| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Dijital Hizmet Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 31 .10.2019 |
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli üyeler; birincisi, demin Akif Bey aslında çok önemli bir şey söyledi, bürokrat arkadaşlar için hatırlatayım. 2 tip mevzuat var: Bir, serbest bırakıcı mevzuat; iki, yasaklayıcı mevzuat. Mesela kambiyo mevzuatı serbest bırakıcıdır; mesela "Yurt dışından gelenler 15 bin dolara kadar yanında döviz getirebilir." demek "15.001 dolar getiremez." demektir. Serbest bırakmadığı kısım yasaklayıcı ama vergi mevzuatı yasaklayıcı olduğu için Akif Bey'in dediği önemli yani ruhu bozulmasın diye... Belki dikkatten kaçmıştır, o yönde düzenlemenin faydası olması gerekir.
İkinci meseleyi yine üstatlar söylediler, Türkiye ekonomisi bir durgunluk içerisinde. Şimdi, durgunluğu aşabilmemiz için de üretimi artırma yolu seçiliyor. İşte, üretimi artırmak amacıyla da çeşitli şirketlere, çeşitli sektörlere kredi vermek, istihdamı teşvik etmek gibi bir sürü yöntem öngörüyorken aslında kamu bütçesi itibarıyla da bir çelişki yaşıyoruz. Çünkü durgunluktan çıkabilmemiz için bizim piyasayı canlandırmamız gerekiyor. Bunun için ne yapmamız gerekiyor? Vergileri düşürmemiz, giderleri artırmamız gerekiyor ama aynı zamanda çok büyük bir bütçe açığımız olduğu için de bu bütçe açığını kapatmak amacıyla vergileri artırmak, giderleri düşürmek yani birbiriyle ters bir ilişki söz konusu.
Şimdi, bugün Bakan Bey açıkladı, galiba istihdam paketi açıklayacakmışsınız. Ya, bir taraftan istihdam paketi açıklayacaksınız, büyük ihtimalle otomotiv sektörü, işte, beyaz eşya, otomotiv, bunlar temel sektör olduğu için teşvik veriyor olacaksınız. Ve bir diğer taraftan da bu düzenlemeyle oradan vergi alıyor olacaksınız. Bu bir çelişki. Bence ikisini de yapmayıp daha sadeleşmiş bir piyasada işlemler daha hızlı sürebilir. Çünkü bir taraftan teşvik düzenlemesi bir sürü. Adam ondan, diyelim ki yüzde 2 kaybedecek, sonra bir vergi düzenlemesi, o yüzde 2'yi buradan alıyor olacaksınız. Günün sonunda bizim iki taraftan sadelikten uzaklaştığımız bir şey olacak.
Ama burayla ilgili benim bir de katkı yapmak istediğim bir durum var. Şimdi, demin Garo Bey söyledi. Birini görüyorsunuz, 1,5 milyon liralık bir arazi aracı kiralıyor, o arazi aracını özel hizmetinde kullanıyor, hatta trafikte de yanımızdan geçiyor, bu adam bunu alıyor, kirasını gider yazıyor ve biz o çok lüks aracın vergisini hep beraber, alamadığımız için de, karşılamış oluyoruz.
Şimdi, buna yönelik bir düzenleme piyasada kaç tane vardır bunu bilmem, araç kiralama şirketlerinden kaç tane kira... Demin siz bir araba markası örneği verdiniz, bilmem ne markası dışındakilerin tamamı aslında herhâlde oraya kadar indirilecek, ondan sonraki kısım indirilmeyecek. Bunun günün sonunda Türkiye'deki gelir dağılımına etkisi şu: Biz bu ülkedeki gelir dağılımında Gini Katsayısı'nı 0,45 görüyoruz ya, bu, böyle değil. Çünkü adam şirketi üzerinden çok pahalı bir konut alıyor, şirketine yazıyor, o dağıtılmamış kâr görüldüğü için gelir dağılımı adaletsizliğinden göremiyoruz. Aynı zamanda 1,5 milyon liralık araba alıyor, onu da şirketine yazıyor. Ama mesela diyelim ki bir memur araba aldığında o bütün vergilerin tamamını ödemiş oluyor. Ama aynı küçük bir KOBİ veya şirket sahibi alsa onu ödememiş oluyor. Bu tip adaletsizlik var. Belirli bir rakamın üzerinde...
Bir de bu ortak bir siyaset yani şöyle diyeyim: Çok yüksek gelir grubuna tanınmış aslında çok büyük bir tavizdir bence. Elbette ki ticaretin yapıldığı belirli segmentteki araçların düşürülmesi mantıklı olabilir ama 3 milyonluk, 5 milyonluk yat alıp, onu da şirketine yazıp, amortismanını oradan düşürüp, giderini oradan karşılayıp bilmem ne yapıyorsa da... O yat onun ticari faaliyeti değil, o yat onun lüksü, tamamını ödüyorsa yapsın.
Bir de şunu düşünürsek, 1 milyon liranın üzerindeki araçların tamamı ithal, burada da üretilmiyor çoğu, arazi araçları, spor arabalar, bilmem ne. Bu da bizim için döviz kaybettirici bir işlem. Bence böyle olmasının bu tip sonuçları da var. Ama yine söylüyorum: İktisatta her verdiğiniz kararın bir maliyeti vardır. Bana sorarsanız, ben bir sosyal demokrat olarak gelir dağılımı adaletsizliğini bozan çok pahalı araçların gider yazılmasını uygun görmüyorum, deniz araçları da bunun içinde olmak kaydıyla. Benim gözümde bu düzenleme buna biraz katkı sağladığı için -sadece komisyon üyesi olmayarak ama bir milletvekili olarak- bence bu düzenleme uygundur.