KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler.

Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri, sayın bürokratlar, değerli basın emekçileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, termik santrallerdeki baca gazı arıtma tesisinin uzatılmasıyla ilgili ilk teklif 1 Kasımda geldiğinde gerek şahsım gerekse Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri gerekse diğer muhalefet milletvekilleri bunun tercümesinin ne olduğunu anlatmıştık." 'Bu getirilen teklifi o santral bölgesinde yaşayan insanlara nasıl anlatılacak?'diye sorduğumuzda şunu mu söyleyeceksiniz: 'Elektrik üretimi sizin sağlığınızdan daha önemli mi?' diyeceksiniz." diye sorgulamıştık. Ama bir cevap alamadık. Daha sonraki süreçte gerek Çevre Bakanlığı bütçe görüşmelerinde gerekse Enerji Bakanlığı bütçe görüşmeleri gerekse Plan ve Bütçe görüşmeleri boyunca hemen hemen bütün muhalefet partisi milletvekillerimiz bu konuyu dile getirdi bulundukları her platformda. Ama maalesef söz dinletemedik ve 21 Kasım günü Millî Savunma Bakanlığı bütçesi burada görüşülürken Genel Kuruldan bu yasa geçti. Ama geldiğimiz nokta elbette önemli, bunu da önemsiyoruz. Bundan dolayı bu olaydan da ders çıkararak, termik santrallerimizin olduğu bölgelerde yaşayan insanlarımızı da dikkate alarak ona göre bir çözüm üretilmesini de bekliyoruz.

Değerli Komisyon üyeleri, ülke yönetimini üstlenenler, ülke ekonomisinin gereksinimi olan enerjiyi temin ederken bu süreçte ekosistemi, gelecek nesillerin de o ekosistemde hak sahibi olduğunun bilinci içinde özenle, sorumlulukla gözetmek ve korumakla yükümlüdürler. Oysa değerli arkadaşlar, enerji, ekonomi, çevre üçlemesinde dengeyi gözetmeyen, kısa vadeli maddi çıkarlara dayalı bir anlayış hâkim olmuştur ülkede. İnsan hayatını tehdit eder boyutta doğaya zarar veren enerji üretimi uygulamaları birbirini izlemektedir. Yaşam damarlarına kastedildiğini gören halkımız da doğru düzgün, hukuka uygun, sosyal projelendirilmesi yapılmış yatırım projelerine de haklı olarak güvensizlikle yaklaşmaktadır. Türkiye'nin kendi madenlerini kamu eliyle işletmeye, kendi enerjisini üretme ihtiyacı vardır; bu, çok açık. İtirazımız, bunun bir çevre katliamına neden olmasına ve halk sağlığına tehdit oluşturmasınadır. Nitekim, Bloomberg tarafından hazırlanan 169 ülkeyi kapsayan En Sağlıklı Ülkeler Endeksi'nde İspanya ilk sırada yer alırken Türkiye 51'inci oldu. Bu şartlarda bizim termik santrallerdeki baca gazı arıtma sisteminin daha işlevsel nasıl olacağını, denetimlerin nasıl etkin yapılacağını konuşmamız gerekiyordu, herhangi bir ertelemeyi değil. Hâlâ neyi konuşuyoruz? Baca gazı arıtma sisteminin yapılmasını erteleyelim mi, ertelemeyelim mi? Zaten erteledik arkadaşlar, 2013 yılından beri erteleniyor. Sayın Erdoğan'ın veto ettiği yasa bu ertelemeyi iki yıl daha uzatacaktı. Oysa ne demişti Sayın Enerji Bakanımız, Albayrak? Geçen sene ertelemeyi uzatmama sözü verilmişti zaten. Dolayısıyla veto edilen bir şey yok. Artık verilen sözlerin tutulmasına dahi şaşırır hâle geldik ülkede. Bu tam bir ölümü gösterip kansere razı etme politikasına hâline dönüşmüştür maalesef. Neden mi? Hava kirliliğine bağlı ölüm sayısı yılda 30 bin kişi. Ülkemizin havası Avrupa Birliği ortalamasından yüzde 33 daha kirli arkadaşlar. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, 2016'da gerçekleşen 43 milyon ölümün yaklaşık 13 milyonu çevreyle ilgili sorunlardan meydana gelmiş. Bu da bu sorunun küresel boyutuna dair önemli bir veri olarak kayıtlara girmelidir. Bu, acil önlem almamızı gerektiren bir durumdur, acilen baca gazı arıtmayı maliyet değil, halk sağlığı sorunu olarak ele almalıyız. Halk sağlığı, maliyet hesabına da indirgenemez. Hiçbir evladımızın temiz hava hakkı, sağlığı birileri kâr edecek diye engellenemez.

Mevzuata aykırı bir biçimde halk sağlığını tehdit eden, çevreyi kirleten şirketler teşvik ve borçlarının yeniden yapılandırılmasından muaf tutulmalıdır. Bu noktada, AKP'nin, teşvik ve yeniden yapılandırma programlarıyla, halk sağlığını hiçe sayan şirketleri, deyim yerindeyse, beslemeye devam ettiğini özellikle vurgulamamız lazım. Bu noktada, bankalara yönelik yeni bir düzenleme yapılması gerekiyor arkadaşlar. Halk sağlığını ve çevreyi tehdit eden termik santral sahibi şirketlerin kredilendirilmesi acilen durdurulmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Sayın Girgin, tamamlar mısınız lütfen.

Buyurun.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Bu tarz faaliyetleriyle 2 banka özellikle öne çıkıyor; Garanti Bankası ve Yapı Kredi bankası. Yapı Kredi 7 kömür santrali dışında 4 doğal gaz santralini, 1 doğal gaz dağıtım şirketini, 11 elektrik dağıtım şirketini, 1 rafineriyi, 18 HES projesini, 7 RES projesini, 2 jeotermal projesini, 2 altın, 1 nikel madenini finanse ettiği, Yeniköy ve Kemerköy Termik Santrallerinin özelleştirilmesinde Yapı Kredi düzenleyici banka olarak rol aldı. Daha önce EÜAŞ'a ait olan Muğla Yatağan'daki termik santralin özelleştirilmesini Yapı Kredi, Halkbank birlikte üstlendi ama artık finansal denizin sonuna geliyoruz. Geçen yıl Bloomberg enerji firmalarının aldığı kredilerin en az 6,1 milyar dolarının yeniden yapılandırma içinde olduğunu, bunun 4 milyar dolarını enerji santrallerini elden çıkarmak isteyen Bereket Enerji borçlarının oluşturduğunu yazmıştı.

Yine, aynı şekilde, Garanti Bankası ve ortağı İspanyol kökenli bir banka BBVA şimdilik 10 termik santrali finanse etmiş durumda.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Başkanım, son bir dakika rica ediyorum.

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Buyurun, tamamlayın.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Değerli arkadaşlar, önerilerim olacak ve sorularım olacak. Burada, üzerimize düşen, madenciliği de, termik santral işletmeciliğini de halk sağlığına ve çevreye uygun bir biçimde yapmayı sağlayacak, bunu denetleyecek, yapmayanları cezalandıracak düzenlemeler üretmektir. Kamu idaresi bu konuda acil bir eylem planı hazırlamalı finans şirketlerinin mevzuata aykırı davranan şirketleri finanse etmesinin önüne geçmelidir.

Bitirirken şu soruların acilen cevaplandırılmasını özellikle talep ediyorum:

1) Bugüne kadar baca gazı arıtma sistemi kurmuş firmaların bu sistemi kullanıp kullanmadığını denetlediniz mi; eğer denetlediyseniz kullanmayan şirketlere ne gibi yaptırımlar uyguladınız?

2) Termik santrallerin bulunduğu bölgelerin hava kirliliği raporlarını eksiksiz, düzenli ve anlık olarak kamuoyuna neden yayınlamıyorsunuz?

3) Teşvik alarak termik santrali satın alan firmalar mevzuata aykırı biçimde bu santrali işlettiğinde cezalı olarak bu teşvikleri neden geri ödemiyor?

Mevzuata aykırı termik santral işleten firmaların borçlarının yeniden yapılandırılmasının önüne neden geçilmiyor?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Son iki sorum.

4) Denetimlerle ilgili görevlerini aksatan kamu görevlileri hakkında işlem yapmayı düşünüyor musunuz?

Son sorum: Halk sağlığı ve çevreyi korumayı esas alan kamu eliyle erişilebilen bir enerji politikası için acil eylem planı oluşturmayı düşünüyor musunuz?