KOMİSYON KONUŞMASI

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, sizleri saygıyla selamlıyorum.

Türkiye'nin çok önemli sorunları var değerli milletvekilleri. Biz burada dört gündür sabahlara dek ne yapıyoruz Allah aşkına? Biraz ciddiyet lütfen arkadaşlar. Demokrasicilik oynamayı bırakıp bir an önce ülkenin gerçek gündemine, bizden beklenen çözüm odaklı çalışmalara yönelelim lütfen.

Bakın, on sekiz yıllık devriiktidarınızda bu ülkenin en önemli gelir kaynağı ve üretim alanı olan tarımı, meraları bitirdiniz, 8 milyon hektar ekilebilir araziyi tarım dışı bıraktınız, yerli ve millî olduğunuzu iddia edip yerli tohumu, yerli tütünü, yerli hayvancılığı bitirdiniz. Sahi, şu yerli otomobili ne yaptınız? Çiftçiyi borç batağına sürükleyip binlerce çiftçimize haciz uygulaması getirdiniz. Bilim adamları ve odalar olası bir deprem için sürekli uyarmasına rağmen, 7 ve üzerinde büyük bir deprem beklenmesine rağmen bunu önlemeye dönük nasıl bir önlem aldınız, afetlere dönük nasıl bir önlem alıyorsunuz?

13 milyon olan iş gücü kaybını, pandemi döneminde 6 milyon daha artırdınız. SEKA kâğıt fabrikasını, TEKEL tütün fabrikasını, Şeker Fabrikalarını kapattınız. Tank Paleti peşkeş çektiniz. Eğitimi 7 bakanla 15 kez değiştirerek düzlüğe çıkaramadınız. Yetmedi; madenleri, suları, bankaları, sigorta şirketlerini yabancılara sattınız. Bütün kurumaların içini boşalttınız. Kadın cinayetlerinde ve kadına yönelik şiddette sınıfta kaldığınız yetmezmiş gibi İstanbul Sözleşmesi'nden feragat etmeyi dillendiriyorsunuz, kadınlar olarak buna izin vermeyeceğiz arkadaşlar.

Yoksulluğu, üretimsizliği, işsizliği kronik hâle getirdiniz ama en önemlisi kuvvetler ayrılığını, hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi, özgür basını, düşünce özgürlüğünü ortadan kaldırdınız. Özgür üniversiteyi yok ettiniz. Belediye başkanlarını çeşitli bahanelerle görevden alıp kayyum ilan ettiniz. KHK mağdurları yarattınız. "Sizden, bizden" safsatalarıyla dernekleri, kurumları, mesleki kuruluşları ve halkı kutuplaştırıyor, ayrıştırıyorsunuz. Hoşunuza gitmeyen yazı yazan gazeteciyi hapse atmayı, işinize gelmeyen baroyu bölmeyi, yıllarca muhalefette trolleriniz aracılığıyla her tür hakareti meşru sayıp iş size gelince suçun şahsiliğinden ayrılarak sosyal medya alanlarına müdahale edip tüm Türkiye'yi cezalandırmayı seçiyorsunuz.

Her gün onlarca yandaş kanaldan RTÜK'ün kapatması gereken onlarca yayın yapılırken size muhalif kanallara altından kalkılamayacak cezalar yağdırıyorsunuz. Dünyada ülkeler geliştikçe demokrasi alanlarını geliştirirken, siz demokrasi atmosferini her gün daraltarak bu ülkeyi soluk alamaz hâle getirdiniz. Barolardan sonra yetmedi, TMMOB; yetmedi, kıdem tazminatı; sırada ne var arkadaşlar? Sahi, siz niçin iktidara gelmiştiniz? Yoksulluk, yolsuzluk ve yasakları ortadan kaldıracaktınız değil mi? Hani, her fırsatta cumhuriyet dönemini, burun kıvırarak karalamaya çalışıyorsunuz ya, yerli ve millî olduğunuzu iddia ediyorsunuz, sorarım Allah aşkına: On sekiz yılda ekonomide ne yaptınız arkadaşlar? Dünya ülkeleri içerisinde ilk 10 diye bizleri sürekli kandırıyorsunuz ama uluslararası değerlendirmeler 60'ıncı sırada olduğumuzu gösteriyor.

Değerli milletvekilleri, bir avuç tohum için bizi İsrail'e, 1 kuruş için bizi Katar'a el açmaya mahkûm ettiniz, yazık bu ülkeye. Değerli milletvekilleri, insanlarımız iş istiyor, insanlarımız eğitim istiyor, insanlarımız demokrasi istiyor, insanlarımız gelecek güvencesi istiyor. Bırakın bu sanal gündemleri, gelin hep birlikte buna odaklanalım arkadaşlar. Daha fazla pişmanlık yaşamadan ailenizin barolarını oluşturma sevdasından vazgeçin, savunmanın önünde engel olmayın. Kurduğunuz yandaş sendikaların ülkemizin başına ne çoraplar ördüğünü gördük. "Kardeşler barosu" olmadı; "öz kardeşler barosu" o da olmadı; "öz hakiki kardeşler barosu" mu kuracaksınız?

Değerli milletvekilleri, bu sorunu avukatların problemi olarak görmek çok önemli bir yanılgıdır. Her vatandaşın hak arama mücadelesi önünde önemli bir engel teşkil edecektir. Bağımsızlık bir kere barolar için bitecek, parçalı ve güçsüz olacaklardır. Disiplin kurallarına uyulmayacaktır. Tamamen Adalet Bakanlığının denetim ve egemenliğine bırakılması için zemin hazırlanacaktır. Adalet Bakanlığına bağlandığı takdirde ise savunmanın sınırını resmî zihniyet ve Bakanlık tarafından çizmiş olacaksınız. Çoklu baro olduğu takdirde barolar siyasallaşacaktır arkadaşlar. Burada dört gündür bangır bangır bağrılıyor. Her bir baro ve Türkiye Barolar Birliğinde tarikat, cemaat, etnik, mezhepsel, hemşehrilik gibi temeller üzerine inşa olunacak çok sayıda hizipler yaratılacak ve bu hiziplere siyasal parti çağrışımlı resmî sıfatlar yapılacaktır.

OTURUM BAŞKANI YILMAZ TUNÇ - Sayın Şevkin, tamamlayalım.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Tamamlıyorum efendim.

Evet, böylelikle zaten mevcut düzenlemeye göre İstanbul'da 333 avukat bir delegeyle temsil ediliyorken Tunceli'de 14 avukata bir delege düşüyordu; yeni düzenlemeye göre, İstanbul'da 3542 avukata 1 delege, Tunceli'de ise 10 avukata 1 delege düşecek.

Evet, değerli milletvekilleri, ileride avukatlarımızın ve barolarımızın ihtiyacı ve beklentisi karşılayacak Avukatlık Kanunu hazırlanmasında asıl muhatap barolar ve Türkiye Barolar Birliği olmalıdır. 80 baronun, uzmanların ve akademisyenlerin katılımıyla derhâl bu yasa çekilip bir komisyon oluşturulmalı ve bu komisyonca hazırlanacak teklif, kamuoyu ve ilgililerle paylaşılmalıdır; doğru, adil ve hukuki olan hareket tarzı budur.

Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ederim.