KOMİSYON KONUŞMASI

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Öncelikle kapsamlı sunumunuz için ben teşekkür ediyorum, son derece önemli saptamalar yaptığınızı düşünüyorum. Yani nerede eksik olduğumuzu görmezsek nereyi düzelteceğimizi bilemeyiz diye düşünüyorum. Özellikle Ulusal Deprem Stratejisi'nin öngördüğü ve bugüne kadar yapılmayan konulara değindiğiniz için hassaten teşekkür ediyorum.

Şimdi tabii, YÖK'le ilgili kontenjan konusu bence son derece önemli çünkü ben buradaki bütün milletvekillerine -hem iktidar hem de muhalefet milletvekillerine- günde onlarca hashtag açarak, işe giremeyen mühendis çocukların bize yakarışlarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Bu neden kaynaklanıyor? 81 ilde lise düzeyine indirilmiş, niteliksiz, içi boşaltılmış üniversite ve ne yazık ki mühendislik eğitimi... Siz de zaten rakamlarla ortaya koymuşsunuz; hangi düzeyde olduğunu bu mühendislik eğitimlerinin, hangi düzeyde alındığını, işte, 300 puanlara kadar çekildiğini koymuşsunuz.

Ben de Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinden gelen, Adana'da iki dönem Jeoloji Mühendisleri Odası Şube Başkanlığı yapmış bir mühendisim. Geçmişte buna ilişkin öngördü Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği bunu ve YÖK'e uyarıda bulundu yani kaç kontenjan olması gerektiğine, her meslek disiplininden ülkenin ne kadar mühendise ihtiyacı olduğuna dair çalıştaylar yaptı, arama konferansları yaptı ve YÖK'e önerilerde bulundu. Belki on iki, on üç sene önceden bu öngörü yapıldı ama maalesef, lise düzeyinde, içi boşaltılmış, uluslararası normlarda olmayan artık, niteliksiz mühendis yetiştirilmeye başlandı. Tırnak içerisinde söylüyorum, çocuklar anlamında demiyorum, eğitim bağlamında söylüyorum bunu. Bu saptamanızı çok önemli buluyorum çünkü bunu ortaya koyamazsak gelecekte o çocukların, işte, yapı denetiminin ne kadar sağlıklı olacağı, bir baraja imza atacak bir mühendisin bunu ne kadar denetleyebileceği veya bir zemin etüdünü ne kadar denetleyebileceği son derece önem taşıyor. Bu saptamanızdan dolayı özellikle teşekkür ediyorum.

Sorum şu: Hasarlı olabilecek 6,5 milyona yakın bir bina stoku olduğundan bahsediliyor; 1,5 milyonunun da İstanbul'da olduğu varsayılıyor. Şimdi, ben az önce bir şey getirdim; 34 milyar dolar deprem vergisi... "Bu, kentsel dönüşüme harcansaydı ya da deprem hasarlarını en aza indirgeyebilecek şeye harcansaydı." deyince toplam 147 milyar vergi toplandığı ve 1,2 katrilyonunun kara yollarında viyadüklerin güçlendirilmesine harcandığı ifade edildi. Bu bir tercih meselesidir elbette. Bana sorsanız, viyadük yapmak yerine, ben öncelikle İstanbul'daki o 1,5 milyon konutu güçlendirmeye harcardım bu parayı. 1,2 katrilyondan bahsediliyor ve bu ülkede 6,5 milyon insan yarın olası bir depremde yaşamını yitireceği güvensiz binalarda oturuyorsa tercihinizi bundan yana koymanız gerekiyor, viyadüklerin güçlendirilmesinden yana değil bana göre. Bu nedenle bu deprem vergileri -tekrar ediyorum- doğru yerde kullanılmamıştır. Bu bir tercih meselesidir, öncelik insanların can güvenliği olmalı, viyadüklerin güvenliği değil diye buradan onu ifade etmek istiyorum.

Sorum şu: Acaba herhangi bir çalışmanız oldu mu, bu kentsel dönüşümün; 6,5 milyon civarında yapının, yapı stokunun düzeltilmesi için ya da dönüştürülmesi için ne kadarlık bir maliyet olabiliyor? İMO olarak böyle bir çalışmanız oldu mu ya da herhangi bir şeye rastladınız mı? Bunu merak ettiğim için soruyorum,

Teşekkür ederim.