KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Gecenin bu saatine kadar sayın milletvekillerimiz gençlik ve spor konusunu masaya yatırdılar. Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi münasebetiyle gençliğimiz ve sporumuzun sorunlarını, başarılarını, başarısızlıklarını herkes kendi zaviyesinden dile getirdi. Bir bütçe görüşülürken böyle geniş bir yelpazede konuşulması, bir fikir fırtınasının yaşanmış olması elbette faydalıdır. Bu nedenle, beğenelim veya beğenmeyelim bütün düşüncelerin değerli olduğunu düşünüyorum. Ancak şunu da bilmemiz gerekiyor ki "gençlik ve spor" dediğimiz konu, Gençlik ve Spor Bakanlığının kalıplarına sığmayacak kadar geniştir. Yani gençliğin sorunları Gençlik ve Spor Bakanlığını aşar, sporun sorunları da yine aynı şekilde Gençlik ve Spor Bakanlığını aşar.

Seyyid Nesimi'nin güzel bir beyti vardır "Mende sığar iki cihan, men bu cihana sığmazam." diyor. Onun için gençlik ve spor da Bakanlığınızın kalıpları içerisine, faaliyet alanı içerisine sığmayacak kadar geniş bir konudur. Hatta gençlik ve sporla ilgili ana politikaları, ülkenin vizyonunu kontrol edebilecek, yönlendirebilecek bir yapının bu Bakanlığımızda var olduğunu da düşünmek doğru değildir. Onun için bütün eleştirilerin bugünkü görüştüğümüz Bakanlığımıza tevcih edilmiş olması yani Hükûmeti temsilen sizin burada bulunuşunuzdan kaynaklanmaktadır, yoksa sadece Bakanlığınızın alanı olduğu için bunu böyle değerlendirmemek gerekir diye düşünüyorum.

Diğer taraftan, bazı değerlendirmelere, Hükûmet cenahından yapılan açıklamalara baktığımızda çok dar bir çerçeve içerisinde konunun görülmeye çalışıldığını hissediyorum. Yani gençliğin sorunları deyince "Hiç gençlik merkezlerimizi gördünüz mü?" derken konunun burada çok basitleştirildiğini, ufuk olarak daraltıldığını hissediyorum. Gençlik merkezleri dediğiniz neyi ifade ediyor? Türkiye'deki bütün gençliği kuşatıyor mu? Okuyan okumayan, sanayideki gençler, tarım kesimindeki gençler, hepsini kavrıyor mu? Türkiye'de bir gençlik hareketliliği, vizyonu, kavrayıcı, bütüncül bir yapı ortaya çıkarabiliyor mu? Sizin bu faaliyetleriniz, Hükûmet olarak, benim gördüğüm kadarıyla siyasi devşirme mekanizması olarak kullandığınız yapıları anlatıyor, bu ülkenin bütün gençlerini anlatmıyor. Hâlbuki tüm gençliği kuşatan politikalara ihtiyaç var. Sadece gençliğin içerisinden kendi siyasal yapınızı desteklemek için devşirebileceğiniz bir avuç genci tüm gençlik sorunlarını aşmada kullandığınız mekanizmalar olarak anlatmanız yanlıştır, ülkenin menfaatine de uygun değildir.

Bir kere, bunun da ötesinde dünyayı okumak lazım yani "Türkiye'de gençliğe ne yapmamız, nasıl bir gençlik vizyonu ortaya çıkarmamız gerekir?" dediğinizde dünyanın gidişine bakacaksınız. Eğer dünyanın gidişini yanlış okursanız buradaki gençlerle ilgili politikalarınız da külliyen yanlış olur. 57 İslam ülkesinin tamamının millî gelirine bakıyorum, tek bir Japonya kadar değil. İslam İşbirliği Teşkilatına üye 57 İslam ülkesinin toplam millî geliri tek bir Japonya kadar, Amerika'nın dörtte 1'i kadar, Çin'in bilmem kaçta kaçı kadar. Bakıyoruz, 57 ülkenin ihracatına, tek bir Almanya'nın ihracatından daha düşük. Almanya 1,3 trilyon dolarlık ihracat yapıyor. Allah'ın verdiği o kadar doğal gazla, petrolle 57 İslam ülkesi 1,2 trilyon dolarlık ihracat yapıyor. Burada bir sorun var ve Türkiye'de korkunç bir beyin göçü var dışarıya doğru ve siz bununla dünyayla rekabet edeceksiniz, İslam'ı, İslam dünyasını onurlu, Türkiye'yi Batı'ya, dünyanın müstekbirlerine, emperyalist güçlere karşı ciddi bir direnişte, onları aşan bir yapıda görmeye çalışacaksınız. Böyle bir ideal yok. Niye siyasal devşirmeye çok önem veriliyor mekanizmalar içerisinde? Çünkü belli bir anlayış gelişmiş, tüm 82 milyona ait kaynakların belli ellerde toplanması, onların refahına katkı sağlaması, nüfusun önemli bir kısmının bu refahtan destek almaması, onlara ait kaynakların, paranın, değerin, gelirin, millî servetin de belli ellerde veya iktidar yapısı içerisinde dağıtım mekanizmalarında kullanılmasını sağlamanın aşkı var, coşkusu var, heyecanı var ve din dediğiniz zaman da çıkarlarınızı hissettiğiniz noktayı din olarak görüyorsunuz. Olmaz bu böyle. Sonra bu devşirme mekanizması içerisinde gayet güzel ifade ettiler- ideal bir gençlik tanımı içerisinde değerlendirme yapılıyor, bununla ilgisi yok.

Ben bilirim, gençlik yıllarımızda yanlış bir şey olduğu zaman protestolar olurdu, bu yanlışlara karşı sivil direnişler olurdu, Beyazıt Camisi'nin önünde gösteriler olurdu her cuma namazından sonra ama sizin izlediğiniz politikalar tamamıyla İslam'ın menfaatine aykırı olduğu hâlde kimseden tık ses yok. İslam tarihinin en büyük katliamları Yemen'de yapılırken, İslam dünyası kan gölü içerisindeyken Müslüman'ı Müslüman katlettiği için gıkını çıkarmayan bir Müslüman yapısı ama "Müslümanlar zulüm altında." lafını sadece ve sadece gayrimüslimlerin yaptığı zulümler çerçevesinde gören, algılayan bir yapı ortaya çıkardınız. Bu İslami bir duyarlılık değil, Müslümanca bir bakış tarzı değil ama bunu üreten sizsiniz. Tüm herkese ait kaynakları belli ellerinizin içinde toplayıp sadece kendiniz arasında dağıtmaya kalkmanız, bu da İslami bir şey değil. Hâlbuki Müslüman örnek olur ya! Kur'an-ı Kerim'de diyor: "Siz insanlık için çıkarılmış örnek bir ümmetsiniz." diyor. Var mı böyle bir vasıf? Veya bunu arayış var mı? Bunun için çaba harcama var mı? Yok. Bin beş yüz yıllık İslam tarihi boyunca şu Arap Baharı'ndaki kadar Müslüman zulmü, katliamlar, tecavüzler, kadınların köle pazarlarında satılması, Müslümanların Müslümanların şerrinden kurtulmak için Akdeniz'in sularında on binlercesinin boğulması, bu sizin politikalarla üremiştir, ortaya çıkmıştır. Böyle bir zulüm, emperyalizmle iş birliği yaptınız, Amerika'yla kucak kucağa başlattınız. İsrail stratejilerine dayanan bir politikanın aleti oldunuz. Emperyalizmin aracı oldunuz. Bunu bilmeyen mi var arkadaşlar? Ve siz bu politikaları din adına savunuyorsunuz ya! Dini hangi noktaya getirdiğinizi biliyor musunuz?

NİLGÜN ÖK (Denizli) - Allah Allah! Ne alaka?

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Onu da bağladın ya!

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Evet, on binlerce insan, on binlerce insan İslam dünyasından Hristiyanlara, Avrupa'ya sığınmak için Akdeniz'in sularında boğuldu. (Gürültüler)

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Allah Allah! Ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu sizin? Yazıklar olsun!

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Size yazıklar olsun!

BAŞKAN - Lütfen tamamlayınız.

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Tayyip Erdoğan'dan başka kimin sesi çıkıyor?

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Söylediklerine bakma kardeşim, Amerika'yla iş birliği hâlinde Arap Baharı'nı başlattı mı, başlatmadı mı?

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Oradan söylüyorsun da, İslam ülkeleri adına tek bir kişi çıktı mı? Siz geldiğiniz yeri unutuyorsunuz herhâlde.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Büyük Orta Doğu Projesi'nin eş başkanı oldu mu olmadı mı? Sizin algılama modunuz bozulmuş. Dinî duyarlılığınız kalmamış, İslami hassasiyetiniz kalmamış. İslami dünyayı çirkinleştiren politikaların avukatı hâline geldiniz. Erbakan Hoca'nın tabiriyle, siyonizme asker yetiştiriyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın Şener, lütfen tamamlayınız.

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - İftira atıyorsunuz ve bu doğru değil. O sizin paçanıza yapışacak.

BAŞKAN - Sayın Çelebi...

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bu ülkenin en dini bütün insanlarını, dini bütün insanları ne hâle getirdiniz?

BAŞKAN - Sayın Şener...

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bu ülkede hırsızlığı, yolsuzluğu bu ülkenin en dindar insanları savunur hâle geldi.

BAŞKAN - Sayın Şener lütfen tamamlayınız.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bu ülkede Müslüman katliamlarını destekleyen, ortaya çıkaran politikaları bu ülkenin en dindarları savunur hâle geldi ve sonra da "Efendim, şöyle bir gençlik, böyle bir gençlik..."

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - İftira atıyorsunuz. Bu cümleleriniz doğru değil. Kendi devletinize iftira atıyorsunuz.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Dinle, dinle!

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Neden iftira atıyorsun?

CAVİT ARI (Antalya) - Dinlemeyi öğren!

BAŞKAN - Lütfen arkadaşlar...

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Devşirdiğiniz ve düzgün bir çizgiye getirdiğinizi dediğiniz insanların duyarlılıklarını, hassasiyetlerini, akıllarını, fikirlerini dinden imandan uzaklaştırdınız. Bunun farkına varın. Devşirme yönteminiz yanlış, bir; devşirdiğiniz insanları zehirlemeniz yanlış, iki.

BAŞKAN - Sayın Şener...

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Safsata, safsata! Söylediğiniz her şey safsata! Hiçbir tane gerçek yok.

BAŞKAN - Bir saniye arkadaşlar...

Sayın Şener lütfen tamamlar mısınız.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Araya girmeseydiniz daha sakin konuşabilirdik.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Ayıp ve yazıklar olsun!

BAŞKAN - Lütfen arkadaşlar, lütfen ya!

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Daha sakin konuşabilirdik.

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Pazarlık yapma.

BAŞKAN - Arkadaşlar lütfen...

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sizin algılama modunuz siyasal menfaatlerinize ve kaynak yağmasına dayalı olarak gelişmiş. Bu İslami bir duyarlılık değildir, bu İslami duyarlılık değildir.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Ülkeye hakaret ediyorsunuz, Türkiye'ye hakaret ediyorsunuz.

BAŞKAN - Lütfen arkadaşlar...

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Bakın, siz bu partinin...

BAŞKAN - Lütfen arkadaşlar...

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Yeni bir parti kurdunuz. Başarılı olamadınız ama orada tutunabilmek için bize iftira atıyorsunuz ve bu doğru değil.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Kardeşim, kaynak yağması yapıyor musunuz, yapmıyor musunuz?

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Dinlesene!

BAŞKAN - Ya, lütfen arkadaşlar...

Evet, lütfen tamamlayınız Sayın Şener.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Siz...

BAŞKAN - Sayın Şener, lütfen...

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - "Dinlesene" diyemezsin sen.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Araya girdiler, zamanımı alıyorlar.

BAŞKAN - Sayın Şener, tamamlayınız. Vaktiniz doldu zaten.

Buyurun.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Değerli arkadaşlar, sizin görmediğiniz, bilmediğiniz, yaşamadığınız...

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Hitap şekline dikkat etmeniz lazım lütfen.

Cavit Bey, lütfen uyarın ya arkadaşınızı. Lütfen ama ya...

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Böyle bir konuşma şekli yok.

BAŞKAN - Arkadaşlar...

Sayın Şener...

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Araya girmeseniz öyle konuşmayacağım zaten. Araya girdiğiniz için öyle...

BAŞKAN - Ya, lütfen, lütfen...

Sayın Şener, lütfen tamamlayınız.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Yani yanlış konuştuğunuzu itiraf ediyorsunuz siz de.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Araya girmeseniz daha mantıklı konuşacağız.

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Kendin konuştun ya!

BAŞKAN - Sayın Şener, lütfen tamamlayınız.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Şunları susturun da sonra konuşacağım.

BAŞKAN - Ya lütfen arkadaşlar ya! Arkadaşlar, lütfen...

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, şu araya girenleri susturun, öyle konuşayım.

BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen sakin olun, lütfen...

EMİNE GÜLİZAR EMECAN (İstanbul) - Çok araya giriyorsunuz. Girmeyin o kadar araya.

ŞENOL SUNAT (Ankara) - Milletvekilinin konuşma şekline siz karar veremezsiniz.

SAMİ ÇAKIR (Kocaeli) - Bizim İslami duyarlılığımızı ölçmeye kimsenin hakkı yok.

BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen...

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bu ülkenin menfaatleri de İslam dünyasının menfaatleri de ayrışmadan geçmez.

BAŞKAN - Arkadaşlar lütfen...

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Ne biçim söz öyle o? Sen hakaret edeceksin bana, ben size müdahale etmeyeceğim öyle mi?

BAŞKAN - Lütfen arkadaşlar...

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Hakaret etmeye hakkınız var mı?

ŞENOL SUNAT (Ankara) - Yanınızdaki beyefendinin sözleri...

BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen...

Sayın Şener, teşekkür ediyorum efendim.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ya, niye teşekkür ediyorsun? Onlar konuşuyor, bana teşekkür ediyorsun.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - "Ah ah, vah vah"lık bakanlık yok burada.

BAŞKAN - Arkadaşlar...

Sayın Aydemir...

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Siz kendi halinize "ah ah, vah vah" yapın.

BAŞKAN - Sayın Aydemir... Bir saniye efendim...

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Ayıp!

BAŞKAN - Sayın Aydemir, lütfen, lütfen...

Sayın Çelebi, Sayın Aydemir...

Sayın Şener, tamamlayın lütfen, bir dakika ilave süre veriyorum.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ya şu rakama bakın, şu rakama. Methediyorsunuz kendi kendinizi de TÜİK'in işsizlikle ilgili son raporu, genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 27. Ne eğitimde ne istihdamda olanların oranı yüzde 29,4 yani yüzde 30 ama başka bir şey daha var. Yüzde 30 işsiz var bu memlekette, gençlerin yüzde 30'u işsiz, diğer tarafta çalışıyor görünenlerin var ya, çalışıyor görünenlerin yüzde 36'sı da hiçbir Sosyal Güvenlik Kurumuna üye değil, kayıt dışı çalışanlar ve ne emeklilik hakları var ne sağlık sigortaları var. Bundan daha korkunç bir manzara olabilir mi ya? Siz bu politikayı başarılı mı sayıyorsunuz Allah aşkına?

BAŞKAN - Evet, lütfen tamamlar mısınız.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Cumhuriyet tarihi boyunca böylesine vahim bir tabloyu ortaya çıkaran hiçbir hükûmet olmamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Evet, teşekkür ediyorum Sayın Şener.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Süreyi dolduramadım ama neyse Sayın Başkan.

BAŞKAN - Yok, fazlasıyla aldınız efendim.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Mazur görün.