| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | On Birinci Kalkınma Planının (2019-2023) Sunulduğuna Dair Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi (3/777) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 15 .07.2019 |
FAİK ÖZTRAK (Tekirdağ) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Şimdi, tabii şöyle 2013 yılını da bir hatırlarsak Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası Başkanı "Artık parti bitti, evli evine, köylü köyüne." Birtakım ülkeler bu çerçevede partinin bitmesiyle ilgili olarak tedbirleri aldılar ama bize benzeyen ekonomilerin bir kısmı da tedbir falan almadı. İşte o günden bugüne ekonomilerin performansına baktığımız zaman Türk ekonomisinin bize benzeyen ekonomilerden hızla negatif bir biçimde ayrıştığını görüyoruz yani bizim performansımız onlardan kötü. Hani deniyor ya "2018'de ne olduysa oldu." aslında 2018'de olmadı. Önce 2013'ü okuyamadık, orada başladı. 2014'te Cumhurbaşkanı halk tarafından seçildikten sonra dedi ki "Ben diğer cumhurbaşkanları gibi olmayacağım." o bir belirsizlik yarattı, arkadan üst üste yani bir yılda hiç Türk demokrasisinde görülmemiş bir biçimde birinci seçim kayboldu, ikinci defa bir daha seçim yapıldı, onun arkasından bugün yıl dönümünü yaşadığımız hain darbe girişimi geldi. Bütün bunlar üst üste geldi, Türkiye'nin genleri bozuldu. Bu, hem ekonomiyi etkiledi hem hukuk devletini etkiledi hem demokrasinin kalitesini etkiledi.
Ş
imdi, biraz daha ekonomi kısmına doğru gelmeden önce, kısaca neleri yok ettik bu süreçte? Bir kere, denge ve kontrol mekanizmalarını yok ettik, güçler ayrılığını bitirdik; her şey tek adam tarafından kararlaştırılır, tek adam tarafından uygulanır hâle geldi, karar alma süreçleri öngörülebilirliğini kaybetti, devlette kurumsal bürokratik birikimi ve liyakati hızla yok ettik. Ee, bütün bunlar ister istemez tabii, Türkiye'de insanların cebini de boşaltmaya başladı, ekonomik performansımızı da çok kötü etkilemeye başladı.
Nitekim şöyle bir baktığımız zaman, 2013 yılında Türkiye'nin toplam gayrisafi yurt içi hasılası yani bir yılda yarattığı gelir 950 milyar dolardı, 2018'de bu, 784 milyar dolara düştü. Yani yönetimdeki beceriksizlik nedeniyle milletin yıllık olarak kazancında yaklaşık 166 milyar dolar eksilme oldu.
Şimdi, yine dönüp baktığımız zaman bu plan, On Birinci Plan önümüze geldi. Aslında bu On Birinci Plana baktıkça bu tamamen hukuksuzluğun bir itirafı. Şimdi, 5018 sayılı Yasa var, Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu. Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu'nda açıkçası deniliyor ki: "Bütçeyi plana göre hazırlayacaksın, bütçeyi Orta Vadeli Program'a göre hazırlayacaksın, bütçeyi Orta Vadeli Mali Plan'a göre hazırlayacaksın." Ee, mali planı hazırlamışsınız, Orta Vadeli Mali Planı, Orta Vadeli Programı hazırlamışsınız, bütçeyi geçirmişsiniz; uygulamasında altıncı aya gelmişsiniz, bir de bakıyorsunuz önünüze plan geliyor, On Birinci Plan. On Birinci Planın birinci yılı ne? 2019. Ee, ama 2019'un bütçesini uyguluyorsunuz. Yani yasa açıkça çiğnenmiş. Biraz daha ileri bir yorum yapabilirsiniz, aslında hep burada dile getirildi Anayasa'nın 166'ncı maddesi, 166'ncı maddesi... 166'ncı maddesinin ikinci fıkrasının sonunda bir cümle var: "Kalkınma faaliyetleri plana uygun olarak yürütülür." diyor. Bakın, ben söyleyeyim, Orta Vadeli Ekonomik Program da kamunun mali planı da bütçe de aslında kalkınma faaliyetidir. Dolayısıyla burada Anayasa da çiğnenmiş oluyor.
İkincisi; peki, bu gecikme neden yaşandı diye baktığımız zaman; bir kere şunu açıkça kabul edelim, planın çeşitli yerlerinde çok ilginç laflar var yani şurada deniliyor ki: "Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişle birlikte yürütmede karar alma süreçlerindeki çok başlılık ortadan kaldırılmış, yeni hükûmet sisteminin gereklerine uyum sağlayacak şekilde kamu yönetimi dönüştürülmüş, kararnameler bu çerçevede yayınlanmış ve vatandaş odaklı etkin ve etkili kamu hizmet sunumunun gerçekleşmesi..." Ee, bir tane planı getiremediniz ya! 11'inci planı zamanında getirmediniz. Yani özel ihtisas komisyonları toplanmış, metin yazılmış, her şey tamam niye gelmedi? Ben açık söyleyeyim...
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Seçim...
FAİK ÖZTRAK (Tekirdağ) - Ha, seçim nedeniyle gelmedi. Kim söyledi? Seçim nedeniyle gelmedi, doğru.
Ben şimdi bakıyorum, Cumhurbaşkanı Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı sıfatıyla seçim meydanlarında dolaşırken Bartın'da bir şey demiş. -Ne zaman demiş? Yanılmıyorsam, 4 Mart 2019.- "31 Mart seçimleri 2023 hedeflerimizin önündeki son engeldir." Evet, son engelmiş gördük, 2023 hedefleri diye bir şey kalmamış. Büyüme, gayrisafi yurt içi hasıla yarıya inmiş, kişi başına gelir yarıya inmiş. Ne oldu? 4 Mart günü 2023 hedeflerini tutturmaktan bahsederken bundan on beş gün önce bu planı bu Meclise getirdiğinizde nasıl bu hedefler bu kadar değişti? Neden değişti?
Sayın Başkan, sizin de mensup olduğunuz camianın her toplantısına gittiğimde karşımda bu hedefleri gördüm, 500 milyarlık ihracat hedefini gördüm. Biz de seçim beyannamesi yazdık, seçim beyannamemizde ihracatın 500 milyar dolardan da fazla olacağını söyledik. Bazı arkadaşlarım burada itiraf etti, bu hedefler... Hedefler hayali değildi, Türk ekonomisinin potansiyeli bu hedefleri tutturmaya müsaitti. Ülke çok kötü yönetildi, o kötü yönetimin sonucunda bu hedefleri tutturamadık. Yani bugün buraya gelen plan, huzurumuza gelen, bugün burada tartışmakta olduğumuz plan aslında kötü yönetimin açık seçik itirafıdır. İş âlemi bu hedeflerin peşindeydi "olabilir" diyordu, İhracatçılar Meclisi, bu hedefleri bütün o böyle havai fişekler falan patlayan videoları vardı, oralarda anlatıyordu; herkes inanıyordu. Ne oldu? 500 milyar 250 milyara indi arkadaşlar. Yani bu, 4 Martta Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanının telaffuz ettiği, "tutturacağız" dediği "Önümüzdeki tek engel 31 Mart seçimleridir; bu bittikten sonra bunu tutturacağız." dediği hedefleri tutturamayıp yarıya indiysek bunun nedeni acaba Adalet ve Kalkınma Partisinin İstanbul seçimlerinde mızıkçılık yapması mıdır? İki ayda, üç ayda nasıl bu kadar değişir her şey?
Arkadaşlar, değerli milletvekilleri, çok açık ifade edeyim, ayrıca bu planda son derece ciddi birtakım şeyler görüyorum. Yani uzmanlıkla tutarlı olmayan ya da uzman arkadaşların değil, siyasetçilerin müdahalesi sonucunda ortaya çıkmış olan bir tablo görüyorum.
Şimdi bakın, Enflasyon ve Para Politikası diye bir bölüm var, onun altında 242'nci paragraf var. "Merkez Bankası fiyat istikrarının sağlanması temel amacı doğrultusunda parasal aktarım mekanizmasının etkin işleyişi için tüm araçları kararlı ve bağımsız bir şekilde kullanmaya devam edecektir." Türkçesi ne bunun arkadaşlar, uzman arkadaşlarınız söylesin. Diyor ki, gerektiği yerde faizleri artıracağım enflasyonu tutmak için. Güzel. Ondan sonra son derece mahcup bir şekilde bir başka bölüme; hangi bölüme, para ve enflasyon dışındaki Rekabetçi Üretim ve Verimlilik bölümüne 288'inci paragraf yazılıyor. "Yüksek faiz doğrudan doğruya mal ve hizmetlerin üretim maliyetini artırarak enflasyona neden olmakta, dolayısıyla faizin düşürülmesine yönelik atılacak adımlar enflasyonun düşmesine ve yatırımların artmasına neden olacak ve böylece daha fazla üretime imkân sağlayacak, artan üretim de enflasyonu aşağıya çekecektir."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
FAİK ÖZTRAK (Tekirdağ) - Bitiriyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun.
FAİK ÖZTRAK (Tekirdağ) - Sayın Başkan, daha fazla da zamanınızı almak istemiyorum.
Yani böyle baktığınız zaman, bir tarafta bir başka şey söylenmiş, bu tarafta bambaşka bir şey söylenmiş.
Hep ben söylüyorum yani bu rejim, hani Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi diyoruz ya, aslında bu, tamamen ucube sistem, ucube bir sistem. Maalesef ucube bir sistem ucube bir planı da Meclise getirmiş vaziyette.
Bu planın hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.