| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekilleri Denizli Milletvekili Cahit Özkan, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, Tokat Milletvekili Özlem Zengin, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekilleri Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül, Manisa Milletvekili Erkan Akçay ile 182 Milletvekilinin, Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2999) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 05 .07.2020 |
BAHA ÜNLÜ (Osmaniye) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.
AK PARTİ, on sekiz yıllık iktidarı boyunca yargı kararları üstünden yargıçları eleştirmiş ve her fırsatta yargıya müdahale ederek yargı sistemini arzu ettiği şekilde dizayn etmek istemiştir. Özellikle 2007 sonrası, yargıda eşi benzeri görülmemiş düzenlemeler yapılmıştır. Yapılan uygunsuz hâkim ve savcı atamalarıyla sayısal üstünlük sağlanmaya çalışılmış, ardından yüksek yargı seçimlerine müdahil olunarak bugün pişman oldukları yargı modelinin hayata geçirmişlerdir. Yargıyı kendi tekeline sokarak "Benden olmayan, bunun hukuki ve mali açıdan bedelini ödemelidir." mantalitesi ile hareket eden zihniyet, Türkiye'de en çok eksikliği hissedilen hak, hukuk ve adalete olan arzunun artmasını sağlamıştır. Her geçen gün derinleşen hukuksuzluklar karşısında Sayın Genel Başkanımız Ankara'dan başlattığı "adalet yürüyüşü"yle yanıt vermiş ve demokratik bir olgunlukla gerçekleştirdiğimiz bu yürüyüş toplumda büyük karşılık bulmuştur. "Hak" "hukuk" ve "adalet" kavramlarının yeniden toplumun gündemi olmasına ve akabinde gerçekleşen yerel seçimlerde meyvesini vermiştir.
Her geçen gün güç kaybeden iktidar, şimdide Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın konuşmasına tepki gösteren Ankara Barosunun açıklamasından sonra harekete geçmiştir. 12 Eylül 2010 referandumuyla baştan aşağı tanzim ettikleri HSYK ve yüksek yargı organlarından sonra "Nerede kalmıştık?" der gibi yargının en önemli sacayaklarından savunmayı yani baroları da kontrolleri altına almak istemişlerdir.
Bugün, müzakerelerini yürüttüğümüz Avukatlık Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik öngören bu teklifin tek amacı baroları ayrıştırarak kendine biat ettirmektir. Bu teklifin yasalaşması durumunda bunun Türk hukuk sistemine bir faydası olmayacağı gibi ileride etnik, mezhepçi yaklaşımlara çanak tutabilecek baroların kurulabilmesinin de önü açılacaktır. Kısmen İngiltere'yi hariç tutarsak dünyada eşi benzeri olmayan bu modelin hukuk sistemimize hiçbir olumlu katkısı olmayacağı gibi avukatlık mesleğinin itibarının da yok olmasını sağlayacaktır.
Kontrollerinde olmayan ve kendilerine biat etmeyen örgütlü yapılar iktidarı her zaman tedirgin etmiştir. Bu nedenle şimdi de baroları zapturapt altına almaya çalışmaktadırlar. Bu teklifin yasalaşması sonrası barolar, baskı gücü azalmış etkisiz bir derneğe dönüşecektir. Siyasilerin oyuncağı hâline gelecek barolardan, bu teklifin yasalaşması durumunda, hukukun üstünlüğünü savunmasını beklemek abesle iştigal olacaktır. Bırakınız hukukun üstünlüğünü bir süre sonra kendi meslektaşlarının hakkını bile savunamaz bir noktaya geleceklerdir. Barosuna yeni üye kaydedebilmek için yaşanabilecekleri şimdiden tahmin etmek hiç de zor değil. Barolar ayakta kalabilmek için neler yapacak, bunu izleyerek göreceğiz.
Değerli arkadaşlar, Türk adalet sisteminin tümüyle siyasallaşmasına ve yandaş baro kavramının da oluşmasına neden olacak bu teklifi geri çekmenizi özellikle rica ediyorum, öneriyorum.
Çok teşekkür ederim, hepinize saygılarımı sunarım.