| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2019) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 10 .07.2019 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Biliyorsunuz, Sayın Albayrak şöyle bir açıklamada bulunmuştu: "Şubat ocaktan daha iyi, mart da şubattan daha iyi olacak." Vallahi, vatandaş için martın sonu bahar oldu ama iktidar açısından baktığımızda iktidar tulumbada suyu bitirdi ve bu ülkenin kefen parasına maalesef muhtaç duruma geldik.
31 Aralık 2018 itibarıyla 445 milyar dolar dış borç oldu. 2019 bütçesinde 80 milyar açık ve çoğu şimdiden tüketildi, imar barışı, Askerlik Kanunu, varlık barışı, vergi afları ve yapılandırma yetmedi, iğneden ipliğe yapılan zamlar ama delik büyük yama tutmuyor, olan da vatandaşa oluyor. İşçilerin kıdemine de bu arada göz dikildi, yetmedi, milletin kefen parasına şu anda sıra geldi. Ancak bunlar olurken birileri maalesef şatafattan vazgeçmiyor, Yüksek İstişare Kurulu üyelerine yüzde 40 zam yapılıyor, kimilerine çift dikiş maaş verilirken emeklilikte yaşa takılanlara gelince sıra "türediler" deniyor. 3600 ek göstergeye gelince verilen sözler unutuluyor.
Değerli Komisyon üyeleri, teklifin 1'inci maddesi götürü vergilendirmeyi geri getirmekte ve kayıt dışı ekonomiyi teşvik etmektedir. Öngörülen değişiklik mükellefin isteğine bırakılmışsa da mükellef kâr elde etmese dahi belirlenen miktar üzerinden vergi ödemek zorunda kalacak, devletin ise bu dönemde elde edeceği geliri değişmeyecektir. Bu yetki çok geniş olup bütçe açık verdikçe işletmelere yeni vergi yükü getirecektir. Kazanıp kazanmadığına bakılmaksızın vergi alınacağından küçük işletmeler ve esnaf vergi yükü altında kalacak ve varlığını sürdürmekte zorlanacaktır. Yasanın temel amacı bütçe açık verdikçe daha fazla vergi almak üzerine kurulmuştur.
Kanun teklifinin 2'nci maddesiyle kriz içinde boğulan ekonomi için geçmişte düzenlenen varlık barışı yeniden düzenlenerek para bulunmaya çalışılmaktadır. Ancak elde edilen gelir ve iratların kaynağı sorulmadan, vergiye tabi tutulmadan, ülkeye transferlerine ilişkin geçmişte de yapılan uygulamalar kişileri haksız kazanç elde etmeye teşvik edeceği gibi ülkemizi diğer ülkelere karşı kara para aklama konusunda zan altında bırakacaktır.
Kanun teklifinin 8, 9, 10, 11, 12, 13'üncü maddeleri ile 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un 3, 4, 5 ve 9'uncu maddelerinde yapılan değişiklikler ile 5'inci maddesinin yürürlükten kaldırılarak geçici 9'uncu maddenin de eklenmesiyle yapılan düzenlemeler ile yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarından ölenlerin hak sahiplerine borçlanma hakları verilerek bu yolla aylık alma haklarının yasal sürelerinde borçlanma haklarını kullanmayan hak sahiplerine ve sigortalılara yeniden borçlanma olanağı sağlayarak da aylık hakları elde etmelerinin, bağlanmış olan kısmi aylıklarının borçlanma yaparak tam aylığa dönüşmelerinin sağlanması yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın yararına gibi gözükmekte ancak teklifin 9'uncu maddesiyle 3201 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesinde yapılan değişiklikle borçlanma pirim oranının yüzde 32'den yüzde 45'e yükseltilmesi öngörülerek vatandaşların ölümü göstererek sıtmaya razı olmaları istenmektedir ve bu düzenleme Anayasa'ya aykırıdır.
Kanun teklifinin 18'inci maddesinde 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 35'inci maddesinde yapılan değişiklikle Sosyal Güvenlik Kurumunun kişilerin sağlık verisi dışındaki kişisel veriler ile ticari sır niteliğindeki verileri görevleri yerine getirmek üzere ihtiyaç duyması hâlinde Merkez Bankasının talebi hâlinde bu bakanlıkça; kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi tesis ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi için de Sağlık Bakanlığının talebi hâlinde Sağlık Bakanlığınca kişilerin verilerini paylaşması öngörülmüştür. Sosyal Güvenlik Kurumundaki kişilerin sağlık bilgileri dışındaki bilgileri Merkez Bankası ne yapacaktır? Olsa olsa yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının, Sosyal Güvenlik Kurumu emekli aylığı alanların yurt dışı mevduat yapıları sorgulanarak istenebilir. Acil ve zorunlu hâller dışında kişilerin onayı alınarak verilerin paylaşılması kişisel haklar bakımından daha uygun olacaktır.
5 ve 6'ncı maddeler ise daha vahimdir. Yani belki de ne kadar içler acısı bir duruma gelindiğini en iyi özetleyen maddelerdir. Merkez Bankasının bağımsızlığı ve bilanço yapısı dolayısıyla da güvenilirliğinin zarar görmesi pahasına günü kurtarmak için Hükûmetin para basmayı piyasadan saklanması işlemidir.
20'nci maddeyle yurt dışına çıkış yapan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından çıkış başına alınan harç miktarı 15 liradan 50 liraya çıkartılmakta ve bu miktarın 3 katına kadar artırılabilmesi hususunda Cumhurbaşkanına yetki verilmektedir. Her şeyi tek merkeze bağlayan zihniyet yurt dışı çıkış harçlarını bile yine Cumhurbaşkanına bağlıyor, her şeye Cumhurbaşkanı karar verecek. Yurttaşların yurt dışına çıkış için ödemekte oldukları yurt dışı çıkış harcının seyahat özgürlüğüne müdahale niteliğinde olmaması gerektiği açıktır. Geçmişte oldukça yüksek rakamlara ulaşan harcın 15 TL'den 50 TL'ye yükseltilmesi basit bir güncelleme olarak değerlendirilemez. Bu nedenle yurt dışı çıkış harcı yükseltilmemeli, hatta kaldırılmalıdır. Ali Babacan'ın hazineden sorumlu Devlet Bakanı olduğu dönemde, 2006 yılında yurt dışında çıkan Türk vatandaşlarının ödemekle yükümlü olduğu 50 ABD doları olan yurt dışı çıkış harcı 15 TL'ye inmişti hatırladığımız kadarıyla. Şimdi ise torba teklifiyle yurt dışı çıkış harcı 50 liraya çıkarılmak isteniyor.
27'nci maddeyle ilgili şu cümleyi dikkatinize çekmek istiyorum: "Bu hastanelerin müşterisi inşallah çok daha artacak." Bu söz AKP'li Cumhurbaşkanına ait, evet "Bu hastanelerin müşterisi inşallah daha çok artacak." dedi. bir hastane açılışında. Ama geldiğimiz noktada hastayı müşteri, hastaneyi işletme olarak gören anlayışın bedelini yine vatandaş ödemekte, dövize endeksli hasta garantili sistemimiz hepimizin gözleri önünde çökmektedir. Sağlık Bakanlığı tarafından kamu-özel iş birliği modeli çerçevesinde gerçekleştirilen hasta garantili projelerde kamu tarafından ödenecek kullanım bedeli ile hizmet bedeli ödemeleri mevcut sözleşme hükümleri gereğince döviz kuru ve enflasyon oranındaki artışlara uygun olarak belirlenmektedir. Maddeyle söz konusu bedellere ilişkin mevcut hesaplama formülleriyle ortaya çıkan kullanım bedelleriyle hizmet bedellerinin cari ekonomik koşullara göre kamu lehine revize edilmesi imkânı sağlanmaktadır. Bu doğrultuda sözleşme dönemi boyunca yapılacak toplam sözleşme bedeli ödemelerinde meydana gelebilecek aşırı düzeydeki artış riskinin engellenmesi ve kamu yararı esas alınarak sözleşmenin tarafları arasında mutabakat sağlanmak suretiyle toplam kullanım bedeli veya hizmet bedeli ödemelerinin azaltılmasının yolunun açılması hedeflenmektedir. Bu çerçevede belirlenen şartların oluşması hâlinde bakan onayıyla sözleşme değişikliği yapılabilecektir. Bu değişiklik aynı zamanda şehir hastaneleri modelinin iflas ettiğinin de bir ilanıdır.
29'uncu maddede lisanssız üretim projelerinde tüketim bağı kurulması konusunda geçici madde eklenmiştir. Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik enerjisi üretim santralleri ülkemizin giderek artmakta olan enerji ihtiyacının çevreye en az zararla karşılanması için teşvik edilmesi gereken yatırımlardır. Bu santrallerin tüketim noktalarına yakın alanlarda faaliyet göstermesi aynı zamanda enerji iletim hatlarında meydana gelen teknik kayıpların azaltılmasına da yardımcı olacaktır.
Lisanssız üretim santrallerinin kurulumu öncesi tamamlanması gereken resmî prosedürler birden fazla kamu kurum ve kuruluşundan izinler alınmasını gerektiren uzun bir süreç oluşturmaktadır. Örnek olarak imar planını zamanında tamamlayamadığı için bağlantı anlaşması süresi içinde santralini kuramayan yatırımcılar olabilmektedir. Yine umduğu finansmanı günün şartlarında sağlayamadığı için hakkını yitiren yatırımcılar da olabilmektedir. Hangi sebeple hakkını yitirmiş olursa olsun yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı bir elektrik üretim santrali kurmak isteyen yatırımcıya getirilecek olumlu düzenlemeler, ülke ekonomisinin gelişmesine yönelik atılacak bir adım olacaktır. Teklif edilen yüz yirmi günlük sürenin en azından "180 gün" olarak değiştirilmesi kurulacak lisanslı santrallerin daha özenli tasarımı ve imalat sonrası kalite kontrolü açısından zaman yaratacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Lütfen tamamlar mısınız.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Bitiriyorum Başkanım.
30'uncu maddedeki lisanslı elektrik santrallerinin izin ve ruhsat sürelerinin uzatılmasına neden ihtiyaç duyulduğu, belli firmalara kolaylıklar mı sağlanmaya çalışıldığı tartışmalıdır ve bu madde iyice açıklanmalıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; maddelere geçince özellikle bu 30'uncu maddeyle ilgili söz aldığımda size Muğla Yatağan'dan, Yeniköy'den, Kemerköy'den termik santrallerin ve maden ocaklarının nasıl bir özelleştirme kurbanı olduğunu anlatacağım.
Hepinize saygılar sunuyorum.