KOMİSYON KONUŞMASI

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Arkadaşlar, şimdi, her ülkenin kendine ait bir sağlık sistemi var, geri ödeme sistemi var. Orada sadece Almanya yok, bir sürü, sıra sıra var, biz bunları biliyoruz, Fransa'daki sistemi de biliyoruz. Sadece Almanya üzerinden... Şimdi, Almanya'nın sistemi öyle ama sonuçta sigorta sistemini de öyle oturtmuş; bizde çocuk daha doğmadan vergi vermeye başlıyor. Sonuçta bizim de bir sigorta sistemimiz var, tamamını karşılamak sosyal devlet anlayışıdır. Sosyal devlet açığı ne kadar fazlaysa o ülke, o kadar sosyal devlet, Anayasa'da yazılı bu, bundan kimse şikâyet etmeyecek yani bunu biz daha iyiye götürmeye çalışıyoruz.

Ama ben ısrar ediyorum, Oneptus örneği, başka örnekler var ama eğer günde iki kere, üç kere... "Benim tıbbi cihazım, ameliyat cihazım ödenmiyor, dışarıdan benim almam gerekiyormuş, 2 milyar para isteniyor." diye insanlar sizi de arıyorlar; söyleyin, aradığını siz de kabul edin, sizi de arıyorlar. Sonra ben "Nasıl yaparlar bunu? Senin sosyal güvencen yok mu?" "Var, bizim sosyal güvencemiz şöyle çalışıyor." Dolar artmış, devlet ona 1.500 lira ödüyor ameliyat parası ama cihaz 3 bin lira olmuş. Başhekimi arıyorum, "Bunu ne yapacağız?" "Sen bilmiyor musun Sayın Vekilim, bu da aynı böyle." diyor. "Tamam, o zaman döner sermayeden öde." diyorum, tıs kalıyor. Ondan sonra bir bakıyorum, ertesi gün hastanın ilacı ödenmiş. Bize ulaşamayanlar cebinden ödeyerek götürüyor. Eğer hasta ilacı kendi cebinden alacaksa, cihazı hasta cebinden alacaksa, herkes kendi başının çaresine bakacaksa o zaman biz ne güne duruyoruz?

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Cebinden...

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Müsaade edin ama bakın...

Bakın, ben hem katılımcıları hem sizi tek cümle kesmedim.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Buyurun.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Rica ediyorum, sonuçta çok fazla konuşmayacağım, toplamaya çalışıyorum.

BAŞKAN - Mustafa Hocam, bir saniye, size önü açık söz vereceğim ama şurada şunu söylemek zorundayım: Konumuz -Nadir Hastalıklar Komisyonuyuz- nadir hastalıklar...

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Bakın...

BAŞKAN - Bir dakika, lütfen, cümlemi tamamlayayım.

Nadir hastalıklarla ilgili Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı sorunları, imkânları, neler yapılabilirliği, bunları konuşacağız ama eğer biz burada nadir hastalıkların "nadir" kısmını atar, hastalıkları yani sağlığı konuşursak çıkamayız. Komisyonun...

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Ben onun farkındayım da Başkanım, şimdi, bakın, ben zaten konuyu bitirdim, cevap da geldi...

BAŞKAN - Şu anda konuştuğumuz...

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Ama bir müsaade Başkanım...

BAŞKAN - İzin verdim ama bu kadar genişletmeye hiç gerek yok.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Bir kere bütüne de bakın, ben bitirdim, cevabı aldık, ondan sonra sayın vekilim konuyu açtı "Bunlar ödeniyor, Oneptus." diye.

BAŞKAN - Lütfen...

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Ama sahadan bir başka konuşmacı, bakın, o da Almanya'daki... Bana da cevap verme hakkı doğdu, siz o zaman oraları da açmayın.

BAŞKAN - Verdim cevap hakkınızı, şimdi sonuna kadar açık.

Buyurun.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Bu kadar zaten söyleyeceklerim de siz gene bana müdahale etmek zorunda kaldınız.

BAŞKAN - Biz burada nadir hastalıklarla ilgili çalışmayacaksak konuyu gidelim Meclis Başkanımıza...

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Ama diyorum ki: O zaman şu konuşmanın hangisi sizin dediğiniz çerçeve içerisinde?

BAŞKAN - Cümlemi tamamlayayım, lütfen: Meclis Başkanına gidelim, Komisyonumuzun adını değiştirelim Genel Kurulda, sağlıkla ilgili konuşalım, genel bir görüşme olsun.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Konuşmama bunun birbiriyle alakasının, ilgisinin kesilemeyeceğini başlayarak girdim ve sonra da zaten çok da uzun sürmeyen bir konuşma yaptım fakat bitirmişken konuyu tekrar diğer taraflara dağıtan diğer konuşmacıların tavrı oldu. Ben de size kısa bir cevap verdim.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Biz de kayıtlara geçsin istedik.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Ona da müsaade etmiyorsunuz, hakikaten yani teessüf ediyorum.

BAŞKAN - Tamamladınız mı?

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Tamam, tamamladım şimdi.