KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar, basın emekçileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yeni yasama yılının bütün vatandaşlarımıza ve Meclisimize hayırlı olmasını diliyorum.

Gönül isterdi ki yeni yasama yılı yeni bir politika anlayışının temellerini atsın, önümüze getirilen kanun teklifleri bunun emarelerini göstersin; bir yandan ekonomik kriz, bir yandan pandemi halkımızın yaşamını altüst etmişken iktidar farklı bir yönelime girsin. Vatandaşın gündelik ihtiyaçları ateş pahası olmuşken, su, elektrik, kira paraları tavan yapmışken, işçileriniz ücretsiz izin uygulamasıyla 1.100 küsur liraya mahkûm edilmişken, esnaf siftah yapamadığı için kepenk kapatırken, emekliler ayın sonunu getiremiyorken, çiftçi ürün ekemiyorken gönül isterdi ki halkın acil ihtiyaçlarına odaklanan bir düzenleme buraya gelmiş olsun.

Değerli arkadaşlar, salgın sürecinin başından beri kamucu, halkçı bir siyaset için yapıcı önerilerde bulunduk. "Bir anayasal kurum olan Ekonomik ve Sosyal Konseyi toplayın. Sorunu yaşayan emekçi, esnaf, çiftçi, sanayici ve sendikalar ile sorunu çözecek olan bakanlar bir masanın etrafında bir araya gelsinler, istişare edilsin." dedik, "Gerek yok. Biz her şeyi iyi biliyoruz." dediniz, yapmadınız.

"Yeni bir dayanışma bütçesi ve yeni bir dayanışma programı hazırlayın, süratle Meclise getirin, yasalaştıralım. Meclis bu zor dönemde güç birliği yapsın, yaraları dayanışmayla saralım." dedik, yapmadınız.

"İsrafı önleme genelgesi çıkarın, vatandaşa örnek olun. Fedakârlığı öncelikle devleti yönetenler yapsın." dedik, yapmadınız.

"Aile destekleri sigortası kanunu çıkarın. Bu kanunu çıkarmak için 1971 yılında Uluslararası Çalışma Örgütüne söz vermişiz. Her aileye asgari ekonomik güvence verelim, hiçbir çocuğumuz yatağa aç girmesin." dedik, yapmadınız.

"Vatandaşı borçlandırarak Covid-19'un ekonomideki yıkımını önleyemezsiniz. Vatandaşı borçlandırmayın, ekonomik olarak destekleyin." dedik, yapmadınız. Vatandaşa destek vermeyi bırakın IBAN numarası vererek vatandaştan para yardımı istediniz.

"Mademki herkes fedakârlık yapacak fedakârlıkta adaleti sağlayalım, devletten dolarla ihale alanların, vatandaşın kullansa da kullanmasa da dolarla garantili ücret ödediği müteahhitlerin alacaklarını bir yıl erteleyin ve ödemeleri Türk lirasına çevirin." dedik, yapmadınız.

"Siyasetçi ile vatandaş arasında ciddi bir güvensizlik var. Gelin, bunu da düzeltelim, bir siyasi ahlak kanunu çıkaralım, siyasetin kalitesini yükseltelim. Hırsızın, uğursuzun, ihale takipçisinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde ne işi var?" dedik, yapmadınız.

"Merkezî hükûmetle beraber belediyeler eşgüdüm içerisinde çalışsınlar. Hükûmet bu süreçte belediyelerin gücünden yararlansın." dedik, yapmadınız. Tam tersine, CHP'li belediyelerin ellerini kollarını bağlamak istediniz. Bütün engellemelere rağmen CHP'li belediyeler hemşehrileriyle yan yana, dayanışma içinde hizmet vererek bir tarih yazdılar.

"Hiçbir ayrım yapmadan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ikramiyesi verelim." dedik, ayrım yaptınız, hasta bakıcı, temizlik personeli, klinik destek işçisi, laborant gibi özveriyle çalışan sağlık çalışanlarını ek ödemenin dışında tuttunuz.

"Salgınla mücadelede görevi başında Covid-19'a yakalanıp vefat edenleri görev şehidi sayalım. Bu insanlar günün yirmi dört saati çalıştı, evlerine dahi gitmediler." dedik, "Gerek yok. Bir sefer para desteği verdik, yeter." dediniz, yapmadınız.

"Çiftçilerimizin devletten tam 175 milyar lira alacağı var. Gelin, bu süreçte çiftçilerin borçlarını yeniden yapılandıralım, bir yıl süreyle borçlarının faizlerini devlet ödesin." dedik, "Çiftçilerin alacağı var ama çiftçiye ödeyeceğimiz paramız yok." dediniz, yapmadınız.

"Pandemi sürecinde haklı olarak sokağa çıkma kısıtlandı. Herkes gibi gençler de eve kapandı. Dersler internet üzerinden veriliyor. Bari gençlerin hatırına üç ay süreyle internet ücretini yarıya indirelim." dedik. "Paramız yok." dediniz, yapmadınız.

"Hemen bir sicil affı çıkaralım. Bu zor günlerde esnaf, bankadan kredi alacaksa bir engelle karşılaşmasın." dedik, yapmadınız.

"AVM'Ier dışında, iş yeri kapatılan terzi, berber, kuaför, bakkal, manav, kahvehane, kafe ve benzeri esnafımızın iş yeri kirasını üç ay boyunca bütçeden ödeyelim." dedik, yapmadınız.

"Şoför esnafının 2020 yılı motorlu taşıtlar vergisini almayalım. Ekmek teknesi olan araç yolcu koltuklarının belli bir kısmını üç ay süreyle devlet kiralasın." dedik, yapmadınız.

"Şoför esnafına ticari yakıt desteği verin." dedik, yapmadınız.

"İş yerleri kapanan esnafın zamanında ödeyemediği elektrik, gaz, su faturalarının faizini devlet ödesin." dedik, "Paramız yok. Esnaf buna da katlansın." dediniz, yapmadınız.

"Esnafın bankalara olan borcunu bir yıl süreyle yeniden yapılandıralım, faizini devlet olarak biz ödeyelim. Böylece, dükkânını kapattığımız esnaf devletine güvenir." dedik, "Para yok." dedik, yapmadınız.

"1 milyon 813 bin 804 esnaftan sadece 567 bininin kredi borcu yapılandırıldı, geri kalan esnafımız unutuldu." dedik, yapılandırılan kredilerin faizini de esnafın sırtına yüklediniz.

"Hükûmet salgını önlemek için yüz binlerce iş yerinde çalışmayı durdurdu. Bu iş yerlerinde yüz binlerce işçi çalışıyordu. İş yerleri kapalı olduğu sürece bu işçilerin aylıklarını asgari ücret düzeyinde İşsizlik Sigortası Fonu'ndan ödeyelim. Kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan ve zorunlu ücretsiz izne çıkarılan işçileri de 1.170 liraya mahkûm etmeyin." dedik, "Buna gerek yok." dediniz, yapmadınız.

"İş yerlerinde işçi olarak çalışanların kredi kartı ve tüketici kredisi borçları var, en azından bu borçları üç ay süreyle faizsiz erteleyelim, faizini devlet ödesin." dedik, "Para yok." dediniz, yapmadınız.

"Covid-19 sürecinde kura çekerek 20 bin öğretmenimizin ataması yapıldı ama kararnameleri çıkmadığı için aylıklarını alamadılar. Bu haksızlıktır. Bir an önce kararnameyi çıkarın, aylıklarını aylardır vermediğiniz 20 bin öğretmeni açlığa mahkûm etmeyin." dedik, yapmadınız.

"Kamuda boş bulunan eğitim, sağlık, güvenlik, sosyal hizmetler ve engelli kadrolarına hızla atama yapın. Sosyal devlette bu kadrolar boş kalmaz." dedik, "Para yok." dediniz, atamaları yapmadınız.

"Evlere, ofislere temizliğe giden gündelikçi işçilerimize bir defaya mahsus olmak üzere asgari ücret kadar destek verin. Kimse 'Covid-19 sürecinde devlet bizi unuttu.' demesin." dedik, "Para yok." dediniz, yapmadınız.

"Biz evlerimizde otururken salgın sürecinde ihtiyaçlarımızı karşılamak için risk alan apartman görevlilerimize bir asgari ücret tutarında teşekkür ikramiyesi verelim." dedik, "Para yok." dediniz, yapmadınız.

Seçim meydanlarında polis, öğretmen, hemşire ve din görevlilerimize 3600 ek gösterge sözü verdiniz, yapmadınız.

Emeklilik şartı için gerekli olan prim ve gün sayısını fazlasıyla yerine getirmiş emeklilikte yaşa takılanlara devlet "Gençsin." diyerek emekli etmiyor, özel sektör de "Yaşlısın." diyerek işe almıyor. EYT'li yurttaşlarımızın feryatlarını duymadınız.

Ya, ne yaptınız? Tek adam rejimini halkın üstünde tutan bir anlayışla yandaş müteahhitlerin, medya baronlarının, finans spekülatörlerinin cebini doldurdunuz, halkımızın ihtiyaçlarına sırt döndünüz. Oysa yıllar önce Şeyh Edebali ne demişti? "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın."

Bu anlayışla mücadele edeceğimiz, insanımızı her şeyin üstünde tutacağımız bir yasama yılı hepimize hayırlı olsun diyorum, teşekkür ediyorum.