öyle ihale şartnamesi olabilir mi? Şimdi, diyor ki: "Hazine garantisi değil, borç üstlenimi." Ya, burada 6 milyon avro talep garantisi var, 5 milyar avro, 4,5 avro finans garantisi var; etti 10 milyar avro. Ne yapar bunun Türkçesi? 60 milyar lira. Bütçeniz ne kadar, sermayeniz ne kadar? 5 milyar. 5 milyar lira bütçenizle 60 milyara biz borç üstlenimi yapacağız. Böyle bir şey mümkün mü? "Borç üstlenimi" diye bir şey de kanuna son dakika konuldu, Plan ve Bütçe Komisyonundaydık. Kime ait bu KİT? Hazineye ait. 5 milyar sermayesini ödeyebilir mi? Hayır. Sonuçta yükümlülük kimde? Hazinede. Bilmiyorum, rapora bakamadım, bu koşullu yükümlülük burada var mı ama Hazine hesaplarında yok arkadaşlar. Yani toplam 10 milyar avroluk talep ve finansman garantisi makro dengelerimizi etkiler, kayıtlarımızda yok, bütçede görmüyoruz.

Bir diğer şey de tarife. Ben göndereceğim, İGA'nin tarifesi geldi, Türk Hava Yollarına sordum, yüzde 30 zamlı. Yani fiyatlar yüzde 30 zamlı, onu ben size göndereyim, bir bakın yani benim aldığım bilgi bu, tarife yüzde 30 zamlı. Bütün uçak şirketleri buna itiraz ediyorlar, "Ya, yüzde 30 zam yapıldı." deniliyor. Ben o tarifeyi, İGA'nın 2018 tarifesini -şu an yanımda yok ama- bir saat içinde getirttirebilirim; yüzde 30 zam var. Maliyet önemsiz, tabii ki kaç paraya yaptığı beni ilgilendirmiyor ama 10 metre asfalt dökeceği yere 5 metre asfalt döküyorsa onun maliyeti, dolayısıyla kalitesi bu şartnamelerin temel unsurudur, tıpkı kotta olduğu gibi. Bana ne o hafriyatı ucuza yaptırmış ama 90 metre diyorsak 90 metre, "Pisti buraya yap." diyorsak buraya yapacak yani o şartlarla girdiler bu işe.

NEVZAT ŞATIROĞLU (İstanbul) - Şimdi bunlara cevap verildi zaten ama siz dışardaydınız Sayın Erdoğdu.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Anlamadım.

NEVZAT ŞATIROĞLU (İstanbul) - Bu konuda cevap verildi zaten Genel Müdür tarafından kotla alakalı, siz dışarı çıkmıştınız o esnada.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Yo, geldim işte ona yetişebilmek için, arkadaşlar da söyledi.

NEVZAT ŞATIROĞLU (İstanbul) - O zaman dışarı çıkmasaydınız. Genel Müdür burada yirmi dakika cevap verdi sizin sorularınıza.

DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) - Ama yanıtı değil ki, ben de ikna olmadım.

BAŞKAN - E, tamam, yani şimdi her yanıta ikna olacağız diye bir şey yok ya. Allah aşkına ya, lütfen...

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Bakın, değerli milletvekilleri, şimdi, şöyle bir şey: Sizin burada anayasal yetkiniz orada oturmak MHP'yle birlikte, bizim de anayasal yetkimiz burada muhalefetin fikirlerini dile getirmek. Biz sizi sınırlamıyoruz, biz gelip oraya oturmuyoruz, siz de bizi sınırlamayacaksınız. "Dışarı çıkmasaydın... "

Ya, Hocam, nezaketsizlik etmem de buna tırnak içinde, kaba bir adam olsam sana ne derim, çıkarım girerim. Yani olmaz böyle şey.

BAŞKAN - Ama bakın...

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Orada işim vardı çıktım, hani nezaketle de açıklayayım, çağırır çağırmaz geldim yani.

NEVZAT ŞATIROĞLU (İstanbul) - Kibarlığı senden öğrenecek hâlimiz yok bizim yani.

BAŞKAN - Ama şimdi yani...

NEVZAT ŞATIROĞLU (İstanbul) - Kibarlığı sizden öğrenecek hâlimiz yok bizim.

ATİLA SERTEL (İzmir) - Sayın Başkan, başından beri biz söz kesmemeye dikkat ediyoruz, özen gösteriyoruz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Aşk olsun harbiden yani "Niye çıktınız?" diye bir şey...