| Komisyon Adı | : | TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Komisyonun uzun süredir toplanmaması, tarımla ilgili birçok konunun da Komisyon gündemine alınması ve (2/1540) esas numaralı Kanun Teklifi'yle ilgili önceden yeterli bilgi verilmemesi hakkında görüşmeler |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 06 .02.2019 |
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; İslam Gıda Güvenliği Teşkilatı Tüzüğünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi'ni görüşmek üzere bir araya geldik.
Teklifi gerekçesiyle birlikte dikkatle okudum. "Genel Gerekçe" bölümünde hepimizi yakından ilgilendiren bir cümle var, diyor ki: "Tarım ve gıda güvenliği alanında iş birliğinin güçlendirilmesi, üye ülkelerde sürdürülebilir tarım, kırsal kalkınma ve gıda güvenliğinin sağlanması önem arz etmektedir." Yine, bu teşkilatla Türkiye'nin tarım ve gıda güvenliği alanında sahip olduğu potansiyeli İslam Gıda Güvenliği Teşkilatı üyelerine aktarması ve destek olması hedefinden bahsedilmektedir. Tabii ki ben pek çokları gibi bu cümleyi okuyunca yüzümdeki acı tebessümü engelleyemedim maalesef çünkü bu gerekçe 2018 yılı itibarıyla geçerliliğini yitirmiştir. On yedi yıllık AK PARTİ iktidarında Türkiye'nin artık sürdürülebilir tarım ve gıda güvenliği konusunda potansiyeli tamamen yok edilmiştir. Bu yüzden üye ülkelere bu konuda destek vermesi mümkün gözükmemektedir.
Yine, başka bir şey daha var tüzükte: İslam İşbirliği Teşkilatı diyoruz, yabancı dile bakıyoruz tüzükte; İngilizce, Fransızca ve Arapça. Sayın Başkan, Türkçe nerede?
Şimdi, yine, bakın, değerli milletvekilleri, Sevgili Başkanım sulama kooperatifleriyle ilgili bir bilgiyi aktardı. Ben Erzincan milletvekili değilim, partim bana bir görev verdi ve Erzincan'a gittim ve gözlerim açıldı sayın arkadaşlar, değerli arkadaşlarım. Türkiye'deki aylık faiz yüzde kaçtır? Yüzde 1,5-2'lerde geziyor, doğru mu? Ama Erzincan İl Özel İdaresi İşletme ve İştirakler Müdürlüğünün 2018 yılı sulama tahsilat makbuzları bunlar, çiftçiye aylık yüzde 8 faiz uyguluyoruz değerli arkadaşlar, açalım gözlerimizi. Tahsilat makbuzları burada. Kim? Erzincan ili Özel İdare. Özel İdare kim? Yürütme. İsteyen arkadaşlar varsa paylaşabilirim isimlerini, tahsilat makbuzları burada. Erzincan ve Türkiye'nin her yerinde kanayan bir yara var, bunu lütfen durduralım, yetkililere iletelim. Çiftçi nasıl üretim yapacak, yüzde 8 faizle mi değerli arkadaşlar? Evet, kafaları sallıyoruz, dudaklarımızı yiyoruz ama gerçek acı tablo, işte, ülkenin gelmiş olduğu tablo bu değerli arkadaşlarım.
Değerli arkadaşlar, yine, AKP iktidarı züccaciye dükkânına girmiş fil misali tarım politikamızı tamamen kırdı, bitirdi. Çiftçimiz para kazanamaz hâle geldi, icralık oldu. Üretimden çekilen çiftçi sayısı arttıkça, tarım yapılan araziler düştükçe mutfakta yangın gün geçtikçe arttı. Etteki pahalılıktan bahsederken sebze fiyatlarındaki artış dudaklarımızı uçuklatmaktadır. Her ayın zam şampiyonu değişiyor; sivri biber, soğan, ıspanak derken şimdi bir de patlıcanımız oldu.
Yine, bakınız, TÜİK başkanları da gıda enflasyonunu artık saklayamaz hâle geldiler. TÜİK'teki yöneticileri değiştirsek dahi bu bizim için çare değil. Yine, on iki aylık gıda enflasyonu yeni açıklandı, yüzde 32 arkadaşlar. Bu rakam bizim için korkunç bir rakam.
Yine, bakın, hepimiz mutluyuz, Türklerin meşhur bir yemeği var, bilirsiniz, hepimiz biliriz, karnıyarığımız var. Evet, artık karnıyarık yerken ceplerimiz yarılacak arkadaşlar. Bakın, karnıyarık Türkiye'nin geleneksel yemeği dedik, içinde patlıcanı, kıymasıyla en çok sevilen yemeğimizdi, sebze ve eti buluşturduğu için leziz bir tada sahipti. Bu ay bir vatandaşımız karnıyarık pişirip karnını doyurmak isterse âdeta cebini boşaltması gerekmektedir. Dana kıyma fiyatları piyasada 46-52 lira arasında değişmekte. Patlıcanın kilo -daha yeni- fiyatı 11-14 lira, soğanın kilosu 5 lira, sivri biberin kilosu 13-20 lira arasında, domatesin kilosu 10-13 lira gibi. Sadece bir kilo patlıcan ve yarım kilo kıyma kullansa -hanımefendiler de var içimizde, daha da iyi bilirler- en düşük fiyatları baz aldığımızda karnıyarığın bir aileye maliyeti 34 lira arkadaşlar. Buna sivri biber, domates, soğanı da eklerseniz bu maliyet 40 liraya geliyor. Hanımefendi, gülüyoruz ama gerçekler acı. Asgari ücretle yaşayan bir vatandaş, o 4 kişilik aile acaba bu patlıcanı, karnıyarığı yiyebilecek mi diye ben merak ediyorum ama karşıdan gülmek çok hoş geliyor.
Değerli arkadaşlar, yine, biz malzemeyi kısarak dahi kullansak yani bu rakam 50-60 lirayı bulmakta. Bu, sadece vatandaşın ana yemeği patlıcan, karnıyarık. Diğerlerini, ekmeğini, tuzunu, karabiberini katmadık, çorbasını katmadık. Geldiğimiz nokta, mutfakta yangın var. Vatandaşımızın cebinde ne varsa götürecek mahiyettedir, üzücüdür. Bu hâle gelmemiz üzerinde uzun uzun durmak gerekir. İthalatla sorun çözülmez. Bakın, Sayın Bakan Pakdemirli dedi ki: "Paramız var ki ithalat yapıyoruz." Sözleri tarımın geldiği noktayı açıkça belirtmektedir. Vahimdir ve yürekleri dağlamaktadır çünkü yarın ithalat yapacak parayı bulamadığımızda halkımızı aç bırakırız değerli arkadaşlar, halkımızı aç bırakırız.
Yine, başka bir sorun daha var, ekmek sorunumuz var. Evet, ekmek sorunu da baş göstermeye başladı. Sebze, et derken buğdayda da büyük sıkıntı tehlikesi var. Buğday ekim alanlarımız on altı yılda yüzde 22,6 azaldı. Hatırlarsınız, yazın ben bu konuyu gündeme getirdiğimde bazıları gülmüşlerdi. Rusya'dan, Kazakistan'dan ithalatla sorunun çözülmeyeceğini belirtmiştik. Yarın kaliteli ekmek yapacak un bulamadığımızda vatandaş ekmek yiyemeyecek duruma gelecektir. Bu bizim için bir felaket olur arkadaşlar. Yine, 1 kilo buğday satan çiftçi 1 lira kazanıyordu, bununla bir bardak çay içemeyeceğini... Evet, Ankara-İstanbul arasında -ben Tekirdağ Milletvekiliyim- gelirken otobanda normal bir mola yerine girdiğimde çay 2,5 lira arkadaşlar, buğday 1 lira. Ama biz ne yaptık? Kendi çiftçimizin yerine gittik, Rusya'dan, Ukrayna'dan 1.350 liraya buğday ithal ettik arkadaşlar. Kendi çiftçimize vermediğimizi Rus çiftçisine verdik, Ukrayna çiftçisine verdik.
Yani bununla bitmiyor değerli arkadaşlar. Buğday, pirinç, arpa, mısır, ayçiçeği, domates konservesi ithalatında sevgili vekil arkadaşımın dediği gibi gümrükleri aşağı indirdik yani kısacası sıfırladık. Yakında hazinenin de tarımın da bizler hep beraber sıfırlandığını göreceğiz. Bunun sonu uçurumdur. Kafamızı kumdan çıkarmamız gerekiyor değerli arkadaşlar. Plansız tarım yapılamaz.
2017 yılında 400 bin ton olan kırmızı mercimek üretimimiz yüzde 22,5 azalmış. Sevgili Başkanım, Diyarbakır bölgesinden sayın eski oda başkanımız oradaki kırmızı mercimeğin sorunlarını daha iyi bilmektedir benden. Yine, 2017 yılında 2 milyon 131 bin ton kuru soğan üretimi neden yüzde 9,4 azaldı değerli arkadaşlar? Onu sorgulamamız gerekiyor aslında. Yine, 2017 yılında 12 milyon 750 bin ton olan domates üretimimiz neden yüzde 4,7 aşağı düşmüştür? Onu bugün burada sorgulamamız gerekiyor değerli arkadaşlar.
Tarım ve Orman Bakanının yapması gereken acilen bürokratlarını toplayıp bu soruların cevaplarını ve çözümlerini bulmasıdır, ithalatı kolaylaştırmak ve çiftçiyi ezmek değildir. Çözüm çiftçiyi sübvanse etmek, desteklemekten geçmektedir. Mazot, gübrede yüzde 50 destek mutlaka verilmeli, ürünler bir yıl önceden alım ve fiyat garantisiyle belirlenip ekimden önce avans verilmesi gerekmektedir. Gelin, bu konuda Komisyon olarak kapsamlı bir çalışma yapalım. Biz Bakanlığa örnek olarak o projelerimizi, planlarımızı götürelim değerli arkadaşlar. Bu, bizim Komisyonumuzun asli görevi olması gerekmektedir.
Yine, bakınız, çiftçi borçları var. Sayın Başkan dedi ki: "Çiftçi borçlu. İşte, 77 tane madde var, bunun içerisinde kayda değer yok."
BAŞKAN - Öyle demedim.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Yani ona yakın, önemli konular bir yerde.
Şimdi, ben size birazdan bizim kanun teklifiyle ilgili de hatırlatmada bulunacağım.
Değerli arkadaşlar, çiftçimiz icra kapılarında sürünmekte. 2017 yılında yaklaşık 6.900 çiftçi icralık olmuş 2018 yılına geldiğimizde bunun 3 kat daha arttığını tahmin ediyoruz. Sadece Çorum Akpınar'dan bini aşkın çiftçimiz tarım kredi kooperatiflerinden çektiği krediyi ödeyemediği için icralık olmuştur. Gelin, bu konuda hem üreticimize hem de üretime tutunmak, hem de onların geçim sıkıntısını gidermek için, uzun vadede vatandaşımıza ucuz gıda sağlamak için hep birlikte düzenleme yapalım.
Ben bu konuda bir teklif verdim Sayın Başkan, Plan ve Bütçe Komisyonunda bulunuyor. Bu düzenlemeye destek verin ya da sizler yeni unsurlar ekleyin. Hep beraber tartışalım, gelelim, çiftçi borçlarını yeniden yapılandıralım, faizleri silelim, 2023 yılı Ekim ayına kadar bunu 5 takside bölerek çiftçimizi üretimde tutalım her türlü idari ve yasal icra takiplerini durdurup. İnanın, kazanan Türkiye olacaktır Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri.
Yine, Ziraat Bankası çiftçi borcu için faizleri gözden geçirsin. Bakın, Cumhurbaşkanının Ziraat Bankasına yine birebir vermesi ya da çok net bir kararname çıkarması gerekmektedir çünkü Ziraat Bankası çiftçiye doğrudan verdiği krediye yüzde 8 faiz uygulamakta ama yine, Bakanlar Kurulu ve geçmiş dönemde yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanı ve Başbakanlığın çıkarmış olduğu kararnameye dahi uymayan bir Ziraat Bankası var. Ziraat Bankası çiftçiye yüzde 8 uyguluyor tarımsal destekli olan sübvanse kredileri ama Tarım Kredi... Yine, orada diyor ki: "Bu kanunu Tarım Kredi ve Ziraat Bankası yürütür." Ama Ziraat Bankası Tarım Krediye yüzde 8'le değil, bunu ticari olarak gördüğü için kalkıyor yüzde 22'lerle çiftçiye biz kredi veriyoruz arkadaşlar. Gizli faiz var arkadaşlar, açın gözünüzü. Bir Başbakanlık kararnamesine ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesine uymayan, Resmî Gazete'de yayınlanan karara uymayan bir Ziraat Bankası var. Evet, verilen cevap da çok ilginç, Tarım Krediyi ticari işletme olarak görüyorlarmış. Ya, o zaman siz neden Resmî Gazete'de bu kanunu yürüten olarak Tarım Kredi ve Ziraat Bankasını gösteriyorsunuz? Çiftçi Ziraat Bankasıyla çalışmayıp Tarım Krediyle çalışınca suç mu işlemiştir? Evet, değerli arkadaşlar, suç mu işlemiştir?
Yine, bakınız, "Borçları yapılandırılanlara uygulanan faiz yüksek." dedik. Yine, geldiğimiz noktada, değerli milletvekili arkadaşımın dediği gibi, artık telefonlarımızın WhatsApp'ları vallahi felç oldu. Her gün atanamayan ziraat mühendislerimiz, gıda mühendislerimiz, teknikerlerimiz, veterinerlerimiz bize mesaj atıyorlar. Burada "Devlette bir devamlılık esastır." vardır, Sayın Fakıbaba ve Çelik dâhil söz vermiştir. 10.551 tane ziraat mühendisi ve diğer veteriner arkadaşlar atama bekliyor değerli arkadaşlar. Yahu bizler bu insanlara umut verdik, bu insanları umutlandırdık. Bu insanların çoluğu çocuğu var. Bunlar iş istiyorlar, bunlar hırsızlık yapmadılar, bunlar soytarılık yapmıyorlar. "Ben çalışmak istiyorum, çalışmak." diyor. Verilen sözlerin yerine getirilmesi talebinde bulunuyoruz.
Yine, bakınız, 2018 yılında 3 milyon 697 bin hektar alan nadasa bırakıldı. Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri, biz kalkıyoruz Sudan'da arazi kiralıyoruz. Ya biz yaklaşık 4 milyon hektar arazimizi ekemez durumdayız. Önce biz kendimizi arazilerini ekelim, ondan sonra gidip Sudan'da arazi kiralayalım. Yine, bakınız, aldığımız son bir bilgi daha: Dalaman Tarım İşletmesini turizm sit alanına çeviriyoruz. E, o zaman ne yaptık arkadaşlar biz, ne yapıyoruz? Yine, bakıyoruz, TİGEM'de bine yakın hastalıklı, brucella hastalıklı ineğimizi Et ve Balık Kurumuna kesime göndermişiz, Karacabey'den, yeniden söylüyorum.
Yine, bakınız, geçtiğimiz günlerde Meclis kürsüsünden bir şeyler söyledim: 15 bin tane embriyo aktarımıyla ilgili projeyi rafa kaldırdık. Ha, ben buradan bugün belki bu tarihe not düşeceğim: Birileri TİGEM'in içini boşaltarak, öncelikle, bunu bak buradan belirtiyorum, isimlerini vermiyorum, yakın zamanda yerli bir firmaya, aynı Tekelde olduğu gibi... 2002'lerde, 2003'lerde Tekeli gittik önce yerli firmaya verdik, ondan sonra yabancılara peşkeş çektik. Şimdi TİGEM'in yerli bir firmaya doğru peşkeş çekildiğini görüyorum ve ondan sonra Hollandalı bir yabancı firmaya gideceğini şimdiden buradan söylüyorum ve tarihe de işaret basıyorum.
Değerli milletvekilleri...
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.
Ondan sonraki geldiğimiz noktada, bakınız, siyasi iktidarın görevi hem ülke insanımızın yeterli ve dengeli beslenmesini sağlamak hem de kendi üreticisinin sürdürülebilir üretim yapmasını sağlamaktır. Bizler Anadolu'nun her yerini geziyoruz ama 2019 yılının 2018'den daha kötü olacağını görüyoruz. Nasıl hasat döneminde buğdayın, verimlerin düşeceğini, kalitenin bozulacağını belirttiysek şimdiden Tarım Komisyonundaki değerli arkadaşlarımla bu görüşümü... Çünkü kendim ziraat yüksek mühendisiyim, ıslahat işi yapıyorum, yerli tohum firmam var, millîyim ve aynı tutarlılığı da Tarım Bakanlığından da millîlik duruşu bekliyoruz ve bunu da şimdiden buradan paylaşıyoruz. 2019 kötü olacak arkadaşlar. Tedbirlerimizi alalım, bizlerin böyle kıytırıktan kanunlarla değil, gerçek kanunlara bakmamız lazım. Önce kendi insanımızı düşünmemiz gerekiyor, önce kendimiz insanımıza iş bulmamız gerekiyor, ondan sonra kalkıp dışarıya bakmamız lazım ama benim de en çok garipsediğim, İslam İşbirliği Teşkilatının tüzüğünü hazırlayan arkadaşlar, bu aşamada bulunan arkadaşlar, kimler gittiyse, neden Türkçeyi ana dil olarak oraya koymamışlardır? Bunu sorguluyorum. Ağırıma gitmiştir değerli arkadaşlar. İngilizce var, Fransızca var, Arapça var. Neden Türkçe o zaman istemediniz veya koymadınız? Orada Türkçeyi koymak o kadar zor muydu diye soruyorum.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.