KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar, basınımızın değerli temsilcileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün size, ağırlıklı olarak, Muğla'nın yaşadığı çevre sorunlarından bahsetmek istiyorum ancak anlattığım sadece Muğla'nın hikâyesi değil, Kaz Dağları'ndan Hasankeyf'e, Türkiye'nin bütün çevre siyasetinin hikâyesidir.

Nasıl ki Sayın Erdoğan 2017 yılında "İstanbul'a ihanet ettik, ben de sorumluyum." dediğinde ihanet edilen sadece İstanbul değil, ülkemizin bütün şehirleri idiyse Muğla çevre sorunları da Türkiye çevre sorunlarının bir küçük modelidir.

Sayın Bakan, Muğla'nın çevre sorunlarının kalbindeki sorunlardan birisiyle başlamak istiyorum. MUÇEV nedir Sayın Bakan, görevi nedir, neye hizmet eder, niçin kurulmuştur? MUÇEV, Sayın Erdoğan'ın "Ülkeyi anonim şirket gibi yönetmek istiyorum." anlayışının Muğla'daki iz düşümü müdür? "Türkiye'yi şirket gibi yöneteceğiz." denilen, tam da bu olsa gerek. Türkiye'nin bütün kıyılarını yağmalatmak mıdır görevi MUÇEV'in? Gerçek adı "MUÇEV Turizm Limited Şirketi" olmasına rağmen bu şirketin adına vakıf çağrıştırması yapsın diye mi "v" harfi konulmuştur? Kamu aracılığıyla kurulan şirket, halka açık kıyıları ticari işletmelere dönüştürmüş ve kıyıları ücretli yaparak halka kapatmıştır. Ne olduğu, üyelerinin neden bu şekilde oluşturulduğu, elde edilen gelirin nereye gittiği tam olarak bilinmeyen bir yapı var karşımızda. Esasen, kıyıların büyükşehir ve ilçe belediyeleri tarafından işletilmesi gerekir; kıyılar halkındır. İktidarın, kazanamadığı sahil belediyelerinin kıyılarında vakıf görünümlü MUÇEV eliyle rant oluşturması ve sahil koylarını MUÇEV eliyle özelleştirmesi yaklaşımı doğru değildir. Bu, arka kapıdan özelleştirmedir. Kıyısal alanların, buralara hizmet götüren, altyapısını yapan, çöpünü temizleyen yerel yönetimlere devredilmesi gerekirken hizmete gelince "Koş yerel yönetim." gelire gelince "Sen uzak dur yerel yönetim." denmektedir.

Muğla'da MUÇEV yetki alanında, hazine yetkisinde olan alanlar dâhil, imar barışından yararlanarak yapı kayıt belgesi almış mıdır? Sayın Bakan, bunu özellikle araştırmanızı istirham ediyorum. Almışsa bu yapı kayıt belgelerinin usul ve esaslara uygun olarak alındığına dair bir inceleme yapılmış mıdır? Yapılmışsa sonucu nedir? Bu konuda mutlaka bir inceleme yapılmalıdır.

Sayın Bakan, kıyılarımızda ecrimisil işlemini yapan çevre şehircilik il müdürlüğü ve ecrimisil işlemini tesis eden millî emlak müdürlüğü iken devlet malını hakkı olmaksızın kullananlara uygulanan alanların tahliyesi ve yıkımı işlemi belediyelerin üzerine bırakılmaktadır. Böylelikle vatandaşla karşı karşıya gelen, belediye olmaktadır. 644 sayılı KHK'den gelen yetkiler kullanılarak kaçak veya ruhsata aykırı her tür ve büyüklükteki yapıya müdahale, merkezî idarenin önderliğinde yapılmalıdır.

Sayın Bakan, Kaz Dağları'ndan Ayder'e kadar yürütülen talan politikasının Muğla'daki boyutunu örnekleyen bir örnekten, Ortakent'in imara açılmasından bahsetmek istiyorum. Şu, elimde gördüğünüz resim Ortakent'in en güzel yerlerinden birisi. Burası 1 milyon 100 bin metrekare ve imara açıldı, Sayın Bakan. Ortakent'te daha önceki projelerde büyük yeşil alan olan, 1 milyon 100 bin metrekare olan bir alan, üstelik Muğla Büyükşehir Belediyesi İmar Müdürlüğünün "uygun değildir" görüşüne rağmen yangından mal kaçırır gibi çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle imara açılmıştır. Bodrum'un imar alanlarına değil koruma planlarına ihtiyacı vardır. Bu bölgeyi bir mesire alanı, yeşil alan olarak insanlarımıza kazandırmamız daha güzel olur. Yine, devletin himayesinde olsun ama halkın olsun. Bodrum nüfusu, uzun yıllar devam eden yapılaşma ve inşaat yoğunluğu nedeniyle sürekli artmıştır. Mevcut altyapı sistemi bu yükü artık kaldıramamaktadır. Dolayısıyla kamuya ait arazilerin yine kamuda kalması gerekir, bu girişimden vazgeçilmelidir.

Sayın Bakan, Muğla'ya yönelik bir jeotermal enerji ısrarı var. Şu, elimde görmüş olduğunuz da Fethiye'de, Marmaris'te ve daha sonra 32 yerde jeotermal enerji için arama sondajları proje çalışmalarını gösteren bir örnek. Bu yıl, Fethiye'de, Marmaris'te, sonra Muğla'nın tüm ilçelerinde, 32 yerde sondaj yöntemiyle jeotermal kaynak arama faaliyetine girişildi. Muğla halkının kararlı itirazının etkisiyle olumsuz ÇED raporu şu anda çıktı. Şimdilik bu girişimlere iptal kararları çıksa da ısrar devam etmektedir. Yerel yönetimlerin, sivil toplum örgütlerinin ve halkın haberi olmadan, ne amaçlı sondaj yapıldığını kimsenin bilmediği, tepeden inmeci bir yaklaşım sergileniyor. Enerji amaçlı mı, turizm amaçlı mı, sağlık amaçlı mı, ne olduğu belli olmayan bu girişimler şeffaflıktan uzak bir anlayışla yapılıyor. Muğla'yı jeotermal enerjiye açmak doğaya yönelik bir katliamdır, turizmi baltalamaktır. Aydın'ın jeotermal enerjiden çektiği ortada.

Sayın Bakan, Gökova Körfezi'ne marinalar yapılacağıyla ilgili duyumlar alıyoruz; bu doğru mudur? Şu resim, Sakar Seyir Tepesi'nden Akyaka'yı gösteren Gökova Körfezi'ni gösteren bir resim, cennet bir yer. Şimdi, tekrar sormak istiyorum: Gökova Körfezi'ne marinalar yapılacağıyla ilgili duyumlar alıyoruz; bu doğru mudur? Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca Muğla ili Ula ilçesine bağlı Akyaka Mahallesi ve Azmak kıyı bandı için imar planı 15 Ekimde askıya alındı. Söz konusu Revizyon İmar Planı'nın raporu incelendiğinde birçok teknik hata ve hukuk ihlalleri görülmektedir. "Koruma amaçlı" diye yazılan raporun satır aralarında ve ekli yazışmalarda gözden kaçırılmaya çalışılan şeyin aslında Akyaka'nın mevcut sakin kent özelliğinin yok olmasına sebebiyet verecek bir yat limanı, marina, devasa bir otel ve alışveriş alanından oluşan yoğun yapılaşma olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu revize imar planı iptal edilmelidir çünkü bu plan koruma amaçlı değildir; yıkım, talan ve rant girişimidir. Yat limanı ve otel inşaatı için öngörülen alanda 1970'li yıllardan beri imarlı ve tapulu evlerinde oturan 200 civarında ailenin anayasal mülkiyet hakları ağır şekilde ihlal edilmektedir. Yat limanı için seçilen alan coğrafi açıdan teknik olarak yanlıştır; bölgenin ekolojik yapısı, florasını ve faunasını bozacak, Azmak Nehri'nin ekosistemine tamiri imkânsız zarar verecek niteliktedir. Çevresel etki değerlendirme süreci de işletilmemiştir. Mavi Tur'un en önemli bölgesi Gökova Körfezi'ni gözümüz gibi korumamız gerekir. Gökova Körfezi sadece Gökova ve Muğla'nın değil tüm ülkemizindir. Bırakın, buralar cennet kalsın Sayın Bakanım.

Sayın Bakan, Evliya Çelebi'nin yüzlerce yıl önce "Bir benzeri yok." dediği Karabağlar Yaylası'nda MTA tarama amaçlı sondajlar yaptı. Şu, elimde gördüğünüz Muğla'nın Menteşe ilçesinde Karabağlar Yaylası. Asırlık çınarları, serin suları ve yemyeşil doğasıyla sadece Menteşe'mizin değil ülkemizin de en güzel yaylalarından olan Karabağlar Yaylası'nda yapılacak madencilik faaliyetleri halkın tepkisine neden oldu. Halkın direnişi sonucunda faaliyetler engellendi fakat doğal sit alanlarında bu tarz faaliyetler neden kalıcı olarak engellenmiyor Sayın Bakan? Özel çevre koruma bölgeleri ve sit alanlarının kati surette arama iznine kapatılmasını sağlamalısınız. Bu verdiğimiz örnekler bile Türkiye'nin çevre sorunlarının bir fotoğrafını vermektedir.

En güzel yaylalarımızda maden arayan, en güzel koylarımızı imara açan bu anlayıştan vazgeçilmelidir diyor, bütçenizin hayırlı olmasını diliyorum.

Teşekkür ederim.