KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, Sayın milletvekilleri, Sayın Bakan, Kamu kuruluşlarımızın ve Bakanlığımızın değerli temsilcileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı ve ilgili kuruluşların bütçeleri üzerinde görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Sayın Bakanı, öğleden önce dinledik. Temel konularla ilgili bilgilerini verdiler. Bu arada hepimizin dikkatini çekmiştir ve bazı milletvekili arkadaşlarımız da konuşmaları sırasında dile getirdiler. Her şeyden önce kültür, son derece önemli bir konudur, turizm son derece önemli konudur. Vaktiyle ayrı bakanlıklar olan iki bakanlık bir araya gelmiş, bugün tek bir bakanlık hâline dönüşmüş ancak bakanlığın bütçesi 6-7 milyar liradır. Yani trilyonluk bütçenin içerisinde 6-7 milyar liranın küçük bir rakam olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Böylesine iki büyük fonksiyonun bu bütçeyle nasıl taşınacağı ayrı bir sorundur. Daha son bir ay içerisinde kamuoyuna yansıyan bir kara yolu ihalesinin ihale bedeli kadar bile değil. Tek bir otobanın ihale bedeli kadar bile değil veya yine, son bir ayda basına yansıyan bir demir yolu ihalesinin üçte 1'i kadar değil bu bütçe. Bunun için bu bütçeyle yapılacak işlerin sınırlı olduğunu söyleyebiliriz ama diğer taraftan özellikle turizm faaliyetlerinin kendiliğinden gelir oluşturduğu, ilave kaynaklar doğurduğu da bilinen bir gerçektir.

Evet, kültür önemlidir dedik, turizm önemlidir dedik. Ancak Kültür Bakanlığı derken burada sunumlardan da konuşmalardan da anlaşıldığı kadarıyla sadece bazı kültür ve sanat faaliyetlerinin ifade edildiğini anlıyoruz. Kültürün daha geniş bir kavram olduğu üzerinde durmak lazım. Kültür sanatı ve diğer birtakım kültürel faaliyetleri de kapsayan, bir ülkenin, bir milletin ruhunu, özünü, benliğini oluşturan, sosyal ve coğrafi çevreyle birlikte değerlendirilmesi gereken geniş bir kavram olduğu bilinmelidir. Ve bu bağlamda, Bakanlığın bir kültür politikasının olduğunu söyleyemeyiz. Yani sadece bugün has olarak söylemiyorum, ifade etmiyorum bunu. Ötenden beri, bu bakanlığın var olduğu günden beri, böylesine geniş, kapsamlı bir kültür politikası üzerinde durulmamıştır. Aslında Türkiye'nin son yıllarda meydana gelen pek çok değişimde ve olayda tespit ettiğimiz gerçekliği karşısında böylesine geniş anlamda bir kültür politikasının, devlet tarafından sürdürülmesi gerektiği kanaatindeyim.

Bebeklikten itibaren çağdaş değerleri içselleştirmiş bir insan ve toplum ortaya çıkarmanın dinamiklerini araştırmak ve bununla ilgili ana çerçeveyi oluşturmak bu bakanlığın görevleri ve uğraş alanları içerisinde olmalıdır diye düşünüyorum.

Bir ailenin ne demek olduğu, ailede çocuğun nasıl büyütülmesi gerektiğiyle ilgili olarak bile ben eğitim hayatım boyunca hiçbir dersin olmadığını gördüm ve bugün, bunun büyük bir eksiklik olarak algılanması gerektiğini düşünüyorum. Aynı şekilde, dünyadaki bu küresel rekabet ortamında millet olarak, ulus olarak, ülke olarak güçlü olacaksak, toplumsal kültürün liyakate prim vermesi, bunun bir eğitim ve kültür politikası olarak da herkesin içselleştirmesini sağlayacak bir genişlikte ele alınması ve yaygınlaştırılması gerektiğini düşünüyorum. Toplumdaki kadına bakış, hayvanlara, çevreye bakış tarzı dahi bu kültürün parçasıdır ve son derece önemlidir. Yani çağdaş değerlerden örülü ve millî, manevi değerlere dayalı bir kültürel atmosferin canlı tutulması, bunu toplumsal dinamiklerin kendi kendine de üretebilir hâle dönüşmesi için devletin ve özelde de Kültür ve Turizm Bakanlığının çaba göstermesi ve bunu bir politika hâline getirmesi gerektiği kanaatindeyim.

Değerli arkadaşlar, turizm parayla ilgili ama kültürün ilk bakışta parayla ilgili olmadığı düşünülebilir fakat kültürü turizmle birleştirdiğimiz zaman kültüre de parasal açıdan bakılacağı, kültürün turizm politikalarının galaksisi içerisine gireceği doğaldır ki bugün Türkiye'de yaşanan gerçek budur. Turizm ülke ekonomisi açısından son derece önemli çünkü ödemeler dengesinde ithalat, ihracat rakamlarını gördüğümüz gibi turizm rakamlarını da görürüz. Türkiye her zaman dış ticaret açığı verir yani ihracattan daha fazla ithalat yapar ve bu açık, turizm gelirleriyle mümkün olduğunca kapatılır. Kapanmadığı zaman ne olur? Türkiye'de yaşanmış bütün krizler döviz krizidir yani döviz arzının talebini karşılamaması nedeniyle, ülkede döviz kıtlığı çıkması nedeniyle ortaya çıkmış krizlerdir. Dolayısıyla turizm gelirlerinin Türkiye'nin kronik hâle gelen dış ticaret açığını kapatma açısından önemli bir yeri vardır ve bu açıdan ekonomik faaliyet alanı olarak turizme baktığımızda, Türk ekonomisinin makro dengelerinin kurulması açısından da son derece önemlidir küçük bütçesine rağmen. Ancak bu pandeminin etkisiyle bu sene turizm gelirlerinde beklenen tahsilat sağlanamadı. Geçen yıl Sayın Bakan sunumu sırasında -yine bu yıl da tekrar etti- 58 milyon turistin geleceğini, 40 milyar doların üzerinde döviz beklentisi olduğunu ifade etmişti ama bunun yüzde 70'lik bir kısmının gelmeyeceği anlaşılmaktadır. Bu durumda da dış ticaret açığı artı turizmden beklenenlerin gelmemesi nedeniyle bu döviz sıkışıklığını ve bu sıkışıklığa bağlı kurlardaki artışları bir süre daha takip edeceğiz demektir.

Değerli arkadaşlar, Sayın Bakanın Bakanlıktaki daveti sırasında söylemiştim, söylediğim pek anlaşılır bir konu olarak değerlendirilmemişti. "Bu müzelerden alınan gelirlerden acaba Bakanlık vazgeçebilir mi?" diye sormuştum. Çok da mantıksız görünmüş olabilir ama mesela İngiltere'de müzelerden bir giriş ücreti alınmıyor. Londra'daki British Museum'a, dinozorlarla ilgili müzeye gitseniz kapasında uzun kuyruklar vardır ama girişte hiçbir şey ödemezsiniz, elinizi kolunuzu sallayarak geçersiniz fakat Ayasofya'nın camiye çevrilmesinden sonra müze niteliği kalkınca, giriş çıkış serbest olunca, Ayasofya'nın müze olarak 2019 yılında sağladığı gelir miktarına bakınca benim "Müzelere giriş bedava olsun." sözümün yadırganacağını fark ettim. Nasıl fark ettim? 3,7-4 milyon civarında ziyaretçi giriyor, 100 lira giriş bedeli, toplam 400 milyon yapıyor. Bu, büyük bir para ve bu üstelik ihale edilmiş, özel bir firmaya verilmiş, İsviçre merkezli SICPA denilen bir firma, bunun dışında 54 müzenin gelirini de almış. Bunları okuyunca merak ettim. Türkiye'deki toplam müze geliri ne kadar Sayın Bakanım ve bu müze gelirlerini sadece bu İsviçre firması mı tahsil ediyor, yönetiyor?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN LÜTFİ ELVAN - İlave süre veriyorum, buyurun.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ayrıca bu müze gelirleri bütçeleşiyor mu yoksa birtakım fonlar bünyesinde mi kullanılıyor? Bu fonlar bünyesinde kullanılıyorsa hangi işlere harcanıyor? Bilgi olarak verirseniz memnun olurum.

RTÜK'le, vakıflarla ilgili söylenecek de çok şey var ama turizmden girmişken bu av turizminden hiç hoşlanmadığımı da söylemek isterim. Ya, dağ başındaki hayvanı öldürme hakkını nereden buluyorsunuz kardeşim? Yani parayla bunların vurulması, son model gelişmiş silahlarla, ıskalanma ihtimalinin zayıf olduğu, hayvanın kaçma imkânının bulunmadığı bir işi oyun, eğlence gibi düşünmek, bunu spor gibi algılamak, bunu turizmin bir fantezisi olarak görmek ne kadar yanlış bir şey ya. Bu insani bir şey de değil hayvani bir şey de değil; yanlış, vazgeçin. Yani oradaki hayvanların beslenmeye ihtiyacı varsa bütçeden kaynak ayrılsın, beslensin, sayıları da artsın ama yemini sağlamadığınız, barınma yerini hazırlamadığınız, vahşi hayvanlara karşı korumadığınız, bunun ötesinde hastalandığında evcil hayvanlar gibi bakımını yaptırmadığınız; dağ başında, ormanlarda yaşam mücadelesi veren hayvanları öldürme hakkını hiç kimse kendisinde bulamaz bence. Bundan da vazgeçilmesini beklerim.

Evet, teşekkür ediyorum.