| Komisyon Adı | : | BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU |
| Konu | : | (2/1988) esas numaralı Kanun Teklifi Anayasa'nın 2'nci maddesine aykırılık teşkil ettiğinden tümünün iptal edilmesi gerektiğine ilişkin önerge hakkında görüşmeler |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 04 .07.2019 |
HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Değerli milletvekilleri, değerli basın mensupları, sivil toplum örgütlerinin başkanları, Bakanım, bürokratlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, tabii ki biz ülkemizin tanıtımına karşı değiliz ama doğru işler yapmak zorundayız. Bugün sadece... Dün akşam bu teklif bize geldi. Gece on ikide, Sayın Başkanım, Genel Kurulda yine bir görüşmemiz vardı Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyla ilgili. Gece gittik, göz attık, sabah erken de kalktık, birkaç tane sivil toplum örgütüyle görüştük ve bütün kurumlarla yan yana gelerek, beraber çalışarak bunu çıkarmamızı istediler. İşin gerçeği bu.
Sayın Bakanım, Değerli Milletvekilim; ihracat yaptığın zaman yüzde 18 KDV alıyorsunuz değil mi? Peki, turizmde de bir ihracat yapıyoruz aslında. Yani otel işletmecileri, diğerleri bir ihracat yapıyor, yurt dışından bir imkân getiriyor, dolar getiriyor, euro getiriyor. Şimdi, bunu yaparken, bakıyorum, e zaten Turizm Bakanlığının bütçesi var, burada, ekstradan, buradaki otel sahiplerine, otelcilere, diğer işletmecilere bir nevi vergi geliyor. Bu da korkunç bir rakam yani yüzde 1'den bahsediliyor. E zaten otelcinin durumu belli, 2 yıldızlı, 3 yıldızlı, 4 yıldızlı otellerin durumu belli, vergisini veriyor, gelen turist sayısına göre kişi başına bir para kesiliyor; eğer biz bir daha buraya, bu insanlara ikinci bir yük bindirirsek inanın ki altından kimse kalkamaz arkadaşlar. Bizim derdimiz, doğruyu tespit etmek. Evet, devasa bir bütçe yaratıyorsunuz. Bunun denetiminde Sayıştayı devre dışı bırakıyorsunuz.
Buraya baktığımız zaman yine, bölge bölge söylüyorsunuz, Çanakkale'de başlıyor, Fethiye'de bitiyor yani Antalya'da bitiyor Ege; Türkiye'nin en büyük işletmelerinin olduğu bölge, orada tek temsilci koyuyorsunuz. Diğer tarafa bakıyorsunuz, icra kurulunda yine Bakan istediği adamı getirip orada çalıştıracak. TÜRSAB'a sordum sabah "Bu konuda bizim bilgimiz yok." dediler.
Eğer biz gerçekten bir kanun yapıyorsak değerli arkadaşlar, doğru yapmamız lazım. Bütün Otelciler Birliğini, Federasyonunu, Turist Rehberleri Birliğini; hepsini toplayarak, bir hafta tartışarak, doğru bir karar çıkarmamız lazım. Aksi takdirde, bunu çıkarırız, göreceksiniz, ileride çok büyük sorunlar olur. Yani bu iktidar ömür boyunca burada kalmayacak, değişecek, başka birisi de gelebilir. Şimdi devasa bir bütçe oluşturarak Sayıştayın denetimini de geri çekersek bu iş yürümez, yürüme şansı da yok. O zaman ben iktidara geldiğim zaman kendi yandaşıma veririm, şu anki mevcut iktidar kendi adamlarına destek verecek; e diğer taraftan ne olacak insanlar?
O yüzden, bana göre, bunu oturup -Cumhuriyet Halk Partisi önerisi bu- tekrar, bu işin içinde olan bütün kurumları çağırıp güzel bir şekilde tartışıp bir hafta boyunca veya iki hafta mı sürer, doğru bir şey çıkarmamız gerekiyor.
Bunu örnekleyelim, birkaç tane şeye değineyim değerli arkadaşlar. Örneğin "Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı" demişsiniz. Zaten geliştirme bu işin içinde yani "Türkiye Turizm Ajansı" net olabilirdi. Basit şeylerden bahsediyorum yani çok şey değil de. Yine, yönetimde, icra ve danışma kurulundaki, üye sayısı en çok olan derneklerle ilgili de mutlaka sıkıntı çıkıyor. "Derneklerimiz üye devşirmek için siyasallaşma dâhil her türlü çalışmaya girebilirler kaygısı taşıyor." diyor. Yani burada yine siyaset karıştığı zaman bu işin tanıtımı olmaz, gerçekten olmaz.
Şimdi, bizim her şeyden önce doğruları tespit etmemiz lazım. Yani ben Türkiye'ye gelip seyahat etmem için birinci derecede şunu düşünürüm: Demokrasisi var mı? Mal ve can güvenliğim var mı? Bağımsız yargı var mı? Değerli arkadaşlar, yurt dışından, Avrupa'dan turist geldiğinde "O ülkede sağlıklı demokrasi var mı? Ben gittiğimde benim mal ve can güvenliğim var mı?" diye düşünür. Şimdi, demin, teklif sahibi sevgili vekilim konuşurken... O dönemde İspanya bizden geriydi, İspanya'nın şu an 70 milyar dolara neden ulaştığını bir araştıralım. Senin bugün Türk Hava Yolların var, başka ülkelere uçuyor; 380 euroyla Almanya'dan buraya geliyorsun, İngiltere'den buraya 385 pauntla geliyorsun bir turist olarak baktığında, charter uçakları koymuyorum. Ama Londra'da 4 tane havaalanı var, günde 6 tane uçak, her havaalanından 6 uçak İspanya'ya gidiyor. Kaç para biliyor musunuz? 20 paunt. Cuma, cumartesi olduğu zaman, bütün uçaklar dolu; oraya gittiği zaman her vatandaş günlük 500 paunt bırakıp geri dönüyor. Şimdi, bizim her şeyden önce ulaşım sorununu halletmemiz lazım. Yani bunları oturup tartışıp bu konuyu halletmeden, istersen otelcilerin bütün anaparasını elinden al, dünyanın her tarafında reklam yap, müşteriyi yine buraya getiremezseniz arkadaşlar. Bizim doğru şeyleri tespit etmemiz lazım. Eğer doğru şeyleri tespit edemiyorsak sıkıntı... Şimdi, 35 milyar dolardan bahsediliyor 2018'de. Arkadaşlar, 35 milyar dolar gibi, öyle bir şey yok yani maksimum 20 milyar dolar bizim turizm gelirimiz var. Biz ulaşım sektörü altyapısını halletmeden istersek 100 trilyon reklam bütçesi oluşturalım, reklam da yapalım hiçbir sıkıntı olmaz, hiçbir şey olmaz. Soruyorum Sayın Bakanıma: Çin'e bir reklam yaptınız o dönemde, kaç para harcadınız, ne getirdiniz? Ulaşım sorununu halletmeden ve Türk Hava Yollarını bu işin içine sokmadan, destek vermediğiniz sürece sizin otelcilerden alacağınız para veya rehberlerden aldığınız para, yaptığınız reklam, hepsi boşa gider arkadaşlar. Bizim sorunumuz reklam değil, bizim sorunumuz demokrasi, bağımsız yargı, insanların mal ve can güvenliğinin sağlanmasıdır; konu bu. İlk önce bizim buradan başlatmamız gerekiyor.
Diğer taraftan, 2023 hedefimiz 70 milyar dolar; inşallah olur, hepimiz onu zaten istiyoruz. Burada herhâlde ülkesine karşı olan kimse yok yani ama doğruları tespit edip doğru yolda gitmemiz lazım. Bu fondan önce, bana göre, bu yasada önce bizim, ulaşım, diğer konuları halletmemiz lazım. Bunu yapmadıktan sonra ben gideyim 100 milyon dolar Almanya'da, Fransa'da para harcayayım, reklam vereyim, televizyonlara reklam vereyim. Tamam, iyi, ben Türkiye'ye geleceğim, o da doğru; gideceğim havaalanına, diyeceğim ki: "Uçak var mı Türkiye'ye?" "Yok." diyecekler veya "Haftada bir gün." diyecekler. "Kaç para?" diyecekler. "300 euro."
Şu anki acentelerin getirdiği yolcuyla yani charter uçağa binip buraya gelen yolcuyla sizin 1.500-2 bin dolara yetişme şansınız yok. Eğer adam Türk Hava Yollarına binip buradan da otelde yer ayırtıp buraya geliyorsa o turist 2 bin dolar para harcar arkadaşlar. O dönemde Mahir Bey vardı, gerçekten doğru bir Bakanlık yaptı. Önerilerimizi verdik, işte o uçaklara 5 bin dolar benzin parası desteğini o zaman çıkarmıştık. Doğru mu? Doğru. Şimdi, biz, ulaşım sorununu halletmeden, devasa bir bütçe oluşturarak tekrar vatandaşın, işletmecinin sırtına yük bindirerek bu hedefe ulaşma şansımız yok. Zaten Turizm Bakanlığının bir bütçesi yok mu Sayın Bakanım, tanıtım bütçesi yok mu? Şimdi siz resmen burada bir vergi uyguluyorsunuz. Sayıştaydan denetlemeyi alıyorsunuz, artı yetmiyormuş gibi bir de diyor ki: "Vergi idaresi kanununa göre yargılanacaksın." Yani "Sen vergini ödemediğin takdirde ben sana icra getiririm." diyor. Bu fona para yatırmak zorunda yani haraç alıyoruz vatandaştan; dürüstçe söyleyeyim size. Yani Türkiye Cumhuriyeti'nde zaten adam vergisini ödüyor arkadaşlar. Ek bir bütçe oluşturalım, Turizm Bakanlığı tanıtım bütçesini ne kadarsa, yüzde 10, yüzde 5, yüzde neyse artıralım yani. E zaten vatandaş vergisini ödüyor. Yani bu konuda şimdi öyle düşünüyoruz.
Arkadaşlar, şimdi burada konuşuluyordu, yanlış anlaşılıyordu, ben turizmci olduğum için biliyorum. Türkiye'de dünyanın en pahalı içkisini satıyoruz. Bugün alkolden alınan vergi dünyanın hiçbir yerinde yok, hiçbir yerinde yok. Arkadaşlar, samimi söylüyorum, her şey dâhil sisteminde bir otelci yüzde 10 para kazanamaz yani şu şartlarda kazanamıyor zaten. E acenteler, arkadaşlar, acenteler yüzde 1 kâr ediyor, yüzde 1; binde 1'i adamın elinden alıyorsunuz, cironun üzerinden alıyorsunuz. Bu adam bütün kârını verse size ne olacak, nasıl ayakta kalacak, o personelin parasını nasıl verecek? Yani bunların hepsini düşünmemiz gerekiyor. Biz yükü getiriyoruz, vatandaşın üzerine yüklüyoruz, ondan sonra diyoruz ki: 150 milyon euro İspanya'nın tanıtım fonunun payı var. İspanya devleti, oraya gelen her uçağın benzinini veriyor arkadaşlar, bugün 20 pauntla aynı şekilde Londra'dan adam kalkıp İspanya'ya gidiyorsa oranın Hükûmetinin desteği var. Bu sorunları halletmeden fon oluşturarak, reklam vererek Türkiye'nin turizm gelirini artırma şansımız yok arkadaşlar. Onun için, bana göre, tekrar oturup bu konuları tartışmamız lazım, altyapı yapmamız lazım. Ondan sonra, gerekirse zaten o otel sahipleri gönülden bu vergiyi vermeye hazır, sıkıntı olmaz. Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; eğer bu kanunlaşırsa yine tek yetkili bakan. Yani diğer tarafta Otelciler Birliği var, TÜRSAB var, Turist Rehberleri Birliği var; bunlar yok ki işin içinde, sözde var ama uygulamada yok. Nereye para harcayacağını kimse bilmiyor. Yani bu konuda tereddütlerimiz var. Bu konuda Otelciler Birliği, TÜRSAB, hepsiyle oturup bir hafta, birkaç gün geciksin ama düzgün bir kanun çıkaralım arkadaşlar. Düzgün bir kanun çıkarmadığımız takdirde bunun kurulmasıyla, paraların toplanmasıyla, zorla haraç alınmasıyla otelcilerden, diğer birliklerden bu iş yürümez, yürüyeceğini de zannetmiyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuda soru işaretlerimiz var, bu konu önemli, itirazımız yok ama doğru bir şekilde oturup tartışıp doğru şeylerle götürmemiz gerektiği inancını taşıyorum değerli arkadaşlar. İsterseniz 100 milyon dolar değil, 200 milyon dolar para kullanın tanıtım için, altyapısını yapmadan o reklamın hepsi boşa gider. Onun için bunu bir daha düşünmemiz gerektiği inancını taşıyorum Sevgili Başkanım.
Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum arkadaşlar.