KOMİSYON KONUŞMASI

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şimdi sondan başlayayım. Sayın Özdemir, tabii biz Osmanlıcaya veya Osmanlı kültürüne karşı filan değiliz, o da bizim kültürümüz tabii. Bizim söylemeye çalıştığımız şu: Bir kültür coğrafyasında yaşıyoruz. Burada Osmanlılar da var, geçmişte Selçuklular var. Ondan öte Latinler, hatta Hititlere kadar var. Biz her alanda ihtisas sahibi insanların olmasını isteriz. Hititlere, Latinlere bir tane olur da Osmanlıcaya on tane olur. Bunu da anlayışla karşılıyorum da bizim demeye çalıştığımız o değil. Sayın Maviş, şimdi, biz bu derneklerin varlığına karşı değiliz yani biz toplum yararına derneklerin hiçbirisinin varlığına karşı değiliz. Biz bu vakıfların, derneklerin devlet imkânlarından taraflı bir şekilde faydalandırılmasına karşıyız. Şimdi, eğitim müfredatına, programlarına dâhil edilmesine karşıyız. Siz şimdi diyorsunuz ki: "Toplum yararına dernek." Ben size şöyle bir örnek vereyim: Ben hekimim, şimdi, hasta hakları derneği de bir toplum yararına dernek, hacamat derneği var, akupunktur derneği var. Şimdi biz bunları hastanelerde muayene veya tıbbi hizmet alanına dâhil edebilir miyiz, böyle bir şey olabilir mi? Ya, bu teknik bir konu. Siz tabii ki vakfınızın, derneğinizin kuruluş amacına uygun hizmet yaparsanız... Biz sadece bunların, eğitim işinin kamuya ait denetlenebilir bir şey olmasını öneriyoruz. Mesela, neden böyle diyoruz? Şimdi, biraz önce bahsettiğim TÜRGEV'le yapılan protokollün 7'nci maddesinde deniyor ki: "Bu çalışmayı yapan personele ücretini Millî Eğitim Bakanlığı öder." Ya, bunların ücretlendirmesini de, bakın o vakıftan gelen personele Millî Eğitim Bakanlığı yapıyor. Şimdi, hem müfredata karşı hem karşılığında da bir bedel alıyor. Şimdi burada hesap verilebilirlik, sorgulanabilirlik sıkıntısı var. Neden? Çünkü kamu olsa bu hizmeti veren ben Sayın Bakana sorarım, ama vakfı denetleyemem ki ben yani vakıf biraz daha kendine özel bir kuruluş. Dolayısıyla bir iş yapılıyor, kamu adına bir millî iş var, devlet işi var fakat sorumsuzluk durumunda olan bir hizmet alınıyor. Ben buna karşıyım. Biz -Ensar'la ilgili söylüyorum- "Bir kereden bir şey olmaz." anlayışına karşıyız. Yani bu tür vakıfların devlet tarafından özellikle gözetilerek devlet imkânlarından faydalandırılmasına ve müfredata dâhil edilmesine karşıyım.

Teşekkür ediyorum.