KOMİSYON KONUŞMASI

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Öncelikle şunu söyleyeyim, Atatürk Orman Çiftliğini, rapordan ve ilgili belgelerden ne yaptığı değil ne yapmadığı üzerinden değerlendirmekte fayda var. Bu Çiftliğin mal varlığı Atatürk'ün kişisel mal varlığı. Yani Mustafa Kemal Atatürk Çiftliğe bağışladığını; gelirleriyle elde ettiği, askerlik, çeşitli cephelerde savaşırken elde ettiği maaşlarıyla aldı. O zaman cumhuriyet olduğunu düşünün, o toprakların da şehrin dışında olduğunu düşünün, kendisi bir kişisel servet olarak akrabalarına bırakmayıp böyle bir çiftlik kuruyor. Ve Türkiye'deki tarımın durumu belli, Türkiye'de son yıllarda özellikle kur artışıyla birlikte artık tarım ithalatının da ucuz olmadığı bir dönemde, halkımızın pahalı gıda yediği bir dönemdeyiz. Ve Atatürk Orman Çiftliği son derece önemli bir kuruluş, üstelik Ankara'nın şu an göbeğinde kalmış tek yeşil alanın olduğu bir kuruluş.

Şimdi, demin Atila Bey söyledi "Buradaki üretim artışları nedir?" diye. Sonradan cevap verelim dedim, aslında rapora baktığınızda bunu görüyorsunuz. Rapordan size söyleyeyim, birçok üründe üretim düşüşü var mesela süt üretimine bakıyoruz rapordan 9.943 litre 2016 yılında. 8.700'e düşüyor sonra 7.600'e düşüyor. Bu kadar tarım ithalatının yapıldığı yerli üretimin bu kadar kıymetli bir yerde olduğu... Yoğurt üretiminde yine öyle. Yani bir üretim düşüşü var ve anladığım kadarıyla modernizasyon ve tevsi yatırımları da yapılmıyor. Yanlış anlamayınız ama bir ön yargı varmış şüphesi duymaya başladım. Mesela rapora baktığımızda bir şarap zayi söz konusu. Stoklarda 30 bin litre dökme, 50.874 adet de yetmiş beşlik şarap şu an üniversite raporuna göre zayi olmuş durumda. Bu bir kamu malı yani ön yargısız bu değerlendirilebilir miydi? Evet, değerlendirilebilir, hiçbir şey yapılmıyorsa piyasaya verilebilirdi. Şu an bu kadar büyük bir stok sirkeleşmiş ve artık dökülecek hâle gelmiş durumda, değil mi? Ona da cevap verirseniz sevinirim.

Diğer meseleye gelince, ÇAYKUR ile Et ve Süt Kurumunu istisnalar kapsamına alıyorsunuz sevgili Bakanlık temsilcisi kardeşim. Ben de Hazinedeydim. Genç bir kardeşimiz ama ona şunu hatırlatmak isterim: İstisnalar, 4734 sayılı Kanun'un 3'üncü maddesinde tanımlanmıştır ve artık alfabede harf kalmadı. 2001 yılında ilk çıkardığımızda 5 maddesi vardı; a, b, c, d, e. Şu an alfabedeki z harfine geldik başka kanunlarla. Yani her şeye istisna tanınıyor. Türkiye Kömür İşletmelerinden tutun YÖK'ün alımlarına kadar. Ve bu istisnalarda hani birçoğu da bir tür usulsüzlüğü kapatmak üzere yapıldı ki ben müfettişliğimden biliyorum onun için Hazinenin böyle bir görüş bildirmesi doğru değil. İstisnalar zaten çok geniş.

Atatürk Orman Çiftliğinin önemi şu: Türkiye tarımda daha çok zora girecek. Bakın, artık kurlar yükseldi ne mercimek ne başka bir şey ithal edemeyebiliriz ve gıda enflasyonu söz konusu. Böylesine bir hazır arazisi varken böylesine bir yatırımla Türkiye'nin süt üretimi, bal üretimi hatta inovasyonu ve AR-GE'sini artırabilecek üstelik büyük şehir içerisinde... Yani bir bilim insanını Erzurum'daki tesise göndermek zor olabilir ama Ankara'dakine göndermek kolay olabilir.

Bizim size bir teklifimiz var: Bu yatırımları Çankaya Belediyemiz ve Ankara Büyükşehir Belediyemizle birlikte yapabiliriz. Bu ürünleri belediyelerimize de pazarlayabiliriz. Bunu AK PARTİ ve diğer parti milletvekillerine teklif olarak getirebiliyoruz. Biz de elimizden geleni yapalım çünkü bu Atatürk'ün kişisel malıdır, bu ülkeyi kurtaran insan kişisel malını bu ülkeye bırakmıştır, hatırasına da bir saygıdır. Biz elimizden gelen her şeyi yapmaya hazırız. Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilileri de bu konuda olumluysa, bu konuda bir şey yapmak istiyorlarsa biz hem Çankaya Belediyemiz hem de Ankara Büyükşehir Belediyemiz aracılığıyla birlikte bir yatırımı, Atatürk Orman Çiftliğinde yapılabilecek her şeyi yapmaya da hazırız.

Saygılar sunuyorum.