KOMİSYON KONUŞMASI

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Değerli arkadaşlar, şimdi, geçtiğimiz yıl sonunda bütçeyi yaptık. Tarım Bakanlığı bütçemiz yaklaşık olarak yüzde 12 azaldı, hep beraber hemfikiriz o konuda, netiz ama Tarım Bakanlığı bütçesi azalırken bir de ne oldu? İlave bakanlık geldi yanımıza, Orman Bakanlığı ilave oldu. Yani sistem büyürken bütçe küçülüyor. Yani burada bir çelişki yok mu acaba onu sorgulamak istiyorum. "Ülkemizde yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenme yapalım." diyoruz ama kurumu büyütürken bütçesini küçültüyoruz. Demek ki o zaman bir yerde bir sıkıntı var, problem var.

Yine, 2018 içerisinde çiftçimiz için en önemli girdilerden bir tanesi olan gübreye yer yer yüzde 110 ila yüzde 130'a yakın zam yapıldı. Evet, ekim gübresinde, 3 15'te, DAP gübresinde yüzde 110 ila yüzde 135 arasında zam yapıldı. 2 defa indirim yapıldı, hatırlarsınız, ilkinde yüzde 15, çok büyük bir rakam gibi; şimdi yakın zamanda da yüzde 5. "Yüzde 135 yükleyip yüzde 20 düşürmek acaba ne kadar doğrudur?" diye düşünüyorum. Burada sistemi nasıl devam ettirebiliriz o da tartışılır.

Yine geldiğimiz noktada, mazot ona keza. Zamları aktarmıyoruz ama indirim olduğu zaman indirimleri bütün yandaş medyada görüyorsunuz, bangır bangır indirimleri gösteriyor ama 2 ileri 1 geri yapıyoruz, 10 düşürüyorsak iki gün sonra 15 yükleme yapıyoruz. Aslında tamamen kendi kendimizi kandırıyoruz. Yine geldiğimiz noktada, mazot girdimiz pahalı.

"İlaç" diyoruz, kendi sanayimiz olmadığı için, doğru dürüst sanayimiz olmadığı için ilaçları ithal ettiğimizden dolayı çiftçinin ilaç maliyetleri aldı başını gidiyor. Yani kısacası, bizim bunları tartışmamız lazım, bunlara çözüm bulmamız lazım. Tarımın girdilerini nasıl düzeltebiliriz?

Yine bakınız, geldiğimiz noktada, Sayın Bekir arkadaşım, işte sulamalarla ilgili bir şey söyledi, kapalı sisteme geçtik; ya ihalesi yapılan, tamamen ihalesi yapılıp sözleşmesi imzalanan Tekirdağ'da 4 tane baraj şu anda bekliyor. Ya 6 milyon lira, 5 milyon lira barajın bir tanesi. Neden bu barajlara acaba başlanmadı? Sayın Başkanım, Komisyon olarak inşallah bunları da çözeriz diye düşünüyorum çünkü imzalanmış ama bekliyor. Tasarruf tedbirleri... Tasarruf yapıyoruz. Neden yapıyoruz? Üretimden yapıyoruz ama ejder meyvesinin suyunu arkadaşlarımız, herkes içti. Şimdi, bir yerde sıkıntı var. Bizim çiftçiden, tarımdan kesinlikle tasarruf etme şansımız yok.

Yine ilginç bir konuyu da paylaşacağım sizlerle. Az önce hocam da ifade etti. Manda yoğurdunu gündeme getirdim. Aslını incelesinler bu konu nedir? Şimdi, değerli hemşehrim de sütle uğraştığı için... Trakya'daki manda yapısı belli, sayısı belli ama manda yoğurdu aldı başını gidiyor. Ya elinizdeki manda potansiyeli belli ama dağ taş manda yoğurdu olmuş. Burada bir çelişki var, burada Bakanlığın bir an evvel kontrolleri yapması gerekiyor.

Yine, atarken veya söylerken mangalda kül kalmıyor. Geçtiğimiz dönemde hem Fakıbaba döneminde hem de Sayın Çelik döneminde Tekirdağ'da bölge toplantısı yapıldı. Burada 250 başlı, ari bölge olduğu için manda ıslah projesi yapılacaktı, kaldı. Yine sertifikasyon merkezi açılacaktı, kaldı Sayın Başkanım, bunları da hatırlatmak istiyorum.

Diğer bir konu da arkadaşlar, günbegün, her gün tavukları, canlıları ölüme götürüyoruz. Biyogüvenlik Kurulumuz vardı, onu da işlevsiz hâle getirdik. Gelinen noktada birçok GDO'lu mısırı ve soyayı şu anda Biyogüvenlik Kurulu sayesinde ülkeye aldık ama hâlâ daha tavuklarımız açlıktan ölüyor. O zaman yanlış bir politikamız var, bu politikayı değiştirmemiz gerekiyor, doğru desteklerle çiftçiyi ayaklandırmamız gerekiyor.

Yine, Sayın Başkanım açıklama yaptı ama uzun süreden beri buzağı destekleri ödenmedi, çiftçinin birçok tarım desteği ödenmedi. Çıkıyoruz, söylüyoruz ama icraat öyle olmuyor. İcraat, çiftçinin bankadaki hesaplarına o bedellerin bir an evvel ödenmesi gerektiğini göstermektedir.

Yine, Sevgili Başkanım, geçtiğimiz on beş-yirmi gün öncesi Erzincan'da bir ziyaretim vardı, üzüldüm bir Türk vatandaşı olarak, bir vekil olarak. Özelleştirme kapsamında şeker fabrikalarını sattık, evet. Erzincan Şeker Fabrikası ve Erzincan ili özel bir il; Sayın Meclis Başkanımızın kendi memleketi, bir dönem Başbakanlık yaptı, orada Cumhurbaşkanı çıkarmış Erzincan ili, Millî Savunma Bakanı çıkarmış ama Erzincan maalesef

sıkıntılı. "Nasıl sıkıntılı?" derseniz, Şeker Fabrikası hemen şehrin dibinde, arkasında da... Gurur duydum, onurlandım ama üzüldüm. "Üzüldüğün nedir?" derseniz, Şeker Fabrikasının baştan aşağıya makine parkını sağlayabilecek fabrika iki yıldan beri atıl duruyor arkadaşlar. Şimdi daha bitmedi; Makine Fabrikası atıl duruyor, Şeker Fabrikasıyla aynı arazi içerisinde olduğu için arka tarafta kaldığından dolayı özelleştirilen firma geçişe izin vermiyor, onlar da tali bir yol yapmışlar, oradan o tesise girmeye çalışıyor. 30 işçi var Sayın Başkanım, 2 şef, 2 müdür, orada iki yıldan beri oturuyorlar, hiçbir şey çalışmıyor. Bu da bitmedi, doğal gazını, elektriğini o ihaleyi alan, özelleştirmeyi alan firmadan ilave faturayla alıyorlar çünkü sistem orada komplike kurulmuş. O komplike sistem çerçevesinde böyle sıkıntılar var, o makine fabrikasında bir tane dahi vida, somun sıkılmıyor iki yıldan beri, kaderine terk edilmiş. Hani biz, yerlilik, millîlik diyoruz, edebiyat yapıyoruz, çok güzel söylüyoruz, anlatıyoruz ama elimizdeki değerleri, aynı palet fabrikası gibi, askerî fabrikamız gibi orada şeker fabrikalarını atıl duruma getirmişiz.

Şimdi, nişasta bazlı şekerle ilgili kotayı 2,5'e düşürdük. Çok güzel, ben sıfır istiyorum ama ilginç olan bir şey var değerli arkadaşlar. Nişasta bazlı şeker üreten firmalardan hiçbir şey çıkmadı Sayın Başkanım, siz duydunuz mu hiç, herhangi bir tepki, olumsuzluk? Şimdi, bir şeyi eğer engellerseniz, kısıtlarsanız onun bulunduğu istişare yapan ticarethaneler veya kurumlar ayaklanır. Ama ne hikmetse 5'e indi, tık yok, 2,5'e indi, tık yok. O zaman tavşana kaç, tazıya tut mu mantığı var acaba diye merak ediyorum. Çünkü bir yerde ticaret kısılıyor ama kısılmasına rağmen o uluslararası firmalardan şu ana kadar hiçbir tanesinden ses yok, ne Cargill'den var, ne diğerinden, hiçbirinden yok. Ama benim şeker pancarı üreticim ise bas bas bağırıyor: "Ben ürünümü teslim edemiyorum, benim ürünüm kar altında kaldı, ben ne yapacağım?" diyor. Bir yerden sevineceğiz mi, üzüleceğimiz mi, anlamış değilim. Yani bunları da bir an evvel bana göre açıklığa kavuşturmamız lazım ama ilginç olan o nişasta bazlı şeker üreten firmalardan arkadaşlar, bir tane tık ses yok, bir tane ses yok. Nedir acaba, nedendir, bunu merak ediyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum Başkanım, sağ olun.

BAŞKAN - Teşekkürler.

Gene gene kısa kısa bir iki cevap verme ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. "İki bakanlık birleşti ama bütçesi küçüldü yani daha doğrusu destekleme bütçesi küçüldü." dediniz...

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Yok, destekleme demedim, Tarım Bakanlığının bütçesi küçüldü, yüzde 12 küçüldü dedim, yanlış anladınız herhâlde Başkanım. Destekleri çünkü biliyoruz, destekleri artırdık.

BAŞKAN - Evet, destekleri artırdık.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Destekleri artırdık ama şeye destek artıyor Sayın Başkanım... Yüzde 1'i veriyor muyuz, vermiyor muyuz, ona bakalım biz, sözümüzü yapalım. 2006 Haziran ayındaki 21'inci madde, Tarım Kanunu diyor ki: "Çiftçiye millî gelirin yüzde 1'ini vereceğiz." diyoruz.

BAŞKAN - Doğru.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Şimdi, burada doğruysa o zaman biz neden yüzde 1'i vermiyoruz? Şimdi, bakın ben bir şey daha söyledim, diyor ki: "Destekler içerisine işte sulamayı koyuyoruz." Sayın vekilim, 4 tane baraj imzalanmış ama hâlâ daha bir kazma çakılmamış, şimdi bu da bir gerçek, ülkenin gerçeği.

CİHAN PEKTAŞ (Gümüşhane) - Bu sene çakılır.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Vallahi ben inşallah diyorum.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) - Yatırımlar durdu.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Yatırımlar tasarruflar çerçevesinde durdu. O konuda destekleme değil, Tarım Bakanlığının bütçesi, bilginiz olsun.

BAŞKAN - Tamam, eyvallah.

Şimdi, "manda yoğurdu" dediniz, biz, arkadaşlar, aşağı yukarı on yıldır Halk Elinde Islah Projesi var, Tarım Bakanlığının yürüttüğü. Türkiye'de biliyorsunuz manda varlığımız 80 bine kadar düşmüştü ne yazık ki, şu anda 170 bine çıktı, belki biraz bolluğun sebebi bu olabilir.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) - 1 milyondu ama manda sayısı.

BAŞKAN - Düştüğü günlerin problemi bize ait değil, düşmeler 2002'den önce. Ama biz hep 2002'yi baz alıyoruz, onu tekrar ediyorum, lütfen kızmayın, bir istatistik yapmak gerektiği için orayı alıyorum. 2002'de 80 bin, şu anda 170 bin yani aradaki rakam büyük.

Bir de şöyle bir zorluğu var, takdir edersiniz hepiniz tarımla alakalı insanlarsınız. Tarımdan insanlar çıktığı zaman tekrar tarıma döndürmek dünyanın en zor işidir. O yüzden insanlar tarımdan çıkmadan tarımda tutabilmenin yollarını bulmamız lazım. Zordur, manda üretiminden vazgeçmiş adam, yeniden siz ona manda ürettirecek bir yola sokuyorsunuz, kolay değil.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Benim bu söylediğim o değildi Sevgili Başkanım, cevap bu değil. Ben size sadece şunu söylemek istiyorum, 170 bin dahi olsa manda varlığımız şu andaki ticarete konu olan manda yoğurduğunu o kadar miktarda üretme şansımız yok, ben buradaki çelişkiyi...

BAŞKAN - Anladım, ben sizin...

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Hocamızın dediği gibi değişik hile yöntemleriyle... Vatandaşımızda ondan sonra kanser artıyor, ondan sonra...

BAŞKAN - Ben sizi gayet iyi anladım, diyorsunuz ki: Aslında bu manda sayısıyla oransal olmayacak kadar manda yoğurdu...

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Veya manda türevleri var.

BAŞKAN - Burada yol bellidir, denetim artırılacak, hangi sütün manda, hangi sütün inek, hangi sütün koyun olduğuna bakılacak. Evet, Bakanlığın buradan kendine düşeni aldığını düşünüyorum.

Bir de gene kendimin de çok içerisinde olduğum bir sektör olduğu için... Biyogüvenlik Kurumu, eskiden biliyorsunuz bizimki Biyogüvenlik Kurulu idi. Kurul Bakanlıkta efendim oranın sekretaryasını yürüttüğü, belki giderlerini bile karşıladığı küçücük bir organdı, şu anda Biyogüvenlik Kurumu oldu. Dolayısıyla yok sayılmıyor, büyütülüyor, büyüdü ve risk analizi yapabilecek güce ulaştı üniversite iş birlikleriyle, bilimsel alan iş birlikleriyle. Hani Biyogüvenlik Kurulu kaldırıldı, tavuklar o yüzden aç kaldı falan filan değil, tavukçuluk sektörü evet, şu anda belli sıkıntıları olan bir sektördür ama Türkiye'de uzun yıllardır insanımızın en sağlıklı proteine en ucuz şekilde ulaşmasını sağlayan bir sektördür ve çok büyük devlet desteklerine de açıkçası ihtiyaç göstermeden bu hâle gelmiştir, buna sahip çıkmamız lazım. Ne yazık ki bugünlerde belli sıkıntıları var fakat bu sıkıntılar ne üreticilerden ne Hükûmetten kaynaklanan sıkıntılar değil, bazı iş adamlarının ekonomik sıkıntı yaşamasından kaynaklanan süreçler yaşanıyor ve yine sağ olsun Hükûmetimiz, devletimiz araya girdi, bu sıkıntılı hâllerini de ortadan kaldırdı.

Bir de yani tamam, ticaretin biraz doğasına ters, nişasta bazlı şeker kotaları düşürülüyor ama kimsenin sesi çıkmıyor. Çıksın mı? Çünkü biz yıllardır hani yüzde 10'dan 5'e düşürürken de hatırlarsanız yine biz beraber düşürdük. 10'dan 5'e düşürürken de gene milletvekiliydik ve dedik ki o zaman arkadaşlar, bunu düşürmeye devam edeceğiz, sıfırlayacağız, siz yatırımlarınızı ve planlamalarınızı buna göre yapın dedik o gün zaten. O yüzden herkes yatırımlarını başka alanlara kaydırdı, yüzde 10'dan 5'e düştüğünden sonra da bu sektöre yatırım yapan da yok, belki bundan olabilir diye düşünüyorum.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Hocam, Sevgili Başkanım, siz inandıysanız ben de inandım.

BAŞKAN - Ama ortadaki şey bu.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Bu açıklamaya öncelikle kendinizin inanması lazım çünkü siz inandıysanız ben de inanmış diyeceğim çünkü bu inanın bu açıklayıcı bir cevap değil.

BAŞKAN - İyi bakmak mı lazım?

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Hep olumlu mu bakalım diyoruz ama bizim derdimiz ülke için.