| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2019) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 11 .07.2019 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar; bu paket, defalarca da söylendi, Hükûmetin ekonomiyi iyi yönetemeyişinden, yanlış yönetmesinden, yanlış kararlar almasından ve sonunda ekonominin krize girmesinden kaynaklanan sonuçları telafi etmeye yönelik olarak önümüze getirilmiştir. Yani bir kriz var, bu kriz bir taraftan kamu dengelerini bozmuştur, bir taraftan da devletin gelir/gider dengelerinde bozulma ortaya çıkmıştır. Nitekim yıllardır bütçe açıkları fazla konuşulmaz iken 2019 yılı itibarıyla bütçe açıklarında korkunç artışlar ortaya çıkmıştır. Bozulan bu kamu dengelerini düzeltmek maksadıyla palyatif tedbirler niteliğinde rastgele, nereden neye takıldıysak onlar toplanmış ve önümüze getirilmiştir.
Diğer taraftan, piyasada bozulan dengeler var, batan iş adamları var, değişik sektörlerde sıkıntılar var. Yine aynı şekilde, piyasadaki sıkıntılarla da ilgili olarak bu paket rastgele maddelerden oluşmaktadır. Ne piyasayı düzenleyecek sistematik bir arayış vardır, buna yönelik bir çabanın ürünü olarak detaylı üzerinde düşünülmüş, tartışılmış ve krizden çıkışı ifade edebilecek bir paket niteliği vardır ne de kamu dengelerini kurmaya yönelik, kalıcı olarak yerleştirmeye yönelik bir arayış yoktur. Aslında Türkiye'nin sorunu da budur. Yani piyasayla, devletle, kamu dengeleriyle ilgili birtakım düzenlemeler yapacaksanız bunun detaylı olarak çalışılması lazım. Bürokrasiyle birlikte, uzmanlarla birlikte, hatta piyasayla birlikte, Mecliste, Parlamentodaki birtakım heyetlerle partiler arası görüşmelerle bunun olgunlaştırılması ve eksiksiz getirilmesi lazım.
Şimdi, bakıyorum, bu paketin içerisinde gerek kamu dengelerini kurmak gerekse piyasadaki bazı bozulmaları düzeltmek için akla ne geldiyse konulmuş. Vergi teşvikleri var, kara paraya varlık barışı var, Merkez Bankasının yedek akçelerine el koyma var, gümrüklerde kalan veya ülkeye kaçak yollarla giren taşıtları yasallaştırma var, enerji sektörüne destekler var, sorunlu kredilerin yeniden yapılandırılması var, kamu/özel iş birliği modeliyle ilgili düzenlemeler var. Ama krizden en fazla etkilenen kesimlerden biri tarımdır. Yani ben Konya'da nereye gittiysem tarım kesiminin büyük feryat ettiğini duymuşumdur. Aynı şey -bu paketin sahibi Aydın Milletvekili olması hasebiyle- Aydın çiftçisinin de sorunları vardır, krizden en fazla etkilenen kesimlerden biridir. Ama şu ana kadar tarım kesiminin bu kriz karşısında nasıl kendisini koruyacağı, geliştireceğiyle ilgili herhangi bir maddeye burada rastlamadım. Sadece bu pakette değil, daha önceki gelen yasalarda da böyle bir şey yok. Esnafla ilgili ciddi bir şey yok, bilmem, dar gelirlilerin, sabit gelirlilerin sorunlarıyla ilgili herhangi bir şey yok. Ama hemen iş adamlarıyla ilgili, sorunlu kredilerle ilgili, bilmem, benzer konularda birtakım düzenlemeler var. Ama bütçe dengelerini sağlamak için bula bula işte yurt dışında bulunan vatandaşlarımızın Türkiye'de emekli olmak istedikleri zaman bunların primleri ve yükümlülükleri, kazançları veya emeklilik hakları ne olacak bu bulunmuş. Bu, çok kısır bir yaklaşım tarzı değerli arkadaşlar. Bütçe dengelerini kurmak için yani bula bula sadece...
Tabii, Merkez Bankasının yedek akçelerine el atmak ayrı bir şey, o da ekonomiyi tamamen darboğaza sokacak bir hadisedir, geçici, palyatif bir tedbirdir o, 2000 öncesi maliye politikalarına dönmek anlamına gelir. Ama sadece yurt dışındaki vatandaşlarımızın emekliliğiyle ilgili bu düzenleme krizle ilgili, kamunun dengeleriyle ilgili hiçbir derde deva olmaz.
Yani sürekli olarak -bir yıldır Komisyondayım- Garo Bey söylüyor, diyor ki: "Etki analiz raporu nerede?" Her metin geldiğinde, her paket geldiğinde...
GARO PAYLAN (Diyarbakır) - Dört yıldır, dört yıl...
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Benden önce de üç yılı varmış. Sürekli "Etki analiz raporu nerede?" diyor.
MUSTAFA KALAYCI (Konya) - On iki yıldır.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ben hâlâ bu Komisyona düzgün bir etki analiz raporu getirildiğini görmedim.
GARO PAYLAN (Diyarbakır) - Ben hiç görmedim.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - 1990'lı yıllarda, 2000'li yıllarda Meclisteydim, sürekli emeklilikle ilgili, Sosyal Güvenlik Kurumuyla ilgili düzenlemelerde "aktüeryal dengeler" kavramı devamlı kullanılırdı ve buna göre perspektif geliştirildiği ifade edilirdi. Ama gelen rakamlarda da bir gariplik var. Aktüeryal dengeleri kuruyoruz, bilmem, sosyal güvenlik açıklarını ortadan kaldırıyoruz. Sizinle de beraber çok çalıştık bunu yani.
BAŞKAN - Çalıştık, evet.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sürekli bu iddialarla birtakım düzenlemeler yapıldı ama aktüeryal dengeler düzelmedi. Çünkü biz kavramları kullanıyoruz, kullandığımız kavramların gereklerini yerine getirmiyoruz. Bu pakette de net bir şekilde yurt dışındaki vatandaşlarımızın Türkiye'deki emeklilik talepleri karşısında ödeyecekleri primleri ciddi miktarda artırıyoruz.
İkincisi, prim ödeme süresini uzatıyoruz.
Üçüncüsü, hepsini BAĞ-KUR'lu statüsüne koyduğumuz için alacakları emekli aylığını da azaltıyoruz. Bu çok kabaca, işte sosyal güvenlik açıklarına katkı sağlayacak bir şey olarak görülmüş ama hesabının ciddi bir şekilde yapıldığını da zannetmiyorum daha önceki çalışmalarda olduğu gibi ama bizim çalışma yöntemimiz öteden beri böyle galiba. Bir Osmanlı paşası, bir İngiliz sefirini yemeğe davet etmiş. Sefirin hoşuna gitmiş yemekler "Ya, bu yemekler nasıl yapıldı acaba? Şu aşçıbaşını çağır da bir tarifini yapsın." demiş. Aşçıbaşı gelmiş, yemeği nasıl yaptığını anlatıyor: "Et koyacaksın." diyor. İngiliz sefiri diyor ki: "Ne kadar?" Aşçıbaşı diyor ki: "Kararınca. Tuz atacaksın." Sefir hemen soruyor: "Ne kadar?" Bizim aşçıbaşı diyor ki: "Kararınca. Patlıcan koyacaksın." "Ne kadar?" "Kararınca." Bizim her işimiz kararınca oluyor. Şimdi, her iş kararınca olduğu zaman da sonunda geliyor, tıkanıyor. Aslına bakarsanız bu konuların kriz ortamında da değil, kriz girmeden konuşulması lazım, sakin kafayla konuşulması lazım, düzgün bir şekilde, zamana sıkıştırmadan aktüeryal dengelerin veya etki analizlerinin tahlil edilerek ülkenin geleceğiyle ilgili bir perspektif koyup ona göre bir düzenleme yapmak lazım. Bu pakette bu yok. Onun için, bazen "Torba paket, torba paket..." İktidardaki arkadaşlar kızıyorlar: "Her seferinde 'torba paket' diyorsunuz." Ya, "torba" demek, sadece o kelimeyi kullanmayla ilgili bir şey değil, hesap kitap yapılmadan geliyor. Hesap kitap yapılmadan gelen bütün maddeler, bir bakıyorum, bir ay sonra Komisyona bir şey geliyor, aynı konuda. Aynı konuda derli toplu çalışılır, bir arada bir metin getirilir. Böyle rastgele torba geldiği zaman demek ki üzerinde çalışılmamıştır, palyatiftir, memlekete faydası olmaz, ülkeyi dağıtır, perişan eder demektir. Bütçe açıklarını kapatmak için bula bula, sosyal güvenlik dengesini, aküeryal dengeleri kurmak için yani miktarının da fazla olmadığını zannetmediğim -verilen rakamlardan da o anlaşılıyor zaten- bu konu bulunmuş. Yani sosyal güvenlikle ilgili sorun sadece bu mu? Hayır.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.