| Komisyon Adı | : | DİJİTAL MECRALAR KOMİSYONU |
| Konu | : | Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan'ın, sosyal ağ sağlayıcılarının Türkiye'de temsilci bulundurmasına ilişkin düzenleme ve bununla ilgili bugüne kadar olan gelişmeler hakkında sunumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 28 .01.2021 |
BURAK ERBAY (Muğla) - Sayın Bakan Yardımcım, Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlar, bürokrat arkadaşlar, çalışanlar; ben de hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Başkanımızın özellikle geçen toplantıda, toplantıların bir uzlaşıyla yürütülmesiyle ilgili çabasını saygıyla karşılıyorum. İyi niyetle yapılan çabalara, verilen emeklere biz de teşekkür ediyoruz. Hatta, geçen toplantıda Başkanımızın uzlaşıcı tavrından dolayı konuşmak istediğim konular vardı, onları ertelemiştim. İnşallah, bu şekilde de sürdürelim. Bizim de talebimiz bu yönde. Bu topraklarda yaşayan insanların huzurlu, mutlu şekilde, güven içerisinde yaşaması, emeklerinin karşılığını alması ve hayatlarını bu şekilde idame ettirmesi yönünde bizlerin de çabası var. Ancak bu iyi niyetli çabalara rağmen, şunu hissediyorum. Böyle büyük bir duvar var, oraya da çarpıldığında o duvarın aşılamadığını ve bunun da o vatandaşın huzurlu, mutlu olması konusunda da engeller çıkardığını düşünüyoruz, görüyoruz.
Sondan başlayalım. Ben de anlayamadım, burada hangi kavram veya hangi söylem siyasi bir şeyler olarak nitelendirildi, söylemek istiyorum. Tabii ki de somut birtakım olayları -ben de ufak tefek hazırladım- burada da dile getireceğiz, buradan da belli ilkeler oluşturma çabası içerisindeyiz. Yani bu Şanlıurfa Gençlik Kolu Başkanıyla mı ilgili, hangi konu rahatsız etti bilmiyorum ama bu tarz birçok örnek var. Buralarda bunu belli ilkelere doğru yaklaştırma konusunda, bir düzenleme oluşması konusunda hep beraber çaba içerisinde olacağız. O yüzden, o söylemleri de doğru bulmadığımı ben de söylemek istiyorum.
Dediğim gibi, başından beri, bizler göreve geldiğimiz günden beri, uzlaşıyla yürütülmesi konusunda büyük çaba içerisindeyiz ama avukat bir vekil olarak da en yakın zamanda baro yasası görüşülürken baro başkanlarımızın içeri alınmaması hususu bile bizleri çok rahatsız etmişti o süreçlerde. Yeni duydum, işte, o süreçte gelip görüşlerini ifade etmek isteyen arkadaşlar bugün savcılığa çağırılmışlar. Düşünün, şimdi, yani bir baro yasası görüşülüyor, baro başkanları görüş ifade etmek istiyor, şu anda savcılıkta ifade veriyorlar. E, şimdi, ondan sonra da bir noktaya gelince de "Samimiyetimize inanılması..." falan dendiğinde de olmuyor. Tamam, söylemde oluyor ama bakın, uygulamalarda karşılaşıyoruz tüm iyi niyetli çabalara rağmen.
Şimdi, konumuzla ilgili de Sayın Bakan Yardımcım da işte Muğla'nın Seydikemer ilçesinden olduğunu kendi de söyledi, hemşehrim de sayılır. Şimdi, mesela, bu internet ulaşımıyla ilgili, orada, Seydikemer bölgesinde büyük bir sıkıntı yaşadık; basına da yansıdı. Bildiğim kadarıyla, sizin Çaltılar Mahallesi, Dodurga Mahallesi'nde gündeme geldi. Yani düşünün, Muğla gibi milyonlarca turist ağırlayan bölgede bile hiç internetin olmadığı -işte, defalarca anlatıldı- yerler var maalesef. Yani, işte, bu konu belki de Komisyonumuzun odaklanması gereken ana konulardan biri olacak bu süreçte Sayın Bakanım. Yani hep beraber bu konuda sorunları... Yani gizleyerek, saklayarak bir yere varamayız, varsa sorun gidelim, nerede internet çekmiyorsa tespitini yapalım ve çözümü konusunda da... Yani dediğim gibi, sizlerin iyi niyetli çabalarına inanıyoruz. Mesela, şunu merak ediyorum: Kaç köyde internet yok? Böyle bir istatistiğimiz var mı? Hiç ulaşılamayan kaç mahalle var? Nüfusun ne kadarı ulaşamıyor? Veyahut da "Şöyle bir aksaklık var ve bunları gidermekle ilgili şu kadar yatırıma ihtiyacımız var." diyelim. Hani, varsa bunu koyalım ortaya. Çünkü bu altyapı gerçekten hep sorgulanan bir yatırımdır. Yani bu lale ihaleleri gibidir. Yani lalede de "Şu kadar aldık." Dersiniz, kimse oturup o laleleri sayamaz. Şimdi, bu internette de böyle, altyapılarda da böyledir. "Döşedik." dersiniz ama "Gerçekten döşeniyor mu, ne oluyor, ne bitiyor?"u, bunu Sayın Bakanım, varsa bir yerde sıkıntı, hep beraber çözelim. Böyle bir çalışmanız var mı, onu merak ediyorum ortaya konulması açısından.
Tabii, hukukçu da olduğum için, mesela, bu UYAP sisteminde şu anda çok sorunlarla karşılaşıyoruz. Bu konuda da merak ediyorum. Hak arama özgürlüğü, vatandaşlarımızın bu süreli olan konularda... Artık alıştı meslektaşlarımız da, bunu yürütmeye çalışıyorlar ama bir bakıyorsunuz, dilekçelerini vermeleri gereken veya dava açması gereken son gün UYAP'ın kapalı olduğunu görüyoruz. Bu konuda da ciddi çalışmalara ihtiyaç var. Ne gibi çalışmalar var, onu merak ediyorum.
Şimdi, bunun dışında da yine Komisyonumuzu ilgilendirdiğini düşündüğüm, bu internet üzerinden işlenen birtakım suçlar ve bunlara müdahalelerle ilgili, daha önce, ilk toplantıda anlatmıştım, örnek vermiştim Sayın Bakanım. Şimdi, bizim Muğla'nın Ula ilçesinin bir köyünde yaşanan talihsizlik, Beşiktaş'taki bombalı saldırıdan sonra o köydeki kırsalda internetin başında vakit geçiren bir genç kardeşimiz "Ya, şimdi de interneti kapatırlar." gibi bir cümle kullanmış, ondan sonra İstanbul Organizeden gelmişler, o kardeşimizi aldılar, gittik müdahale ettik "Ne var bunda?" diye. "Acaba terör bağlantısı var mı?" diye, hemen bir gün içerisinde o müdahale yapılmış. Güzeldir, doğrudur, hızlı yapılmış ama mesela geçenlerde yine bizim bölgemizde yaşanan bir olay. Psikolojik sorunlu olduğu düşünülen bir kadın birkaç aileyle ilgili Instagram'dan yazı yazıyor ve aileleri yıkılma noktasına gidiyor, hâlâ çözüme ulaşamıyor. Şimdi, buna ulaşabiliyorsak bu konuda da belki hızlanılmalı. Mahkemelerde cevapların çok geç kaldığını biliyoruz. Yani gidiyor, tespiti konusunda, IP tespiti vesaire konusunda gecikiyor. Bu konularda da mahkemelere verilen cevapların hızlanması konusunda da çalışmaların yapılması adaletin gecikmemesi açısından önemlidir diye düşünüyorum.
Yine, konuşulan bu unutulma hakkıyla ilgili... Bakın, neye göre unutulma hakkı? Şimdi, burada, işte, uygulama, az önce söylediğim somut olaylar, ilkelerin belirlenmesi. Yine meslek hayatımdan bir örnek vereyim. Deniyor ya "Olmalı, yazılıyor." diye de uygulamada sorun çıkıyor, işte, o samimiyet veya az önce söylediğimiz, duvar, hangi dengeler giriyorsa. Bir gün eşya tespiti talebi yapılır. Bir erkek ve kadın problem yaşıyorlar, evdeki eşyaların tespitini istiyor, alacak evinden, uzaklaşacak. Başvurduk asliye hukuk mahkemesine "Evlilik birliği olmadığından dolayı talebin reddine..." dedi. "Ya, bu eşyayı tespit edip almamız lazım." dedik. Aynı koridorda başka bir mahkeme var, oraya başvurduk "Tamam." dedi, kabul etti, gittik, eşyaları tespit ettik, aldık. Şimdi, evlilik birliği arıyorsunuz ama mesela öğrenciler kendi aralarında 2 kız veya 2 erkek de aynı evde kalıp problem yaşıyorlar, eşya tespiti isteyebiliyorlar. Şimdi, düşünün yani aynı koridordaki mahkeme farklı karar verdi, aynı koridorda. Şimdi, öyle olunca işte, bunlar neye göre, kime göre soruları gündeme geliyor. Bunları çok doğru şekilde -az önce de söylediniz- usulünün, yönteminin sıkı sıkıya kurallara bağlanması lazım. Mesela geçenlerde internette, tesadüf, kırsal mahalleden bir vatandaşımız, bir fotoğraf paylaşmış. Bir baktım, daha önce bizim Muğla'da valilik yapan ve FETÖ'den tutuklu bulunan bir valinin fotoğrafı da var. Bir ziyarete gelinmiş oraya, onun muhtemelen haberi yok, onu paylaşmış, kendine göre köye gelmiş bürokrat... Ama onun yanında bulunan birtakım siyasiler onun kaldırılmasını isteyebilir, anlatabiliyor muyum? Yani böyle birtakım çelişkiler oluşacaktır, doğacaktır; bunların giderilip sıkı sıkıya kurallara bağlanması gerekiyor. İşte, trafik kazası örneği verildi. Evet, geçen gün Tuncay Başkanımız da söyledi. Bu konuda televizyonlarda işte, o kötü görüntülerin... Ama bunun arkasına sığınarak da başka yasaklamalarla toplumun bilgilenme hakkının önüne geçilirse bu sıkıntı.
Bakın, aralık ayında yasaklanan haberlerle ilgili şöyle bir inceleme yaptığımızda o kadar değişik sonuçlara ulaştık ki Sayın Başkanım. Yani mesela PTT'nin bir şirketle gizli protokol imzalaması haberi yasaklanmış. Nedir diye baktım. Kişi hakları ihlali gerekçesiyle yasaklanmış. PTT'nin 2 milyon dolarlık aktardığı bir paradan bahsediliyor; bayileri aracılığıyla kuyumculuk yapmak, altın satışı pazarlama ekipleri oluşturmak, altın ödeme sistemi kurmak falan diye böyle bir protokol imzalanmış. Vatandaş bunu bilebilir yani bilsin. Niye buna mesela yasak geldiğini anlamış değilim. Aralık ayında yasaklananlardan bir tanesi.
Yine, incelerken işte, İstanbul İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu, Fahrettin Altun'un eviyle ilgili fotoğraf çekilmesi meselesi. Onları azmettirme diye bir dosya açılmış yani azmettiriyormuş, bununla ilgili takipsizlik kararı verilmiş Başkanım, İstanbul İl Başkanımızla ilgili. Bu takipsizlik kararıyla ilgili yasaklama getirilmiş. Allah Allah diye girdim, sonra bazı haberler çıktı. Ya, dedim buna yasak gelmiş, niye var acaba diye baktığımda şunu gördüm: Daha sonra meğer ona itiraz edilmiş, karar kaldırılmış. Onun kaldırıldığı haberi internette var. Yani takipsizlik kararına yasak konmuş, onu göremiyorsunuz; daha sonra itiraz ediliyor o takipsizlik kararına, bunun haberi var. Yani bakın, işte, kaygılar, somut... İşte, Cübbeli Ahmet Hoca'nın damadı, ağabeyi hakkındaki haberlere, işte, birtakım ihaleler, çok derin baktım, konuları girdim. Mesela ilginç bir şey yine, Antalya Kumluca'daki başhekimin oradaki çalışanlara "Kendini 500 kez salağım diye yaz." şeklinde bir talimatı olmuş, olduğu iddia ediliyor. Daha sonra bu konuda haber erişim yasağı getirilmiş ama ondan sonra Sayın Sağlık Bakanı konunun üstüne gitmiş ve o başhekimi görevden almış. Ee, şimdi, yasaklamak mı doğruydu, görevden almak mı? Anlatabiliyor muyum yani çok ince çizgiler var. Bunların bakın, yani az önce de söylendi, sosyal medyanın veya işte, bunları ifade etmenin, zaman zaman o bölgelerdeki çığlıkların, bazen ekolojik anlamda verilen mücadelenin, doğa mücadelesinin duyurulması anlamında ne kadar önemli olduğu... Ama siz ona pat diye bir yasak getiriyorsanız, birtakım gerçekten objektif olarak... Az önce de konuştuk, sulh ceza hâkimleri diyorsunuz, ne kadar yeterliliği var, neye göre inceliyor? Bunların, bu kaygıların giderilmesi gerek diye düşünüyorum.
Yeni bir gelişme Başkanım, şimdi bu Turkcell BİP uygulaması varmış, bunun içinde de yazışmalar yapılıyormuş. Bir patent başvurusu yapılmış. Haberiniz... Muhtemelen yeni düştü bu. Ne diyor biliyor musunuz? Yapılan yazışmaların analizi, duygu durum analizi yapılarak müzik önerisi veren bir sistemle ilgili patent başvurusu yapılmış. Şimdi, düşünün, yazışmalardaki konuya göre sizin duygu durumunuzu tespit edip öneriyor. Bana göre tehlikeli. Bunun patent başvurusu yapılmış. Bunun gibi konular üzerinde çalışılması lazım, hep beraber yani bu ilkeleri oluşturacağız. O yüzden bir şeyden çekinmeyelim, bu somut örnekleri ortaya koyalım. Zaman zaman bizim arkadaşlarımız da haksız saldırılara maruz kalabiliyorlar, bunları buralarda konuşalım, sakıncalarını belli ilkelere ulaştıralım. Ki bakın, "Twitter" dendi, işte "Zorbalık yapıyor." dendi ama dünya genelinde de hesabın kapatılmasıyla ilgili en çok Türkiye'den başvuru var Başkanım; 99.840 tane talep gitmiş 2012'den bugüne. Yani bunların da dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.
Yine, emek veren herkese teşekkür ediyorum, emeklerinize sağlık.