KOMİSYON KONUŞMASI

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Başkanım.

Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekili arkadaşlarım ve bürokratlarımız; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Buraya gelmeden önce OECD'nin Türkiye'ye yönelik 2019 Çevresel Performans İncelemesi Raporu'na baktım. Türkiye'deki doğal yaşam alanlarının, sanayinin yanlış gelişimiyle hızla gerilediğini belirtiyor. Raporda diyor ki: "Türkiye su zengini değil." Peki, biz önlem alıyor muyuz? Hayır. Mevcut su kaynaklarımızı kirletiyor ve kurutuyoruz. Yine OECD Türkiye Raporu'nda "Türkiye kentleşme ve iklim değişikliğinin baskısı altında. Nehir havzalarına yönelik yönetim planları 2023 yılına kadar hazırlanmalıdır." diyor. Plansız bir kentleşme ve arıtılmamış sanayi atıkları ve evsel atıklar denizlere ve tatlı su kaynaklarına boşaltılıyor. Atık su arıtma tesisleri yetersiz tespitleri yapılıyor. Peki, bizde diğer havzalara yönelik de planlar hazırlanıyor mu? Hayır.

Bakın buraya çok dikkatli, Sayın Bakan. Evet, arkadaşlar, dikkatli dinlerseniz sevinirim. Bu, Ergene'den alınan su. Muratlı ilçemizin Balabanlı Mahallesi'nde akan sudan alınan örnek. Bu da Ergene havzasını besleyen kaynaklardan bir tanesi, Çerkezköy-Çatalca arasındaki Ambardere'deki suyun kaynağı bu. Orada cumartesi gittiğimde kuşlar su içiyor, ötüyorlardı ama bunun kapağını açarsam, Sayın Bakanım, herhâlde burayı koku kaplar. Bakmak isteyen varsa değerli arkadaşlarıma sunabilirim.

Şimdi, bakalım, 2011 yılında dönemin Bakanı Sayın Eroğlu diyor ki: Biz Haliç'i temizledik." Sayın Alban da az önce aynı hikâyeyi anlattı. Dedi ki: "Haliç bizim için kolay bir lokmaydı, Ergene ise oyuncak bizim için." Sayın Alban, biz bu hikâyeyi dinledik, erken dinledik. Maalesef yıl 2019. Geçen yılki bütçe konuşmalarında Sayın Bakan Kurum, sorduğum soruya verdiği cevapta da 2019 sonunda balık tutulacağını ifade etmişti ve proje bitişi şafak harekâtıydı. Sayın Cumhurbaşkanı da bu şafak harekâtını önemsiyordu. 3 milyar 240 milyon lira parayı heba ettiniz arkadaşlar, işte burada. Balık tutuyoruz içerisinde ağır metaller, her şey var. Dördüncü atık olmuş burası ve bitiyor Ergene.

Yine bitmedi. Bunun bir de Kurudere'si var -yine besleyenlerden- Mayıs 2019'da Kurudere'ye Avrupa Serbest Bölgesi'nden atık saldılar 19 Mayıs öncesi çünkü ertesi gün tatil; Kurudere'deki balıkların hâli bu. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ilerleyen saatlerde örnek alıyor ve Sayın Bakandan soru önergemize gelen cevapta diyor ki: "Alınan örnek laboratuvarda incelenmiş ve standartlarda bulunmuş." Vicdanlarınıza sesleniyorum, laboratuvarları temizleyebilirsiniz ama vicdanları temizleyemezsiniz.

Tekirdağ, kanser ölümlerinde Türkiye'de 4'üncü sırada. İstemem kimsenin ailesinden birinin kanser olmasını. Arkadaşlar, kanser maalesef Tekirdağ'da, Trakya'da aldı başını gidiyor; 283 kilometrelik Ergene'de geçmişte balıklar tutuyordu atalarımız ama şimdi, geldiğimiz noktada, Sayın Başkanım da şöyle bir koklasın... Bu, en önemli konu.

Gelelim diğer bir konuya, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bir kanun teklifi hazırladığını duyuyoruz aynı Boğaziçi Kanunu taslağı gibi, bir de meralarla ilgili 40 maddelik bir taslak için kolları sıvamışsınız. Sayıştay da biliyorsunuz daha önce mera işgallerini raporlaştırmıştı, Anayasa da tarım ve hayvancılığı, ülkemizin gıda güvenliği için mera ve otlakları anayasal güvenceye almış idi. Maalesef, Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'da değişiklik yapmayı planlayan 40 maddelik taslakta mera, yaylak, kışlak, otlak ve harman gibi taşınmazlar yatırıma açılıyor, yapılaşmaya açıyorsunuz yani kısacası geleceğimizi bitiriyorsunuz, inşaatla Türkiye'yi hallettiniz...

BAŞKAN - Sayın Aygun, lütfen tamamlar mısınız.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Bitireceğim Sayın Başkanım.

Bakınız, "Bu nasıl bir akıl tutulması?" diye size soruyorum, hayvancılığı bitireceksiniz, et fiyatları yükselecek, tüketici sıkıntıya girecek.

Yine, başka bir konu, 2020 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda bugüne kadar deprem konusunda hiçbir adım atılmadığını itiraf ediyorsunuz. Programda yatay mimariye geçileceğini söylüyorsunuz, bugüne kadar dikey mimariyle Türkiye'nin içine ettiniz arkadaşlar, şimdi mi geldi aklınıza yatay mimari! Deprem ülkesinde niye dikey yapılaştık, kentlerin silüetini rant uğruna neden heba ettiniz, geleceğimizi neden yok ettiniz diye soruyorum. 2020 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda afet sonrası dönemlere odaklanılmış. Önemli olan deprem öncesine hazırlık yapmaktır, kamu binalarının depreme dayanıklılığı bile bile hâlâ boş, "Envanteri de daha yeni tutmaya başlayacağız." diyorsunuz. Arkadaşlar, on yedi yıl geçmiş, siz hâlâ resmî kurumların binalarının envanterini tutmamışsınız diyorum.

Yine, bakınız, "Konut sayısı 2018'de 8,9 milyon; 2019'da 9,4 milyon; 2020'de 9,8 milyon olacak." diyorsunuz, bu sayılar devamlı artıyor ve deprem sigortası parası alıyorsunuz. Bu deprem sigortası parasını ne yaptınız? Yine imar affında aldığınız paraları nerede harcadınız? Yine 99 seçimleri sonrası toplamış olduğunuz deprem vergilerini ne yapıyorsunuz, nerelere harcıyorsunuz? Şu ana kadar geldiğimiz noktada "Altyapı, haberleşme kurulacak." diyorsunuz yeni programda. Bugüne kadar siz bu altyapıyı, haberleşmeyi kurmadınız mı; ne yaptınız diye merak ediyorum. Bu sorulara cevap bekliyorum Sayın Bakan.

Teşekkür ediyorum, hayırlı olmasını diliyorum.