KOMİSYON KONUŞMASI

LALE KARABIYIK (Bursa) - Değerli Komisyon üyeleri ve bürokratlar; ben de önce Türkiye Büyük Millet Meclisini, daha sonda da Sayıştayı değerlendirmek istiyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisiyle ilgili aslında öncelikle söylememiz gereken, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle nasıl pasifize edildiği olmalı. "Yeni sistemle yasama, yürütme ve yargı organları kendi içinde daha güçlü, daha bağımsız, denge ve denetleme mekanizmalarının daha etkin şekilde çalıştığı bir yapıya kavuşturulacak." denmişti ama maalesef, Anayasa değişikliğiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi devre dışı bırakıldı büyük ölçüde. Bunu 16 Nisan 2017 referandumundan bugüne de artan bir şekilde yaşıyoruz çünkü Anayasa değişikliği Millî Mücadele'yi yönetmesi nedeniyle dünyada "Gazi Meclis" unvanına sahip tek Parlamento olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin etkisini, bağımsızlığını ve gücünü zayıflatmış oldu. Referandum öncesi süreçte de söylemiştik: Yetkileri elinden alınmış, yetkileri daraltılmış ve kısıtlanmış bir Meclis, iddia edildiği gibi daha güçlü olamaz, olmadığını da kısa sürede gördük.

Mecliste güvenoyu, gensoru önergesi yok, sözlü soru önergesi veremiyoruz. Muhalefetten gelen Meclis araştırma önergelerinin aslında konusuna bakılmaksızın çoğu da reddediliyor -bunlar yaşadıklarımız- yazılı soru önergelerimize çoğu zaman cevap alınamıyor -ben hiç alamadım bu dönem- cevap vermiş olmak için verilen, sorunun özünü geçiştiren yanıtlar alınıyor bazen de. Böyle bir tabloda Meclisin güçlendiğini söylemek de ne yazık ki mümkün olmuyor.

Sayıştay konusunda... Demokratik toplumlarda yürütme organının keyfî kaynak kullanımının önlenmesi için ihtiyaç duyulan kaynak kullanımının sınırlandırılması bütçe aracılığıyla mümkün olmaktadır. Bunu biliyoruz hepimiz. Bütçe hakkı çerçevesinde de halk adına, hükûmete kamu gelirlerinin toplanması ve kamu giderlerinin yapılması konusunda bütçe yasasıyla yetki veriliyor ve sonra da uygulama sonuçlarını denetlemek için biz bu Komisyonda bir araya geliyoruz.

Bakın, Meclisin bütçe hakkı fiilen kalmadı aslında. Bütçeyi hazırlayan ve uygulayan Cumhurbaşkanı, Meclise karşı sorumlu değil. Bakanlar buraya gelip bütçelerini ve harcamalarını savunuyor ama genel kurul aşamasında bakanların bir fonksiyonu yok yani aslında sahipsiz bir bütçeyi konuşuyoruz biz burada. Buna rağmen, bütçe hakkını elinde bulunduran yasama organının milletvekilleri olarak bütçe kanunuyla hükûmete verilen izin ve yetkinin belirlenen sınırlar içerisinde kullanılıp kullanılmadığını denetlemek için Sayıştay raporlarından yararlanıyoruz tabii ki.

Sayıştay, genel ve katma bütçeli dairelerin gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetliyor, sorumluların hesap ve işlemlerinden kamu zararına yol açan hususları kesin hükme bağlıyor ve Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda kurumların hesapları incelenirken Sayıştayın bu raporları üzerinde de günlerce konuşuyoruz. Sayıştay Kanunu'nun 5'inci maddesinde yapılan düzenlemeyle Sayıştayın anayasal görevi olan hesap yargılama görevinin elinden alınmasıyla Sayıştay yargısı devre dışı bırakıldı maalesef. Yani Sayıştay, eskisi gibi kamu kaynaklarını denetleyemediği gibi, sorumlularından da hesap soramıyor. Hesap yargılaması yapamadığı için burada günlerce yaptığımız değerlendirme ve tespitler sadece arşivde yer almaktan öteye de geçemiyor. Ancak bütçe denetiminde rapor ve bulgularıyla yardımcı olan Sayıştaya büyük görev ve sorumluluklar tabii ki düşüyor. Sayıştay denetimleri ve bu denetimlerin ardından hazırlanan raporlar bizim de en önemli kaynaklarımız tabii ki.

İncelememiz için gönderilen denetim raporları ayrıntı içermediği ve ilgili kurumlar hakkında detaylardan ibaret olan bilgilerle boğulduğu için, somut eleştiri içermediği için bütçe hakkını etkili bir şekilde kullanmamız da mümkün olamıyor. Raporlar geriye doğru incelendiğinde, aynı kurumlara dair bulguların sonraki yıllarda aynı ifadelerle aktarıldığını maalesef görmekteyiz. Bu nedenle, denetim sonuçlarına dikkat edilmesi gerektiğini ayrıca burada vurgulamak istiyorum. Söz konusu denetim raporları detay sayılabilecek tespit, veri ve rakamlar üzerine yoğunlaştığında bütçe denetiminin de özünden maalesef uzakmış oluyoruz.

Diğer taraftan, üzerinde durmamız gereken bir konu da Sayıştay Kanunu'nun yine 5'inci maddesinde yer alan Sayıştayın görevi "Kamu idarelerinin mali faaliyet, karar ve işlemlerini hesap verme sorumluluğu çerçevesinde denetler ve sonuçları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisine doğru, yeterli, zamanlı bilgi ve raporlar sunar." olarak tanımlanıyor. Ama maddedeki "yeterli" ifadesinin önemi üzerinde burada belki konuşmamız lazım. Çünkü incelediğimiz raporlar kurum hesaplarına dair gerçekleri görmemiz adına her zaman çok da yeterli olmuyor. Rapordaki önemli bulgular, mali tabloları etkilemediği düşüncesiyle...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Karabıyık, lütfen tamamlar mısınız.

LALE KARABIYIK (Bursa) - Ek süre istemiyorum. Dün de yarımdı, bugün de yarım kalabilir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Peki, efendim.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) - Hocam, bitirseydiniz.

LALE KARABIYIK (Bursa) - Yok, yeterli. Ben başka bir ortamda söyleyebilirim. Dün de bir sayfam kalmıştı sadece.

Teşekkür ederim, sağ olun.