| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekilleri Denizli Milletvekili Cahit Özkan, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, Tokat Milletvekili Özlem Zengin, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekilleri Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül, Manisa Milletvekili Erkan Akçay ile 182 Milletvekilinin Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2999) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 04 .07.2020 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, gecenin bu geç saatine kadar mesaimize destek veren değerli personel ve diğer bulunan arkadaşlar; hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Çalışmalarımızın verimli olmasını diliyorum ancak iktidar milletvekilleri verilen talimat doğrultusunda maddeleri değiştirmeden, maddelerin virgülünü oynatmadan bu teklifi geçirme kararlılığı içerisindeler, görünen tablo budur.
Görüşmekte olduğumuz şu andaki 17'nci madde, bu kanun teklifiyle amaçladıkları ana değişikliklere uyum sağlama amacındaki bir tali değişikliği içermektedir. Bu kanun teklifindeki ana maddelerde ise şunu görmekteyiz. Birincisi, bir ilde birden fazla baro oluşturmaya çalışılmaktadır. Yani iktidar bu teklifle esas olarak, esas itibarıyla böl, parçala ve bir parçayı ele geçir yöntemini kullanmaktadır. İkinci ana değişiklik ise Barolar Birliği seçimlerindeki yöntemi değiştirmekteler ve bu yöntem değişikliğiyle Barolar Birliğini ele geçirmeyi planlamaktadırlar. Yani 40 avukatı olan bir ildeki baroya 4 delege hakkı verilirken, 4 bin avukatı olan bir ildeki baroya da aynı şekilde 4 delege hakkı verilmektedir. Bu, tamamen seçimde eşitlik ilkesine aykırıdır, hakkaniyete aykırıdır, vicdana aykırıdır. Bilinmesi gerekir ki bu teklif Anayasa'nın 135'inci maddesine aykırıdır. Anayasa'nın 135'inci maddesinde baroların kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olduğu ifade edilmektedir. Aynı ilde birden fazla baro kurulması doğrudan doğruya bir Anayasa maddesine de âdeta meydan okuma anlamı taşımaktadır.
Diğer taraftan, bu teklif, tüm baroların ve Barolar Birliğinin görüşüne aykırı bir düzenlemedir. Bu teklifin doğrudan, sahiplerinin görüşünü yok sayarak bu Meclise bir kanun teklifi getirilmesi âdeti bu iktidardan önce bu Mecliste hemen hemen hiç yaşanmamıştır, bu da teamüllere ve işin esasına, vicdanına aykırı bir durumdur.
Böyle bir düzenlemeyle iktidarın hırslarının bitmediğini görüyoruz. Yani iktidar olmak yetmiyor, tek başına hükûmet olma çabasına düşülüyor, Anayasa değiştiriliyor, o yetmiyor, "Hem yürütme bende olsun hem yasama organı bende olsun." deniliyor. Onunla iktifa edilmiyor, yargı ele geçiriliyor, hatta yargı, iktidarın bir siyasi sopası hâline dönüştürülüyor. Hükûmeti eleştirenler, iktidarın yanlışlarını halkın görmesi için çaba harcayanlar, düşüncelerini bu ülkenin düşünce platformunun içerisine katmaya çalışanlar eğer muhalif düşüncelere sahipse yargı vasıtasıyla hizaya getirilmeye çalışılıyor. Bu da yetmiyor, tüm basına el konuluyor, "Basın da benim olsun." deniliyor. O yetmiyor, "Bu ülkenin tüm hazinesi benim keyfî isteklerime göre, kimsenin engelleyemeyeceği şekilde kullanabileceğim bir araç hâline gelsin." deniliyor, şeffaflık ortadan kaldırılıyor, denge-denetim mekanizmaları tamamen tasfiye ediliyor ve ülkenin tüm hazinesine sahip olma duygusu ve tutkusu bir ihtiras hâline dönüşüyor. Bu da yeterli olmuyor, piyasadaki tüm mala mülke ve paraya el koyma iştiyakı da bu iktidarın gittikçe artan hevâ ve heveslerinin bir parçası hâline geliyor.
Bu teklifte sivil toplum kuruluşlarına, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına el koymaya çalışmanın, "Bu da benim olsun." "Bu da benim olsun." "Bu da benim olsun." diye bitmeyen ihtirasın bir parçası hâline gelmiştir.
Onun için, gecenin bu geç saatinde şunu sormak zorundayım: Nedir bu tekasür ihtirasınız ey iktidar sahipleri? Sizi tekasür yani mal ve güç temerküzüyle övünmek o kadar oyaladı ki, o kadar meşgul etti ki, siz de öylesine bir ihtiras ortaya çıkardı ki her hamlenizde daha çok batıyorsunuz.
Bakın, İkinci Meşrutiyet İslamcılarından Ferit Kam'ın bir dörtlüğü vardır, onu burada okumayı ve o dörtlükle uyarmayı da bir görev sayıyorum, diyor ki Ferit Kam: "Akil geçinen güzide nev'in / Aldanmaya ihtiyacı vardır / Adem'le doğan bu eski derdin / Zannetmeyiniz ki ilacı vardır." diyor yani "Akıllı geçinen insanın aldanmaya ihtiyacı vardır, Adem'le doğan bu eski derdin de bir devası, ilacı yoktur." diyor. İşte, bu iktidar, on sekiz yıldır Ferit Kam'ın ifadesiyle kendisini aldatma ve ihtiras peşindedir. Gücünü artırdıkça ve "Her şey benim olsun, bu da benim olsun." dedikçe iktidarını sürdüreceğini zannetmektedir ama bu ihtiras bu iktidarı bitirecektir ve sonu gelmeyen bir yarışın içerisinde kaybolup gideceklerdir.
Hepinize saygılar sunuyorum.