| Komisyon Adı | : | (10 / 3200, 3361, 3362, 3364, 3365) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'un, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak depreme yönelik yaptıkları çalışmalar ve çözüm önerileri hakkında sunumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 16 .03.2021 |
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Özür diliyorum öncelikle, aşağıda konuşmam olduğu için ve ara verildi sık sık gidip gelmek durumunda kaldım. Tekrara düşersem de beni bağışlayın lütfen.
Öncelikle deprem bölgesinde bu kadar yoğun bir konutun çok hızlı bir sürede yapılmış olmasından dolayı kutlarım. Gerçekten önemli bir süreç geliştirilmiş. Bu bağlamda kutlarım ama sorun şu: Bu kadar önemli bir yapı stoku yapılırken ihtiyaca cevap verebilecek, vatandaşın da mutlu... Bunu politik saiklerle söylemiyoruz Sayın Bakanım. Yani hepimizin amacı daha iyi bir Türkiye'de, daha güvenli yapılar içerisinde ve herkesin de hoşnut olduğu... Yüzde 100 memnuniyet elbette ki söz konusu olmaz ama yani bu kadar yapı stoku yapılırken örneğin Elâzığ'da şununla karşılaştık: 130 metrekare yeri olan bir vatandaşın 90 metrekareyle yetinmek durumunda olduğuna ilişkin mesela şikâyetler geldi vatandaştan bize.
Yine, mesela, vatandaş kendisi bir kredi ödüyor, konutu hasar gördü; ondan sonra siz tekrar bir konut yaptınız, yeniden verdiğinizde yine bir kredi ödemesiyle karşı karşıya. Yani çift kredi hem yıkılmış binasının kredisini ödeyecek hem de yeni yapılmakta olan konutun kredisini ödemek gibi bir durumla karşı karşıya kalacağı bir durumdan bahsedildi yine Elâzığ'da.
Yine, karma kura olduğu, yani bölgesel değil, örneğin, işte Muratpaşa'ydı zannediyorum -semtlerin de ismi aklımda kaldığı kadarıyla söylüyorum- ve işte, Sürsürü Mahallesi. Sürsürü Mahallesi'ndeki birisi Muratpaşa'daki bir yerin kurasını çekebiliyor. Hani bölgesel bazda bir kura çekiminin olması daha iyi olur diye bu da bize iletildi. Elâzığ'dan bahsediyorum tabii.
Evet, şimdi, tabii, biraz da şeye geçecek olursam, İzmir'de mesela gittiğimizde, İzmir bölgesinde de zeminin bozuk olduğunu ve Z4 tipi zeminin bulunduğu orada. Yeraltı su seviyesi yüksek, killi birimler var orada ve 23 metreye varan fore kazık, ardından "jet grout" bir de radye temelli çözümlerle aynı yere yeniden bina yapılıyor olmasını ben bir jeoloji mühendisi olarak doğru bulmadığımı ifade etmek istiyorum. Evet, mülkiyet var. Evet, doğru, halkın talepleri var ama cazibe merkezi olarak rezerv alanlarının cazibe merkezi hâline getirilmesi, oralara altyapı, sosyal donatı alanlarının ve komşuluk ilişkilerini ve sosyolojik dengeleri sağlayacak şekilde çok güzel mesela kayalık birimde rezerv alanı seçilmiş hastanenin olduğu bölgede. Fay hattı da "zone" olarak ayrılmış bir fay hattı geçtiği söyleniyor kuzeyde. Ben çalışmadığım için sadece bize ulaşan bilgilerden bahsediyorum. Son derece güzel kayalık bir birimde hani 4 katlı, 5 katlı yapılar yapılacak, belki daha çok katlı yapıya giderek binanın neredeyse yüzde 17'sinin zemin iyileştirilmesine harcandığı durumlardan çıkılması gerektiği genel anlamda... İzmirli mutlaka bulunduğu yerde oturmak istiyor ama genel anlayışın bu yönde olması gerektiğini düşünüyorum çünkü depremlere baktığımız zaman dört ana temel nedenli hasar gördüğünü görüyoruz. Bunlar kentleşme için bir yanlış yer seçimi; iki; bina taşıyıcı sistem yapısının yetersizliği veya düzensizliği; yapıda kullanılan malzeme ve işçiliğin niteliği ve yapının oturduğu zeminlerin jeoteknik özellikleri ve aktif fay hatları üzerine inşa edilmesi olarak sıralayabiliriz.
Bütün bunlar, tabii, mutlaka zeminden başlayarak denetim mekanizmalarının bir bütüncül anlayışla yapılması gerektiği inancıyla bunu söylüyorum. Fay yasasının çıkması, 10'a yakın farklı, afeti ilgilendiren yasanın daha bütüncül ve günün ihtiyaçlarına cevap verebilir hâle dönüşmesi önemli, eğitim önemli, kurtarma, deprem öncesi, deprem sırası ve sonrası kurtarma önemli. Afet bakanlığı belki olmalı bu ülkede. Bu kadar sismik hareketliliğin yoğun, siz gösterdiniz, heyelandan hasarın görüldüğü ve farklı farklı kamu kurumlarının farklı verilerle çalıştığı... AFAD farklı çalışıyor, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı farklı çalışıyor, işte MTA ayrı, üniversiteler ayrı çalışıyor. Bunların bütünleştirildiği bir çalışma yani afetin bir bütünlüklü olarak ele alındığı bir çalışmaya gidilmesi gerekiyor. Belediyelerde mutlaka afet daire başkanlıkları, ilçe belediyelerinde de şube müdürlüklerinin olması gerektiğini burada ifade ediyorum.
Ben de Rıza Bey Apartmanı'nda kurtarma çalışmaları sırasında en son Deniz Yücel'in evlatları, Deniz Yücel ve 4 evladımızın kurtarılma noktasında tam oradaydım. O çocukların oyuncak toplarının bizim ayaklarımızın yanına kadar yuvarlanması, o annenin ilaçlarının sepetinin varlığı bizim de onların oradan canlı çıkarılacağının beklentisi, o duygusal şeyi yaşayan insanlar olarak 5 canın bir aile tarafından yitirilmiş olması ve 37 insanın o çöküntü altında kalmış olması orada bir anıt yerin bulundurulmasıyla ilgili ailenin de bize bu konuda... Sayın AKP Bursa Milletvekilimiz ve Gökan Zeybek'le beraber aileye yaptığımız ziyarette de tarif edilemez bir acı, Allah kimseye yaşatmasın, çok inanılmaz bir acı, 5 kişinin birden aynı aileden kaybedildiği bir acıyı bire bir hem kurtarma çalışmaları sırasında hem sonraki çalışmada izledik Sayın Bakanım.
Bence teknik boyutu konuştuğumuz kadar insani boyutunu da konuşmak durumundayız. Orada hak sahibi olmayan kiracılar da hayatını kaybetmiş. Ama devlet hak sahibi olanı ödüllendiriyor, yarı fiyatına yirmi yıl vadeli, iki yıl ödemesiz konut sahibi ederken, orada hayatını kaybetmiş kiracılara ya da tesadüfen orada bulunan, diş hekimliğinde bulunan avukatlara falan herhangi bir şey yapılmıyor. Bu yönünün de hem Deprem Komisyonumuzda hem de Bakanlığınız tarafından değerlendirilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Bugün, aile Ankara'ya gelmiş, sizinle görüşmek istemiş, görüşememişler. Sayın Bakan Yardımcısı mı Sayın Varank Hanımefendi'yle görüşmek istemişler. Soru şu olmuş: "Siz park isteyen aile misiniz, yoksa hak sahibi aile misiniz?" Öyle deyince onlar öyle bir yorumda bulunuyor, yanlış yorumluyor olabilirler, yanlış bir bilgi olabilir ama istirham ediyoruz Sayın Bakanım, bu çok önemli. O 37 insanın göçük altında kaldığı bir alanın mutlaka en azından bu insanların yüreğine su serpecek şekilde park olarak bırakılması buradan önerimizdir yine sizlere.
Teşekkür ediyorum.