KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 6'ncı maddede vakıf üniversitelerinin tıp fakültesi kurabilmesi ve devamında öğrenci alabilmesi için, mülkiyeti ve işletme hakkı kendisine ait asgari 200 yatak kapasitesine sahip hastanesinin bulunması zorunluluğu getirilmektedir.

Teklifin madde gerekçesinde, kendisine ait hastanesi olmayan vakıf üniversitelerinin, tıp fakültesi öğrencilerinin uygulama eğitimini ortak kullanım protokolü çerçevesinde özel hastanelerle yürüttüğü, bu işleyişin uygulamalı eğitim sürecini sınırlandırdığı, özel hastane yönetimi ile vakıf yükseköğretim kurumu yönetimi arasında ortaya çıkan yönetim çatışmasının öğrencilerin ortada kalmasına, öğrencilerin uygulamalı eğitimlerinde ciddi aksamalara yol açtığı belirtilmekte, öğrencilerin gerekli ve yeterli teorik ve uygulamalı eğitim alarak sağlık hizmeti sunumuna katılmalarının toplum yararına olduğu, aksi durumun telafisi mümkün olmayacak sonuçlara yol açacağı belirtilmektedir. Ancak yapılan düzenlemenin özel hastanelerle iş birliği yapan vakıf üniversitelerine uygulanmayacağı, vakıf üniversiteleri tıp fakültelerinin özel hastanelerle yaptıkları iş birliği protokollerinin korunacağı, haklarının saklı tutulacağı belirtilmiş, mevcutların getirilen kurala uyum sağlaması yönünde bir zorunluluk getirilmemiş, bunun için bir süre de konulmamıştır.

Esasen, tıp eğitimi için sakıncalı olduğu kabul edilen bu işleyiş, ilk defa Sağlık Bakanlığı tarafından 7/4/2011 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'le getirilmiştir. Salgın sürecindeki hizmetleriyle vatandaşlarımızın ve doktorlarımızın yüz akı olan Türk Tabipleri Birliği, böyle bir işleyiş sonucu mezun olacak hekimlerin insanlara verecekleri sağlık hizmetinde doğuracağı sakıncalara dikkat çekmiş ve bu düzenlemenin geri alınmasını istemiştir.

Türk Tabipleri Birliği temsilcileriyle yaptığımız görüşmelerde şu hususlar belirtilmiştir: Bilindiği üzere, tıp ve tıpta uzmanlık eğitiminin amacı, insan sağlığını önceleyen, nitelikli sağlık hizmetini vermek üzere gerekli bilimsel bilgi, beceri ve etik değerlere uygun tutumla donatılmış uzman hekim yetiştirmektir. Bu nedenle, eğitim kurumunun eğiticileri, eğitimin fiziki koşulları, eğitim ortamı ve hizmetin örgütleniş amacıyla birlikte, bu nitelikte uzman yetiştirmek üzere yapılandırılmış olması gerekir. Eğitici ve yöneticilerin mevzuatla tanımlanan görevlerini ilgili mevzuat ışığında yerine getirmelerine ilişkin denetim ve yaptırım sistemlerinin güvence altına alınmasını gerektirir. Özel hastaneler ise Özel Hastaneler Kanunu ve Özel Hastaneler Yönetmeliği'yle kâr elde etmek üzere, sağlık hizmeti vermek üzere kurulmaktadır. Bunun sonucu olarak sağlık hizmetinin bütünselliğini dikkate alarak sağlık hizmetinin gereksinimlerine göre değil, sık görülen ve kâr getiren sağlık sorunlarına göre bölümlerini ve işleyişlerini organize etmektedir. Tıp fakültesi öğrencilerinin ve tıpta uzmanlık öğrenimi gören hekimlerin sağlık hizmetini bütünlüğü içinde kavraması, sağlık hakkını merkeze alarak ekip çalışmasını ve iş birliğini deneyimlere dayanarak öğrenmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, tıp ve tıpta uzmanlık eğitimi bilimsel özerkliği ve mesleki bağımsızlığın güvence altına alındığı bir ortamda verilebilir. Özel hastanelerde çalışan hekimler yönünden, ne yazık ki ne mesleki bağımsızlık ne de iş güvencesinden söz etmek olanaklıdır. Ne yazık ki Türk Tabipleri Birliğinin bu uyarıları dikkate alınmamıştır. Bunun üzerine Türk Tabipleri Birliği tarafından Danıştayda iptal davası açılmış, Danıştay ilgili dairesi yönetmelik hükümlerinin hukuka aykırılığını saptayarak iptal kararı vermiştir. Bunun üzerine 2/8/2016 tarihli Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 40'ıncı maddesiyle, 3359 sayılı Yasaya eklenen ek 15'inci maddeyle vakıf üniversiteleri ile özel hastanelerin iş birliği kural hâline getirilmiştir. Yanlışta ısrar edilmesi nedeniyle ne yazık ki tıp eğitimi zarar görmüştür.

Pek çok tıp fakültesinin eğitim için gerekli standartları sağlamadan eğitime açıldığı dikkate alındığında mevcut düzenlemenin tıp, tıpta uzmanlık ve mezuniyet sonrası tıp eğitiminin sorunlarını çözmeyeceği açıktır. Düzenlemenin hâlen tıp fakültesi açmış, eğitime başlayacak veya başlamış olan vakıf üniversiteleri tıp fakültelerini de içine alacak bir biçimde genişletilmesi yönünde bir çalışmanız var mıdır?

Ayrıca, Türk Tabipleri Birliğinin sanırım bir temsilcisi yok, olsaydı bu konu hakkında onların da görüşlerini almak isterdik. Bu konu hakkında Türk Tabipleri Birliğinin genel bir değerlendirmesini aktarmış oldum.

Teşekkür ediyorum. Sağ olun.