| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Dijital Hizmet Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 01 .11.2019 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
2013 yılında kömürlü termik santrallerinin özelleştirilmesinin ardından bu santrallerin çevre yatırımlarını tamamlamaları için 2019 yılının sonuna kadar süre tanınmıştı.
Ben -izninizle Başkanım- uzun yıllar Yatağan'da MADEN-İŞ Sendikası Başkanlığı yaptım. Yatağan'daki termik santral, Yatağan Yeniköy Kemerköy'deki termik santral ve onu besleyen kömür ocaklarında yıllarca Yatağan denildiği zaman akla "zehir" gelirdi. Hep Yatağan "zehir"le anılırdı ve biz buna üzülürdük. Sonra Bakanlığa gittik, ilgili yerlere gittik, çevresiyle, basın mensuplarıyla, çevreciler, kamuoyu, yerel yönetimler, sendikalar birleşti ve baca gazı arıtma tesisinin yapılması için bir kavga verildi. Hani, biz, termik santrallerimizi kamuoyunda gelinlik kızımıza benzetirdik. Hangi anlamda? Bir anne baba gelinlik çağa gelmiş kızını kötüler mi dedik. Yani Yatağan'ın ekmek kapısı oldu bu ancak eksiklerini tamamlayalım yani baca gazı arıtma tesisi gibi eksiklerini tamamlayalım, üretim devam etsin dedik ama ondan sonraki süreçte de özelleştirme başımıza geldi ve özelleştirme belasından sonra da baca gazı arıtma tesislerinin ne kadar sağlıklı çalışıp çalışmadığı da tam belli değil.
Geçenlerde il çevre müdürümüzün yanına gittim. Yine inversiyon olayı meydana gelmiş Yatağan'da. Nedir bu dedim. İşletme yetkilileriyle de görüştük ve denen şu bize: "Altı yedi saatlik baca gazı devreden çıkmış." Ve daha önce kamudayken burada belli noktalarda ölçüm cihazları olurdu, bu denetlenebilirdi ama bu ölçüm cihazlarının sağlıklı veri olmadığını ve halk zamanında tam takip edemediği için en ufak bir olayda ve baca gazı arıtma tesisleriyle ilgili çalışmadığı şeklinde algı meydana geliyor. Bu da hem madenciliğe de zarar veriyor ve hani, sütten ağzımız yandı yoğurdu üfleyerek yiyoruz misali bu ve benzeri ihmaller ve hassasiyet oluşmadığı takdirde sağlıklı ve hukuksal çevreye uygun yatırımlara karşı da bir tepki meydana gelmeye başlıyor kendiliğinden. Onun için bu konu çok hassasiyetle tartışılmalı fakat bu konuda kaygımız var. O da şu: Mesela 4 Haziran 2016 tarihinde Elektrik Piyasası Kanunu'nda yapılan bir değişiklik vardı ve EÜAŞ'ın sahip olduğu özelleştirilen termik santrallere üç buçuk yıl muaf tutulmuştu bu. Sonrasında santrallere baca gazı arıtma tesisi gibi en temel filtreler olmadan çevreyi kirletme hakkı verildi. Kamuoyunda bu nasıl algılandı? 2018 yılında dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak Çan Termik Santrali ziyaretinde santrallerin çevre için gerekli yatırımları yapması için verilen sürenin 2019 sonunda biteceği ve bir daha böyle erteleme olmayacağı sözü verdi. Şimdi bu söz niye tutulmuyor? Bu erteleme kimler için yapılıyor? Bu yılın başında torba yasayla getirilen ve 2021 yılı sonuna kadar çevreyi kirletme hakkı tanıyan yasa teklifi kamuoyunun baskısı ve siyasi parti gruplarının da ortak tavrıyla Meclis Genel Kurulunda geri çekilmişti. Şimdi ne oldu da yeniden bu teklif yapılıyor? Bunun açıklanması lazım. Şimdi, insan sağlığından tasarruf olur mu? Yani sürenin uzatılması demek aynı zamanda insan sağlığından tasarruf demek. Yani itibardan tasarruf olmuyor da sağlıktan mı olacak? Sağlık iki yıl daha beklemez sayın Komisyon üyeleri.
Ben bu teklifin tercümesine de yapacağım. Bu teklifin tercümesi şudur: Santral sahibi şirketlere "Çevreyi istediğiniz kadar kirletip vatandaşı istediğiniz kadar zehirleyebilirsiniz hatta var olan baca gazı arıtma tesislerini de bu muafiyetten yararlanarak çalıştırmayabilirsiniz. Bu yolla daha fazla kâr elde edebilirsiniz." demektir. Santrallerin iki yıl daha halk sağlığını tehdit etmesine izin vermeyelim. Hem enerjide dışa bağımlıyız hem pahalı enerji üretiyoruz hem temiz enerji üretmiyoruz hem de zehirleniyoruz diyorum.