| Komisyon Adı | : | (10 / 3200, 3361, 3362, 3364, 3365) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Prof. Dr. Haluk Sucuoğlu'nun, video konferans aracılığıyla, depreme dayanıksız yapı stoku ve çözüm önerileri hakkında sunumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 11 .02.2021 |
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Sunumumuz için teşekkür ederim Değerli Hocam.
Bir cümle dikkatimi çekti sunumuzda: "Şiddetli depremler değil, depreme dayanıksız yapı stoku öldürür." gibi bir cümle kullandınız. Hani, burada ben hatırlatmak isterim: Kaliforniya ve Kobe depremleri hep böyle efsanedir ya, Japonya'da deprem olur, yıkılmaz. Kobe'de -biliyorsunuz liman kentidir Kobe- 1995 yılında meydana gelen depremde 6.400 insan ölmüş, 400 bine yakın insan da yaralanmıştır. Dolayısıyla, zemin faktörü ve fay faktörünü de bence sunumunuza almanızda fayda var diye düşünüyorum. Elbette denizin içine bile bina yapılır ama mühendislik biraz hesap kitap işi. Örneğin, Bayraklı'da kazık temeller üzerinde duran 2 büyük bina hafif hasar gördü, yıkılmadı, evet, ama 80 metreye yakın kazık temel üzerine oturması hani bizim gibi ülkelerde ekonomik değil. Şunu hatırlatmak isterim: 12 Kasım 1999'da mühendislik eli değmiş Bolu Tüneli ve viyadüklerinde meydana gelen hasarlar, yine Sakarya Arifiye Köprüsü'nde aşağı yukarı 5 metrelik fayın ötelemesi neticesinde, yine mühendislik eli değmiş bu köprülerin yıkılmış olması fay faktörü ve zemin faktörünün de bence bu sunumda yer alması gerekliliğini ortaya koyuyor diye düşünüyorum; bunlara dikkat çekmek istedim.
Bir de Hocam, sunumumuzda...
PROF. DR. HALUK SUCUOĞLU - Evet, çok haklısınız tabii. Ben isterseniz hemen şey yapayım.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Hemen bir şey daha söyleyeceğim...
PROF. DR. HALUK SUCUOĞLU - Katılmıyor değilim ben size, katılıyorum. Benim deprem tehlike haritasından verdiğim o sınır zaten bunları içeriyor. Çok detaya girmek istemedim, siz bu konuda zaten sanıyorum mesleki uzmanlık sahibisiniz o yüzden size hitap eden bir sunuş hazırlamadım ben. Gayet tabii, yani Bolu viyadüğünün yıkılmasında ciddi mühendislik hatası var, onun orada yapılmaması gerekiyor yani gayet tabii, hiç şüphesiz. Biz büyük problemle uğraşıyoruz, salgınla uğraşıyoruz yani tek tek insanlarla, tek tek binalarla değil de salgınla nasıl baş edeceğimizle orada uğraşıyoruz. O yüzden ben daha büyük pencereden kolay çözümlere nasıl ulaşılır anlamında bunu özetlemeye çalıştım. Gayet tabii, tehlike zaten işte fayların aktivitesiyle, nerede olduğuyla filan alakalı yani bizim Türkiye deprem tehlikesi haritası size bu bilgileri veriyor, çok iyi durumdayız bu konuda. Yani siz Türkiye'de riskli bölgeleri tehlike açısından hemen harita üzerinden bulabilirsiniz, görünüyor. Bunun ötesinde, evet, binalar. Tabii, binalardan kaynaklanan... Kobe'deki hasarlar da mühendislik hasarlarıydı yani Japonya deyince, her şeyi doğru yapmıyorlar ki.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Evet, zemin üzerine oturmuş ova üzerinde olduğu için, Kobe Ovası üzerinde olduğu için hasar bu kadar fazla ve ölümler bu kadar fazla.
PROF. DR. HALUK SUCUOĞLU - Elbette hiç şüphe yok. Gayet tabii.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Yapı denetimiyle alakalı genel olarak bir görüş belirttiniz Hocam, hani bununla ilgili öneriniz nedir? Nasıl olmalı yapı denetimi? Kamusal denetim, odaların ve üniversitelerin müdahil olduğu bir denetim şekli mi olmalı? Öneriniz nedir Komisyonumuza yapı denetimiyle ilgili?
PROF. DR. HALUK SUCUOĞLU - Ben üniversitedeki bir şahıs olarak -kariyerini de tamamlamış- üniversitelerin bu işe hiç girmemesi gerektiğini düşünüyorum yani üniversitenin işi başka, kamunun işi başka. Yani her konuda üniversiteye gidip de onlara bir şey yaptırmak üniversitenin görevi değil, üniversite kendi işiyle uğraşsın. Yani kamu sistemini doğru kurarsa çalışılır. Şimdi, yapı denetiminde üçlü bir saçayağı vardır yani yapı denetçisinin bir kere bağımsız olması lazım, bir yasası olması lazım ama aynı zamanda maddi sorumluluğu olması lazım. Yani "liability insurance" sorumluluk sigortası olması gerekiyor. Yani biz serbest piyasa ekonomisi uyguluyorsak bu ekonominin uygulandığı yerlerde bu denetçilerin mali sorumlulukları var, hatasını ödeyecek sigortaya sahip yani başka türlü sorumluluk olmuyor. Biz bunu kuramadık o zaman yani 1999 sonrası çok uğraşıldı fakat bu kurulamadı. Zaten sigorta şirketleri sigortalamadılar.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Evet.
PROF. DR. HALUK SUCUOĞLU - Yani bir havuz koymanız lazım falan; bu işin mali tarafları biliniyor. Yani ben hata yapıyorsam, bu hatamın karşılığında birine zarar veriyorsam bunu ödeyecek tazmin edecek maddi gücüm olmalı. Bu, biliyorsunuz, doktorlar da falan da vardır, Türkiye'de uygulanmıyor, başka yerlerde uygulanıyor. "Malpraktis" denilen bir şey dolayısıyla ben başkasına, hizmet sağladığım kişiye zarar veriyorsam bunu maddi olarak ödeyebilmeliyim. Bunu ödeme gücüm yoksa benim denetçiliğim biraz havada kalır açıkçası bugünün dünyasında; orada bir eksiklik var o ayak yok, biz 2 ayak üzerinde duruyoruz, 3'üncü ayak eksik yani.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ediyorum Hocam.
Bir küçük düzeltme de yapmak istiyorum. 27 Haziran 1998 Adana depremi "1996" diye yazılmış.
PROF. DR. HALUK SUCUOĞLU - 1996.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Adanalıyım Hocam ben, 1998.
PROF. DR. HALUK SUCUOĞLU - 1998 mi? Yanlış mı söyledim? Adana-Ceyhan 1998 mi?
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Evet.
PROF. DR. HALUK SUCUOĞLU - Kusura bakmayın.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Yok, estağfurullah. Olur ya, başka yerde sunarsınız, bir düzeltme yapmış olayım.
PROF. DR. HALUK SUCUOĞLU - Doğru, haklısınız.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkürler Hocam, sağ olun sunumunuz için.