| Komisyon Adı | : | DIŞİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Arasında IFAD Ülke Ofisi-Doğu Avrupa ve Orta Asya Merkezi Kurulmasına İlişkin Ev Sahibi Ülke Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/1541) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 20 .02.2019 |
AHMET HALUK KOÇ (Ankara) - Sayın Başkan, IFAD'ın önemliliği konusunda hiçbir şüphe yok yani Türkiye'nin böylesi bir uluslararası boyutta adım atması bizim de olumlu gördüğümüz bir olay.
Ben, Sayın Dışişleri Bakanlığı Bakan Yardımcımız buradayken geçen bu 1540'la ilgili, bir öncekiyle ilgili ufak bir şey hatırlatmak istiyorum. Burada bu İslam Gıda Güvenliği Teşkilatı Tüzüğü Arapça, İngilizce ve Fransızca yayımlanmış.
Sayın Büyükelçim, şimdi, Türkiye, Azerbaycan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni -bilmiyorum Arap ülkelerinin ambargosundan çıktı mı çıkmadı mı; bizim millî politikalarımız doğrultusunda her alanda yaşatmaya çalıştığımız bir temel unsur, bir siyasi organizasyon- katarsak ve Türkî Cumhuriyetlerin Türk lehçelerini de katarsak niye bu tüzükte Arapça, İngilizce, Fransızcanın yanında Türkçenin de yer alması bakımından Dışişleri Bakanlığımızın bir girişimi olmuyor? Yani bu konuda ısrar edilmeli, bu tür olaylarda yani Türkiye, bir tek kendi kara parçası değil yani Türkçe konuşan ülkeler "hinterland"ini de sahiplenecek bir adım atmalı. Yani burada bize ne empoze edilirse orada kalıyoruz yani bir noktada, sadece bu konuda değil, diğer konularda da. Burada biz sahiplenmediğimiz zaman... Ben hegemonyacı değilim, yakın tarihimizden bir emperyal hikâye çıkartanlara asla katılmıyorum ama yaşayan Türkçemizi ve... "Bu teşkilatın içerisinde 52 ülke" dediniz, bunun içerisinde en aşağı 10 tanesi, 15 tanesi Türkçeyi değişik lehçelerle uygulayan, konuşan, anlayan ülkeler. Tamam, Tunus, Fas, Cezayir, bir iki Afrika ülkesi "francophone" olabilir, Arap ülkelerinin bir kısmı, Orta Doğu'daki ülkeler İngiliz şeyi yapabilir, Arapça tamam kendi şeyi. E, Türkçe de temel noktalardan bir tanesi olmak zorunda. Bu konuda ben biraz ısrar gerektiğini ifade etmek istiyorum. Belki "millî ve yerli" olarak tanımlanan Cumhur İttifakı üyesi partilerin sözcülerinin bunu söylemesi gerekirdi ama "millet" kavramı herhâlde hepsinden daha önce geliyor ki bunu söylemek de bana düştü.
Teşekkür ederim.