| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281 ) ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi (1/280) ve Sayıştay tezkereleri a)Millî Savunma Bakanlığı b) Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığı |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 12 .11.2020 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, sevgili komutanlar, sevgili bürokratlar, değerli basın emekçileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Bakan, Türkiye'nin bölge ve dünya barışının tesisinde üstleneceği rol nedeniyle güçlü ve caydırıcı bir savunma sisteminin tesis edilmesi ve sürdürülebilir kılınması gerekliliği ortadadır. Aynı şekilde Türkiye'nin savunma sanayisinde dışa bağımlılıktan kurtulması için kapsamlı programları hayata geçirmesi de elzemdir. Gerek güvenlik gerekse ekonomik açıdan büyük öneme sahip savunma sanayinin teknoloji üretebilen ve diğer sanayilerle entegre olabilen bir yapıya kavuşması sağlanmalıdır.
Savunma sanayisinde bilgi güvenliğini sağlamak amacıyla millî yazılım sisteminin geliştirilmesi gerekliliği ve savunma harcamalarının millî tedarik sistemi içerisinde yapılmasının sağlanması konularında yatırımlar hızlandırılmalıdır. Bu amaçların hayata geçirilebilmesi için Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi gereğince her yerde barışı tesis etmek Hükûmetin öncelikli politikası olmalıdır. Komşularımızla barışçıl politikalar geliştirmek, askerî harcamalarda gereksiz birçok harcama kaleminin azalması anlamına gelir. Buralardan elde edilecek tasarrufla millî savunma alanında üst düzey teknolojilerin geliştirilmesi ve çağa uygun bir savunma sistemi ve teşkilatı oluşturulması mümkündür. Sınırlarımızda bulunan tüm ülkelerle ve bu ülkeler üzerinde etkisi olan diğer ülkelerle sürekli kavgalı olmak bize herhangi bir fayda sağlamaz, aksine sürekli alarm hâlinde olmamıza yol açar ki bu da savunma harcamalarımızı gereksiz yere artırır.
Sayın Bakan, Tank Palet Fabrikası, Türk Silahlı Kuvvetleri yönetimindeyken prototip imalatı yapılan FIRTINA-2 obüsleri ihalesiz bir şekilde BMC firmasına peşkeş çekilmiştir. Kaldı ki BMC Yönetim Kurulu Başkanı "Bir canlı yayın tartışma programında Fırtına-2 projesinin imalat aşamasını bir ihale sonucunda belli olacağını." ifade etmiştir fakat ihalenin yapılıp yapılmadığı konusunda bir bilgi kamuoyuyla paylaşılmamıştır. Şu anda BMC'nin Fırtına-2 obüslerini Türk Silahlı Kuvvetleri fabrikasında Millî Savunma Bakanlığı işçileri eliyle imal edip, yine Türk Silahlı Kuvvetlerine satacağına ve bu satıştan ne kadar kâr elde kim karar verecektir?
Özelleştirilme sebebi ALTAY tankı imalatı olan fabrikada Koç Grubu tarafından üretilen ALTAY tankı prototiplerinden ve fotoğraflarından başka hiçbir şey bulunmadığını duymaktayız. Özelleştirilme yapılırken "On sekiz ay sonunda banttan ALTAY tankı üretilerek inecek." denilmişti. Şu anda gelinen noktada ne bant var, ne tank var, hiçbir gelişme ya da üretim yok. Eğer ALTAY tankı imal edilmeyecekseydi zaten planı, projesi olan ve halihâzırda üretilen obüsten başka bir üretim olmayacaksa bu özelleştirilmeler neden yapıldı? Tank Palet Fabrikasının kaderi de TÜRK TELEKOM gibi mi olacaktır?
2005 yılında özelleştirilmesi yapılırken "TÜRK TELEKOM'u satmıyoruz, yabancı sermayeye işletme hakkı veriyoruz." denilerek yirmi beş yıllık işletme hakkı verilen TÜRK TELEKOM'daki yabancı şirketin payları borçlarından dolayı 8 bankaya devredildi. Elimizde kalan son millî değerlerden olan Tank Palet Fabrikası da bu şekilde yıllar içerisinde çıkmaza mı girecektir? Bir yıl önce işletme hakkı devri yapılarak özelleştirilen Tank Palet Fabrikasında çalışan işçilere: "Tüm haklarınızla çalışmaya devam edeceksiniz." demiştiniz, Sayın Bakan, verdiğiniz bu sözü yerine getirdiniz mi diye sormak istiyorum.
Ayrıca bilindiği üzere 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminden sonra Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde hizmet vermekte olan askerî hastaneler kapatılarak Sağlık Bakanlığına devredilmiştir. Oysaki Türkiye Cumhuriyeti gibi gerek yurt içinde gerekse yurt dışında terörle mücadelede yürütülen, her an sıcak çatışmaya girecek ateşli silah yaralanması riski bulunan bir ordunun harp cerrahisi konusunda uzman ve askerin her türlü yaşam şartını yakından bilen, gerekirse sahrada muharip güçlerle omuz omuza mücadele vererek, askere hem tıbbi hem de moral anlamında destek veren askerî bir sağlık sistemine ihtiyaç olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Ayrıca, yaralanan askerlerin müdahale ve tedavi süreçlerinin de üst düzey güvenlik ve korumalı bir ortamda yapılmasının da çok önemli olduğu gerçeği de ortadadır. Tüm bunların yanında yaralanıp tedavi gören veya gazi olan Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının psikolojik durumu ve dilinden en çok kendi camiasından birilerinin anlayabileceği de başka bir gerçektir. Ve bu şartlarda şunu sormak gerekiyor: 600 binden fazla askeri olup da askerî hastanesi olmayan başka bir ülke var mıdır, tüm bu gerçekler ışığında askerî hastanelerin yeniden açılması düşünülmekte midir Sayın Bakan?
Sayın Bakan, ASELSAN, TAİ, HAVELSAN ve ROKETSAN gibi savunma sanayisindeki şirketlerimizin projelerinde çalışan onlarca mühendis yurt dışına göç etmektedir, bunun sebebi nedir? Ekonomik sorunların yanı sıra torpil ve haksızlıklar gibi durumlar söz konusu mudur, bu konuda bir araştırma yapılmış mıdır? Bu kurumlarda bazı cemaat yapılanmalarının mühendislerimiz üzerinde bir baskısı var mıdır, bu konuda bir araştırma yapılmış mıdır?
Tecrübeli eleman kaybı, şirketlerin bilgi hafızasını yok ediyor, savunma sanayi şirketlerinin kritik elemanları tutmak için politikaları var mıdır? Ve her ay yüzlerce vaka çıkan bu şirketlerde Covid-19 tedbirleri yeteri kadar alınmakta mıdır?
Sayın Bakan, astsubaylar için görev tazminatı ve kademe sözü vermiştiniz, bu sözü yerine getirmeyi düşünüyor musunuz? Ayrıca, uzman erbaşların kadrolu muvazzaf statüye geçmeleri konusunda ve 3600 ek gösterge hakları konusunda bir çalışmanız var mıdır? Ocak-haziran döneminde bedelli askerlik 35.054 lirayken temmuz-aralık dönemlerinde 37.070 lira oldu. Söz konusu tutar ülkemiz şartları açısından çok yüksek bir meblağ değil midir? Bu tutar, asgari ücretin tam 16 katı, kısa çalışma ödeneği alan bir kişinin aldığı ücretin yaklaşık 33 katıdır. Pandemi süresinde yaşanan yüksek istihdam kaybı da düşünüldüğünde bu rakamın eşitsizlik kaynağı yaratacağını düşünüyor musunuz?
Sayın Bakan, hepimizin bildiği gibi Millî Savunma Bakanlığı işçilerinin görevleri Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullandığı kara, deniz, hava araçlarını imal etmekle kalmamakta, bu araçların her türlü bakım onarımını da kapsamaktadır. Bahse konu onarımlar birliklerde, sahalarda, kışlalarda ve denizde yani askerimizin görev yaptığı her bir noktada gerçekleştirilmektedir.
İşçilerimiz, göreve giderken masraflarının karşılanması, geçici olarak bulundukları noktada konaklamalarının sağlanması amacıyla Harcırah Kanunu'na tabidirler; evlerinde kalan eşleri, çocukları, anne ve babaları için görevlendirildikleri mahalden dönene kadar, evin geçimi için belli miktar harçlık bırakmak zorundadırlar. Harcırahların önceden ödenmesi noktasında bir çalışmanız var mı Sayın Bakan? İşçilerimizin Millî Savunma Bakanlığı emriyle görev harcırahları ödenmeden, tek bir kuruş almadan görev yapmaları beklenmekte, bu şekilde duyumlar almaktayız. Gittikleri mahalde nerede kalacakları bile gösterilmeden kendi kaderlerine terk edilmemelidirler. Hele bir de tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi sürecinde bu şekilde görev yapmanın ne kadar zor olduğunu zerre kadar vicdanı olanlara anlatmaya da gerek yoktur.
Millî Savunma Bakanlığı işçileri, 5510 sayılı Kanun'un 40'ncı maddesinde anılan işlerini eksiksiz yapmasına rağmen, fiilî hizmet zamlarından faydalandırılmayarak kanuni hakları gasp edilmektedir. Birçok iş yerinde işçilerin, pandemi sebebiyle konulan kurallar hiçe sayılarak, Covid-19 riskine rağmen dönüşümsüz çalıştırılmakta olduğu iddiaları vardır. Bu iddialar araştırılmalı ve gerekli tedbirler alınmalıdır.
Son olarak Sayın Bakan, seçim bölgem Muğla'yla ilgili bir konudan bahsetmek istiyorum. 2017 yılında çıkan yasaya göre "On bir ay yirmi dokuz güne çalışma izni verilebilir." denmesine rağmen Marmaris Aksaz Deniz Üs Komutanlığı Özel Eğitim Merkezinde çalışan mevsimlik işçiler 2018 yılında on ay çalıştılar, 2019 ve 2020'de sekiz ay çalıştılar. Gerekçe olarak Maliye Bakanlığı tarafından vize verilmediği söylenmekte. Bu konuda bir girişiminiz var mıdır?
Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum, bütçenizin hayırlı olmasını diliyorum.