| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/278 ) ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/277) ve Sayıştay tezkereleri a)Çevre ve Şehircilik Bakanlığı b)Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü c)Gençlik ve Spor Bakanlığı ç) Spor Genel Müdürlüğü d) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu e)Spor Toto Teşkilat Başkanlığı |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 11 .11.2019 |
LALE KARABIYIK (Bursa) - Sayın Bakan, değerli bürokratlar ve değerli Komisyon üyeleri; Büyük Önder'imiz "Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız." sözleriyle gençlerin önemini dile getirmişti ancak birkaç arkadaşımız da ifade etti, aynı şekilde ben de bir şeyler daha katarak ifade edeceğim ki şu anda geleceğimizi emanet ettiğimiz gençlerimiz mutlu ve umutlu değiller.
Şimdi, TÜİK'in istatistikleri var bu konuda ve uluslararası araştırmalar da var. Türkiye'de gençlerin dörtte 1'i eğitim ve iş hayatlarında yeteri kadar mutlu olmadıklarını ifade ederken kendilerini mutlu olarak tanımlayan gençlerin oranı sadece yüzde 55. Yani gençlerimizin neredeyse yarısı mutsuz değerli vekiller.
Neden mutsuz? Biraz daha eğitim yıllarına gidelim o gençlerin. Geçtiğimiz on yedi yılda hiçbir öğrenci başladığı sistem ve müfredatla mezun olamadı. Rayına oturmayan eğitim sistemi ve sınav sistemi sebebiyle mutsuz olarak eğitim hayatlarını sürdürdüler. Yine, üniversiteyi farklı bir şehirde kazanan gençlerimiz yurt sorunu sebebiyle yine mutsuz oldu. Üniversiteyi bitiren, iş bulamayan gençlerimiz umutlarını kaybetti ve mutsuz oldu.
Bakın, Uluslararası Gençlik Vakfı 30 ülkenin katılımıyla bir araştırma yapıyor ve Türkiye'deki öğrencilerin en çok stresli gençler olduğunu ifade ediyor. Yine, dünya genelinde bu konuda, 15-29 yaş arasında yapılan araştırmalarda Türkiye 72'nci sırada ve en çok stresli olduğunu ifade eden gençler için bu veriyi verebiliriz.
Şimdi, bakıyorsunuz, yurt sorununa geldiğimizde, evet, yurt yapılıyor, ben kutluyorum da ama yeterli mi? Yeterli değil. Şimdi, öğrenci sayısına bakalım. 207 yükseköğretim kurumumuzda 3 milyon 180 bin gencimiz var, bunlar örgün eğitim. Evet, 8 milyon genç üniversitede ama tabii uzaktan eğitimle bu rakam söz konusu ama 3 milyonun üstündeki öğrenci örgün eğitimle ikinci öğretimde. Onlara biz 678 bin toplam kapasiteli yurt imkânı sağlamışız bu 2019'nun gelinen son noktasında. Yani yaklaşık 2 milyonun üzerindeki öğrenci devlet yurdunda kalamıyor. Peki, nerede kalıyor bu öğrenciler? Bu öğrenciler 2.246 özel yurt var, bu özel yurtlar şahıslara ait, derneklere ait, vakıflara ait ve diğer tüzel kişiliklere ait. Bu 2.246 özel yurdun kapasitesi de 129 bin sadece. Şimdi, diğer öğrenciler ne yapıyorlar? Ev tutuyorlar ya da tarikat ve cemaatlerin kucağına maalesef düşüyorlar. Ev tutanlar veya özel yurtlara gidenler çok büyük masraflar altına giriyorlar, yurtların da, özel yurtların da yıllık 6 bin ile 40 bin arasında ücretleri var ve bunu da hepsinin verebilme imkânı söz konusu değil.
"Yurtlar çıkıyor." dediniz, evet ama bakıyorsunuz bazen annesi, babası olmayan ya da emeklinin çocuğuna yurt çıkmayabiliyor ya da sadece 1 velisi çalışıyor, o da asgari ücretle çalışıyor ama yurt çıkmayabiliyor; çıkan da var, çıkmayan da var ama yurt çıkmamış öğrencinin de mağduriyetlerini biliyoruz.
Sayın vekiller, ben de yirmi yedi yıl akademisyenlik yaptım. O imkânsızlık içerisinde okumaya çalışan öğrencileri çok yakından biliyorum. Kampüsün bahçesine tarikatlar, özellikle daha sonradan öğrendiğimiz, FETÖ olduğunu bildiğimiz oluşumlar da öğrencilerin peşinden koşarlardı, ablalarla peşlerinden koşarlardı "Gelin, size yurt imkânı sağlayacağız." diye ve onların çaresizlik içerisinde bir ablanın peşinden gittiklerini ve idareciliğim sırasında biz bunları önlemeye çalıştıkça her gün sayılarının arttığını görüyorduk.
BAŞKAN - Lütfen, tamamlayınız Sayın Karabıyık.
LALE KARABIYIK (Bursa) - Bunlar maalesef bizim acı gerçeklerimiz. Bugün bu yurtların eline düşen çocukların yarın...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Lütfen, tamamlayınız.
LALE KARABIYIK (Bursa) - Peki, teşekkür ederim, yeterli bu kadar.
BAŞKAN - Peki, efendim.
LALE KARABIYIK (Bursa) - Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Hocam çok kızgın bana.
LALE KARABIYIK (Bursa) - Yani şu anda bile söz vermediniz, bir dakikadan fazla uzattırmadınız.
BAŞKAN - Hayır, hayır, ben söz verdim, tamamlayınız dedim, o bir dakikayı tamamlayacaksınız, bir dakika konuşacaksınız.
LALE KARABIYIK (Bursa) - Öyle mi? Bir daha öyle yaparım, peki.
GARO PAYLAN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, kadınlara ilave söz verin bence.
BAŞKAN - Olur ama Hocam bana kızgın.
LALE KARABIYIK (Bursa) - Benim son yarım sayfam kalmıştı ve...
BAŞKAN - Yarım sayfanızı lütfen tamamlayın.
LALE KARABIYIK (Bursa) - Bugün değil, ilk gün de öyleydi, önemli değil.
BAŞKAN - İlk günkü...
Şimdi, şöyle: "Tamamlayınız." dedikten sonra zaten bir dakika kala... Yani beş dakikayı dolduruyorum, daha sonra ilave bir dakika veriyorum "Tamamlayınız." diyorum.
Bir dakika konuşun oradan. Yani tüm arkadaşlarımız da konuşuyor zaten.
LALE KARABIYIK (Bursa) - Bir dakikadan uzun bir süre verdiğinizi de biliyorum ben.
BAŞKAN - Hocam, bana küsmeyin ama ya.
LALE KARABIYIK (Bursa) - Dokuz dakika verdiğinizi de biliyorum.
BAŞKAN - Hocam, bizim saygımız sonsuz size, lütfen.
LALE KARABIYIK (Bursa) - İlk defa da Plan ve Bütçe Komisyonuna da girmiyorum Sayın Başkan.