KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Bakan, değerli Komisyon üyeleri, sayın bürokratlar, Meclisimizin ve basınımızın değerli emekçileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakan, ekonominin kötüye gittiğini belirten ekonomist ve akademisyenler için "Terör eylemlerinde gördüğümüz ekipten farkı yok." diye talihsiz bir açıklamada bulundunuz. Sizlere öncelikle şunu söylemek isterim: Bir kere, ekonominin kötü olduğunu inkar ediyorsanız eğer, dönüp birlikte çalıştığınız bakanlara bakın. Dün, Turizm Bakanının kardeşine ait hava yolu şirketi ekonomik nedenlerle faaliyetlerini bir süre durduğunu açıkladı. Öte yandan, geçenlerde Tarım Bakanının aile şirketine de haciz geldiği şeklinde haberler basına düştü.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Yalan, yalan...

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Başka bir örnek daha vermek istiyorum: Ülkenin önde gelen giyim firması Sarar, 21 Kasımda yaptığı açıklamayla krize girdiğini kamuoyuna açıkladı.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Bu da yalan!

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Maliyetler artarken siparişlerin düştüğünü belirten firma ne yazık ki toplu işçi çıkaracağını duyurdu. Alın size kriz, alın size işsizlik Sayın Bakan. Siz, ekonominin kötü gidişatının vatandaşlar tarafından konuşulmasını engellemek mi istiyorsunuz? Bu engellemelerin, ailelerin yoksulluktan toplu intiharlarının önüne geçeceğini mi düşünüyorsunuz? Onun için mi böyle yaftalayıcı, tehditkâr cümleler kuruyorsunuz?

Sayın Bakan, bu karalayıcı dil vatandaşlarımızı sadece incitmiyor, hukuk devleti anlayışını da derinden yaralıyor. "Hukuk" demişken, başka bir örnek de vermek istiyorum: Siz, on altı yıl Bank Asya'da üst düzey görev yapmış kişiyi Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı, on bir yıl çalışmış kişiyi Rekabet Kurumu Başkanı yaparken, bu bankanın önünden geçmiş, kredi kartını kullanmış, bu bankaya kira, okul taksiti, hac, umre parası yatırmış kişiler KHK'yle işlerinden atıldı, terörist olarak damgalandı, hatta tutuklandı, hapse atıldı. Burada yapılan açıkça bir vicdansızlık değil midir? Bu uygulamaların adaletsizlik yarattığını düşünmüyor musunuz? Hukuk yoksullara başka, yandaşlara başka mı işliyor Sayın Bakan?

Sayın Bakan, 2019 yılının tamamı için 81 milyar lira olarak hedeflenen bütçe açığı ekim ayı sonu itibarıyla 100 milyar lirayı aşmıştır. Oysa 81 milyar liralık hedef aşılmasın diye Merkez Bankasından aktarılan kâr ve "kefen parası" denen yedek akçe ile imar affı, vergi affı, bedelli askerlik gelirleri gibi sürekli olmayan gelirler de bütçeye aktarıldı. Peki, bu tek seferlik gelirler olmasaydı bütçe açığı ne kadar olacaktı? Yaklaşık 200 milyar lirayı aşacaktı. 2020 bütçe açığının tutmayacağını bu veriler şimdiden açıkça gösteriyor. Sayın Bakan, mevcut durumda 67 çeşit vergiye sahip ülkemiz, 2020'de 3 adet daha nur topu gibi vergiye kavuşacak. Bu 70 vergiyle vergi yükü asgari ücretli vatandaşlarımızın sırtında kalmaya devam edecek.

Kamu ihalelerinin önemli kısmını kamuya duyurmadan kapalı devre bir sistem ve pazarlık usulüyle yapıyorsunuz Sayın Bakan. Böylece kamu ihalelerini yandaş bir avuç firmaya vermekle kalmayıp bu firmalara her türlü kredi imkânını da açıyorsunuz. Örnek mi istiyorsunuz? Demirören Holdinge iktidara yakın tek sesli medya yaratmak hedefiyle kamu bankaları aracılığıyla 700 milyon dolar kredi verdiniz. Ne hikmetse bu kamu bankalarımız, Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyelerinde AKP yerel seçimleri kaybedince kredi vermekten imtina eder hâle geldi. Bu bankaların kredi kararları da saraydan talimatla mı veriliyor Sayın Bakan? Saray her şeyde olduğu gibi kamu bankalarının kararlarında da tek yetkili hale getirildi de haberimiz mi yok?

Sayın Bakan, Sayın Cumhurbaşkanı dünkü konuşmasında "Bırakın doları moları, TL'ye dönelim." dedi ancak merak ediyorum, Man Adası'nda paralarını tutanlar da TL'ye dönecek mi, sizlere bunu sormak istiyorum?

Burada çok açık ve net bir önerim var Sayın Bakan: Müşteri garantili otoyol, köprü ve tüneller ile hasta garantili şehir hastaneleri ödemelerinde ve garantili santral ihalelerinde doları, euroyu hemen bugün bırakın, vakit kaybetmeden TL'ye dönün, var mısınız Sayın Bakan? Hodri meydan.

Sayın Bakan, ülkemizde asgari ücretle geçinen 13 milyon emekçi bu ülkenin en büyük vergi kaynağıdır, oysa siz bugünkü konuşmanızda vergide adaletten bahsettiniz. Değerli konut vergisi getirerek vergide adaleti sağladığınızı söylüyorsunuz. Peki, az kazanandan az vergi almak için ne yaptınız şu ana kadar? Tek icraatınızın ne olduğunu ben size söyleyeyim: Borçlanma konusunda gayet cesursunuz, o kadar ki bu yıl Kamu Finansmanı Genel Müdürlüğünün adını Borçlanma Genel Müdürlüğü olarak değiştirdiniz. Çünkü kamu finansmanı deyince aklınıza yeni adil kaynaklar yaratmak ya da tasarruf değil, borçlanmak geliyor. Burada asıl sorumuza gelmek istiyorum: Neden bu kadar borçlanmaya ihtiyaç duyuyorsunuz Sayın Bakan? 2020 yılında 299 milyar TL borçlanma öngörülmüş. Bu, Cumhuriyet tarihimizin en yüksek borçlanma hedefi. Bu miktar 2019 için 150 milyar tahmin edilirken şimdiden 190 milyar olması bekleniyor. Oysa ki borçlanma miktarı 2015'te sadece 90 milyar TL idi. Bu borçlanma, çoluğumuzun çocuğumuzun geleceğini ipotek altına almak değil midir? Bu borçlanma sarmalından kurtulmak için ürettiğiniz herhangi bir politika var mıdır? Biz aradık, bulamadık Sayın Bakan.

Aslında yapılacaklar çok basit Sayın Bakan:

1)

Adaletli ve uygulanabilir bir vergi politikası oluşturulmalıdır.

2)

İsrafı ve şatafatı engellemelidir önce saraydan başlanmak üzere.

Oysa ne oluyor? Ekonomik krizle

cebelleşen vatandaş harcama yapamadığından ÖTV, KDV gelirleri düşüyor, 2020 için sadece müşteri garantili projelere 18,5 milyar TL ödenek ayrılıyor, sarayın bütçesi ve örtülü ödeneği fütursuzca arttırılıyor, yandaş firmalara rasyonel olmayan fiyatlarla ihaleler veriliyor, bu yandaş firmalara ait milyarlarca liralık vergi borcu siliniyor. Örnek mi? Ali Ağaoğlu sıkışınca kendisine hemen 1,4 milyar veriliyor.

Sayın Bakan, Bütçe Kanunu siyasi bir belgedir ve hükûmetler bu kanunla hangi kesimleri gözettiklerini ortaya koyarlar. AKP hükûmetlerinin daha önceki bütçelerinde olduğu gibi, ne işçi ne memur ne çiftçi ne öğrenci bu bütçede yokken kamu-özel iş birliği müteahhitleri ve faiz lobisinin gözetildiği görülüyor. Yandaş medyanın zinhar göstermediği ama halkımızın gerçek gündemini oluşturan başlıklarla ülkemizin bir panoramasını çizerek bitirmek istiyorum. Sizin deyişinizle "Burası çok daha önemli." Sayın Bakan.

Çiftçi topraktan uzaklaşıyor. SGK verilerine göre 2008'de 1 milyon 127 bin olan kayıtlı çiftçi sayısı 2018'de 697 bine düştü. Kayıtlı kayıtsız toplam 700 bin çiftçi üretimden koptu. Esnaf çaresiz Sayın Bakan, Türkiye'de kriz nedeniyle beş buçuk yılda yarım milyonun üzerinde esnaf iflas bayrağı çekti ve kepenk kapattı. Faturalar can yakıyor; son iki yılda elektrik yüzde 71, doğal gaz yüzde 58 zamlandı. İşsizlik patladı Sayın Bakan, işsizlik AKP döneminde yüzde 497 arttı yani 2018 yılında dakikada 7 yurttaş işsiz kaldı. Bu, 2019'da artarak devam ediyor, sizin deyişinizle söylersek her ay bir önceki aydan daha kötü oldu Sayın Bakan. Gelir adaletsizliği arttı Sayın Bakan. En zengin yüzde 20'nin toplam gelirden aldığı pay artarken en yoksul yüzde 20'nin toplam gelirden aldığı pay azaldı. Asgari ücret de eridi Sayın Bakan. Ülkemizde 13 milyon asgari ücretli var. Bir

sendikamızın araştırmasına göre özellikle sebze fiyatlarındaki yüksek artışlar kimi temel harcama kalemleri için asgari ücretin alım gücünü yarı yarıya azalttı.

Sayın Bakan, sizi şimdiye kadar bir çok konuda eleştirdik, oysa yaptığınız iyi şeyler de yok değil. Ekonomi yönetiminiz sonucu oluşan zamlar, açlık sınırının altındaki asgari ücrete yüklediğiniz vergiler ve gizlemeye çalıştığınız hayat pahalılığı yıllardır yan yana gelmeyen 3 sendika konfederasyonunu -TÜRK-İŞ'i, DİSK'i, HAK-İŞ'i- yan yana getirdi. Hep beraber "Bıçak kemiğe dayandı." dediler, hatta KAMU-SEN ve MEMUR-SEN dahi politikalarınızı eleştirdi. Bunun ülkemizin emekçileri için önemli değişimlere vesile olmasını temenni ediyorum.

Teşekkür ediyorum, bütçeniz hayırlı olmasını diliyorum.