| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281 ) ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi (1/280) ve Sayıştay tezkereleri a)Gençlik ve Spor Bakanlığı b) Spor Toto Teşkilat Başkanlığı |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 13 .11.2020 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Bakan, Bakanlığın değerli bürokratları, değerli basın mensupları; hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Her şeyden önce, Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçemizin ülkemize, Bakanlığa hayırlı olmasını diliyorum.
Değerli arkadaşlar, gençlik deyince neyi anlıyoruz? Yani, gördüğüm kadarıyla Türkiye'de gençlik yaşı, TÜİK'in kullandığı istatistikler de dâhil, genel olarak 15-24 yaş arası olarak alınıyor, Ulusal Ajansın eğitim programlarında da benzer bir sınırlama var ama OECD verilerine baktığımızda, orada gençliğin 15-29 yaş olarak alındığını görüyoruz hatta Genç İş Adamları Derneği 50 yaş altını gençlik sayıyor. Hangisi doğru bilmiyorum!
GÜRSEL EROL (Elâzığ) - 50 yaşın altı doğru!
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - İşine geliyor tabii!
Bu konu her dönemde tartışılmış, her dönemde farklı olarak ifade edilmiş bir konudur. Fakat Türkiye'de özellikle işsizlik verilerinde vesaire yaygın olarak kullanılan "genç işsizlik" diye 15-24 yaş arasının kabul edilmesini biraz tam gençliği kavrar bir durum olarak görmüyorum. "Gençlik" deyince Gençlik ve Spor Bakanlığımız hangi yaş grubunu kavramayı hedefleyerek bu politikalarını belirliyor, bunu da öğrenmek istediğimi belirtmek isterim.
Biliyorsunuz, Orta Çağ'da hatta Orta Çağ sonrası Avrupası'nda bile gençlik yaşı 11-16 arasıdır. Shakespeare'in Romeo ve Juliet'i vardır biliyorsunuz. Romeo ve Juliet'te, annesi, Romeo ile Juliet arasındaki aşktan habersiz, Juliet'e bir başka damat adayı bulur ve şu tavsiyede bulunur, Juliet daha 13 yaşında: "Bak kızım, vaktin geldi geçiyor -yani evde kalacaksın demek istiyor- senin yaşındayken benim kucağımda sen vardın, arkadaşların kucaklarında çocuklarını büyütüyorlar, işte, bak, iyi bir damat adayı, kabul et ve evlen." Ben bunu okuduğum zaman Shakespeare'in fantezisi zannetmiştim, daha sonra sosyolojinin klasiklerinden Norbert Elias'ın "Uygarlık Süreci" diye bir kitabı vardı, orayı okurken birden dikkatimi çekti; baktım ki iş Shakespeare'de bitmiyormuş, 15-16'ncı yüzyılda Avrupa'da kızlarda evlilik yaşı 11-13, erkeklerde 14-16'ymış. Tabii, ortalama ömür de çok kısa o dönemde veba salgınlarından, onu da dikkate almak lazım. Adamın biri 35 yaşında ölmüş İngiltere'de, adı "ulu ihtiyar"a çıkmış! Yani gençliğin ne olduğu da farklı, ihtiyarlığın ne olduğu da farklı. Onun için, günümüzde Türkiye'de "gençlik" deyince ne anlaşılıyor acaba? Herhâlde çok katı bir yaş öngörmüyor olabilirsiniz ama almak isterim doğrusu.
Değerli arkadaşlar, gençlik gerçekten bir ülkenin en büyük potansiyeli olmalıdır. Çünkü üretim faktörlerinin içerisinde emek vardır, ana üretim faktörüdür. Bir ülke ekonomisine ne kadar çok emek ne kadar donanımlı olarak katılırsa o ülkenin ekonomik performansı o kadar fazla olur ama bu dinamik emek üretim sürecinin dışında kalırsa yani iş bulamazsa, işsiz kalırsa hem üretimden çekilerek ekonomiye performansını kullanamamış olur hem de bu dinamik nüfus üretim sürecine giremediği için ülkenin o günü için de bir sorundur, geleceği açısından da bir sorundur. O gün açısından sorundur çünkü iş bulamayan, evlilik projelerini gerçekleştiremeyen, bir düzen kuramayan, psikolojik bunalımlara düşmüş bir gençlik kitlesinin olduğu ülke açısından bu, başlı başına bir problem hâline gelir. Gelecek açısından da sorundur; bugün daha Sosyal Güvenlik Kurumuna üyeliğini gerçekleştirememiş, yılları böylece geçmiş ve sosyal güvenlik kapsamında hiç prim ödeyemeden şöyle veya böyle yaşlanmış insanların var olacak olması, geleceğimizi tehdit ediyor olması bütün kamusal dengeleri de sarsacak bir hadisedir. Onun için, gençliği sadece Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesindeki politikalarla çözmek mümkün değildir. Ülkede Hükûmet olarak, tüm kamu ve sivil kuruluşları olarak hatta iktidar, muhalefet, tüm partiler olarak topyekûn bir gençlik vizyonu olması lazım ve ona göre yoluna devam etmesi gerekir.
Bakın, rakamlara baktığımızda, Türkiye açısından gerçekten çok büyük problemlerin olduğunu görüyoruz. OECD verilerine göre, ülkemizde 15-29 yaş grubu nüfusun yüzde 40'ı eğitimde, yüzde 30'u istihdamda ama eğitimde ve istihdamda olmayanların oranı yüzde 29. Genç nüfusun yüzde 29'u...
CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - Yüzde 28.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - 28,8. O küsuratı ben 9'a tamamladım. Onun için yüzde 29 diyorum çünkü 9'a daha yakın 8'e daha yakın değil, hangisine yakınsa onunla tamamlanır. Evet, yüzde 29 ne eğitimde ne de istihdamda yani bu büyük bir felaket bence ve bu oran OECD ülkelerinde yüzde 12 yani 2 kattan da daha fazla bir fark. Diğer taraftan, bunu kadınlar açısından değerlendirdiğimizde yüzde 40'a çıkıyor yani bu daha büyük bir oran, burada büyük bir sorun var diye düşünüyorum. İşsizlik rakamlarına baktığımızda da gençlikle ilgili bu sorunu çok açık ve net görüyoruz. Tabii, Türkiye'deki rakamlar 15-29 yaşı değil, 15-24 yaşı kavrıyor TÜİK'in rakamları. Resmî TÜİK rakamlarına göre, gençlerde genel işsizlik ve tarım dışı işsizlik oranlarının ikisi de yetişkin nüfustaki işsizlik oranının 2 katı yani gençlerde işsizlik oranının daha yüksek olduğu bir Türkiye'de yaşıyoruz ve bu iş bulamayan gençler ne hâldedir yani onu düşünmemiz lazım. Tarım dışı işsizlik, 2019 rakamlarına göre genç erkeklerde yüzde 25, kadınlarda ise yüzde 36 yani her ikisi açısında da çok yüksek rakam. Erkeklerdeki yüzde 25'i daha düşük diye değerlendiremeyiz çünkü dörtte 1'i, kadınlarda ise yüzde 36'sı üçte 1'inden fazlası yani Sayın Bakan, burada gerçekten büyük bir problem var. Dediğim gibi bunu siz çözemezsiniz yani Gençlik ve Spor Bakanlığı bunu halledemez ama bu halledilmediği sürece Gençlik ve Spor Bakanlığının da işi zor demektir. Yani işsiz genci spora, daha verimli alanlara sevk etmek, birtakım sosyal organizasyonlar içerisinde aktif hâle getirmek mümkün değil, ekmek alacak parası yoksa, arkadaşına çay ısmarlayacak parası yoksa bu Gençlik ve Spor Bakanlığının yaptığı faaliyetlerin hiçbirinin içine giremez. Bu bakımdan, bunun bir hükûmet politikası olarak ele alınması lazım. Eskiden parlamenter demokraside Bakanlar Kurulu her hafta toplanır, komple hükûmetin politikaları görüşülür ve tartışılırdı. Şimdi, yeni sistemde, öyle zannediyorum ki Bakanlar Kurulu toplantısı diye bir şey var mı? Yani en azından hiç atlanmadan her hafta toplanırdı eskiden. Var mı aynı düzen? Zannetmiyorum.
GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU - Yapılıyor.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - "Evet." demediniz de onun için tereddüt ettim.
GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU - Salı günü...
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yapılıyor yani. Evet, o hâlde sorun yok.
Bu sorunun sorumlusu sizsiniz o zaman Sayın Bakan çünkü öbür Bakanları da uyarmanız lazım.
OTURUM BAŞKANI ŞİRİN ÜNAL - Sayın Şener, ek süre verdik, tamamlayalım.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bunu çözmeden, Gençlik ve Spor Bakanlığımızın biraz önceki konuşmasında yaptığı faaliyetlerin de verimli bir şekilde icra edilmesi mümkün değildir.
Sporla ilgili konular önemli ama vaktim doldu. Burada da spora siyasetin müdahale etmemesi gerektiğini düşünüyorum, spora siyaset müdahale ederse liyakat, başarı değer kazanmaz. Vaktim olsaydı Sayın Başbakanla bir anım vardı onu anlatacaktım bir Sivasspor-Başakşehir maçıyla ilgili yani o zaman İstanbul Büyükşehir Belediyespor'du çünkü takımın da adı. Siyaset az da olsa müdahale ettiği takdirde spordaki başarıyı bozar, başarıya prim vermemiş olur, yakınlığa prim vermiş olur ve spordaki uluslararası karşılaştırmalarda Türkiye'nin derecesi düşer. Onun için, siyasetin de uzaktan seyredip eşit davranması ve rekabeti sporcuların kendisine bırakması lazımdır diyorum.
Hepinize saygılar sunuyor, konuşma sırasını aldığım için de Hüseyin Bey'e teşekkür ediyorum.
Sağ olun.