| Komisyon Adı | : | (10 / 3200, 3361, 3362, 3364, 3365) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Komisyon raporunda yer alacak önerilerin görüşülmesine ve değerlendirilmesine ilişkin görüşmeler |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 17 .03.2021 |
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sanıyorum son resmî toplantımız. Öncelikle son derece verimli ve gecikmiş olan bu Deprem Komisyonunun sizin de itidalli yönetiminizle gerçekten çok verimli çalışmalara imza attığını düşünüyorum. Bu nedenle teşekkür ediyorum.
BAŞKAN RECEP UNCUOĞLU - Sağ olun, ben teşekkür ederim.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Çok önemli katkılar sunuldu; her milletvekilimiz kendi uzmanlığı alanında son derece değerli katkılar sundular. Bütün milletvekillerimize, uzman ekiplerimize, emek veren herkese bu son resmî toplantıda teşekkür etmek istiyorum.
BAŞKAN RECEP UNCUOĞLU - Biz teşekkür ederiz, sağ olun.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Tabii, bu acıların tekrar yaşanmaması için alınması gereken önlemlerin, bu üretimlerin tozlu raflarda kalmayıp hayata geçirilmesi ve başka canların yanmaması, hem can kayıpları hem maddi hem manevi kayıpların yaşanmaması adına bu Deprem Komisyonunun yapmış olduğu tüm üretimlerin kanunlaşarak bir an önce hayata geçmesi, en önemli önceliğimiz olmalı diye düşünüyorum.
Şimdi, tabii, bizim çeşitli önerilerimiz oldu tüm bu sunumlar boyunca. Örneğin, yüzey faylanması, tehlike zonları ve sakınım bantlarının... Yani bizim için en önemlisi -evet, bina çok çok değerli- zemin ve zaten "Deprem öldürmez, bina öldürür." diyoruz ama zemin faktörü ve fay faktörü de tabii ki en önemli şeylerden biri.
Fay yasası... Jeolojik ve paleosismolojiik çalışmaların yapılarak, bu fay zonu üzerindeki yüzey deformasyonunun belirlenerek buradan mevcut yapıların derhâl uzaklaştırılması, zaten mekânsal planlama tarafından yapılmakta olan bu çalışmanın kanunlaştırılarak yasal hâle getirilmesi çok önemli çünkü imar planlarında sadece kapalı alanlar işaretleniyor -bir plan notuyla geçiliyor- ama zemine dair, faya dair herhangi bir şey olmuyor, depremselliği falan dikkate alınmıyor. Bu bağlamda, çalışmaların sadece sıra savmak ya da "Raporda bir imza bulunsun." mantığıyla değil, gerçekten hayata geçirilmesinin sağlanabilmesi ancak yasal bağlayıcılıkla mümkün diye düşünüyorum. Bu yasaya "Fay yasası" diyoruz ama buna başka isimler de verilebilir, şart değil ama o çizgisellik üzerinde 4-5 metre ötelenmelerinin, 2-3 metre ötelenmelerinin doğrudan gerçekleşebileceği bu binaların kurtarılmasına ilişkin fay yasasının mutlaka çıkarılması gerekiyor.
İkinci bir olgu: 99 depreminde belki çok karşılaşılmadı ama artık günümüzde tsunami ve deniz içi heyelanların, depreme bağlı heyelan alanlarının belirlenmesi son derece önem taşıyor.
Mekânsal planlama ve yer seçimine esas jeolojik, jeoteknik etütlerin Avrupa Birliği normları ve uluslararası standartlar -Avrupa Birliği demeyelim sadece- uluslararası normlar bağlamında düzenlenmesi son derece önemli.
10'a yakın yasadan bahsettik; 1959 yılında yapılmış olan 7269 sayılı Yasa'dan tutun İmar Yasası, Kentsel Dönüşüm Yasası, Belediye Yasası ve benzeri 10'a yakın kanunun afetle ilgili olan kısımlarının ortaklaşa düzenlenmesine dair bir çalışmanın yapılması son derece önem taşıyor.
Tabii, yapı denetiminde, özellikle zemin etüt raporları yapı üretim sürecinin müstakil projesi gibi değerlendiriliyor ama ben -her zaman söylediğim gibi- yine burada söylüyorum: Temel, binadan ayrı düşünülemez. Çünkü 3194 sayılı İmar Yasası'nda da Yapı Denetimi Yasası'nda da aslında ilgili mühendisin mutlaka bu raporu hazırlayıp denetlemesine ilişkin hüküm bulunmasına rağmen, maalesef, jeolojik etütler ayrı olarak hazırlanıyor, belediyenin inisiyatifine bırakılıyor. Belediyede kaç tane jeoloji mühendisi var, bu soru işareti; birçoğunda jeoloji mühendisi çalışmıyor. Pek çok zemin etüt raporunun yerinde denetlenmediğini biliyoruz -oda Başkanlığı yapmış biri olarak söylüyorum- denetlenmesi maalesef sağlıklı yapılmıyor. Dolayısıyla bunun Yapı Denetimi Yasası'nda... Nasıl 4 temel mühendislik birimi yer alıyorsa -yer bilimi diyeyim; jeoloji dersem yanlış anlaşılıyor, sanki şovenlik yapıyormuşum gibi anlaşılıyor ama- jeoloji mühendisliğinin de mutlaka bu denetim aşamasında olması ve o raporda jeoloji mühendisinin imzasının olması, aynı zamanda yapı denetim firmasının bünyesinde olan jeoloji mühendisinin de yapım aşamasında... Mesela, İzmir Bayraklı'da gördüğümüz 23 metre fore kazık doğru mu yapılıyor, jet grout doğru mu uygulanıyor, zemin etüdü Z4 gibi bir zeminde yer altı su seviyesine ilişkin önlemler yeterince alınıyor mu? Buna ilişkin denetimlerin de yapılmasının son derece önem taşıdığını gerek Bayraklı'da gerekse de Elâzığ'da yapmış olduğumuz incelemelerde gördük. Tabii ki yapının kalitesi kadar yetkin bir jeoloji mühendisinin yapı denetiminde denetçi mühendis olarak kılınması ve jeoloji mühendisi istihdamı zorunluluğu hem kamu kurumlarında hem belediyelerde buna ilişkin mutlaka atıf yapılması gerekir diye düşünüyorum Sayın Başkanım.
Yüksek riskli alanlarda büyükşehir belediyesi bünyesinde mutlaka bir Afet Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanlığı kurulmasını önermeliyiz, bence bu Deprem Komisyonunda. Diğer belediyelerde de -büyükşehir belediyeleri dışında da- şube müdürlükleri kurulabilir. Aslında bir Afet Bakanlığının olması bu kadar sismik hareketliliğin olduğu... Deprem dışında biz geçen yıl biliyorsunuz bir çığ afetinde 5 kişiyi kurtarabilmek için 40 kişinin yaşamını yitirdiği bir olguyla karşılaştık. Heyelan var, su taşkınları var, tsunami var. Pek çok jeolojik faktörün göz önünde bulundurulması için belediyelerde mutlaka bu birimlerin olması ayrıca da belki Afet Bakanlığının olması önerilebilir. Tabii, onu Genel Kurulun takdirine bırakıyorum.
Yine ülkemizde afet odaklı çalışmaların yapıldığı AFAD, Kandilli Rasathanesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Maden Tetkik ve Arama, üniversiteler gibi pek çok kurum bu konuda çalışma yapıyor, farklı farklı çalışmalar yapılıyor. İşte, İzmir depreminin büyüklüğü konusunda farklı farklı açıklamalar oldu. Tıpkı Amerika'da olduğu gibi ya da başka gelişmiş ülkelerde -Almanya çok fay zonunun üzerinde olmadığı için- olduğu gibi Jeolojik Araştırma Dairesi Başkanlığı gibi ya da Afet Daire Başkanlığı olabilir böyle bir çatı altında Türkiye Jeolojik Araştırmalar Dairesi olabilir, adı her neyse bir çatı altında toplanmasının tekrar önemli olduğunu buradan vurgulamak istiyorum.
Türkiye diri fay haritaları Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü tarafından her gün 486 diri fay tespit edilmiş ve her yıl bu artıyor. İki yılda bir nasıl binaların kontrol ediyorsak iki yılda bir bu diri fay haritasının da güncellenmesinin göz önünde bulundurulmasının önemli olduğunu düşünüyoruz. Farklı büyüklüklerin verilmesinin önüne, farklı jeolojik araştırmaların önüne bu şekilde geçilir diye düşünüyorum. Her ölçek ve türdeki mekânsal planların afet güvenliği açısından ölçeğiyle uyumlu jeolojik, jeoteknik ya da mikrobölgeleme araştırma sonuçlarına uygun hazırlanan hem imar hem de afet mevzuatının yasal düzlemde bir zorunluluk hâline getirilmesini sağlamalıyız. Mekânsal planlamaya yönelik araştırmalarda işte az önce de ifade ettiğim gibi başta deprem olmak üzere heyelan, kaya düşmesi, tsunami, tıbbi jeolojik yerleşim birimlerini etkisi altına alabilecek, risk oluşturabilecek faktörleri kapsayan çoklu tehlike yaklaşımının benimsenmesi ve yerleşime uygunluk haritalarının çoklu tehlike bakışıyla üretilmesi önemli. Her tür ve ölçekte mekânsal planlarla, afet risk azaltma planlarıyla, deprem master ve sakınım planlarına altlık oluşturacak mikrobölgeleme çalışmaları ve etütlerinin büyükşehir belediyelerinden başlamak üzere etaplar hâlinde önümüzdeki iki yıl içerisinde tamamlanmasına dönük bir çalışma yapılmalı.
Hâlen devam etmekte olan fay yasası çalışması var, İçişleri Bakanlığı tarafından yapılıyor biliyoruz. Üç ay içerisinde tamamlanarak kanunlaşması önemli bence. Bu, hem ülkemizin depremselliği hem de bunun bir parçası olan diri fayların yüzey faylanması tehlikelerinin belirlenmesine yönelik mevzuatın oluşturulması ve bu yasa bağlamında MTA'nın koordinasyonunda Türkiye Paleosismoloji Araştırma Planı hazırlanarak iki yılda tamamlanmak üzere bu konuda etüt çalışmalarına başlanması zaten Uluslararası Deprem Strateji Planı 2023'e göre öngörülmüş bir çalışma.
BAŞKAN RECEP UNCUOĞLU - UDSEP'teki eylemlerden biri.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Evet. Mikrobölgeleme, paleosismoloji ve benzeri araştırmalar için başta 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu, DASK Kanunu kapsamındaki gelirler ile 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun'la oluşturulan dönüşüm projeleri özel hesabındaki gelirden olmak üzere, kamu kaynaklarından yeterli ödeneğin ayrılması ve başta büyükşehir belediyeleri olmak üzere ilgili kurumlara tahsis edilmesini öneriyoruz. İmar Afet Yapı Denetimi ve Kentsel Dönüşüm Yasalarının, deprem güvenliği temelinde birbiriyle uyumlu çalışmasını sağlayacak içerik ve yapıya kavuşturulması için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı koordinasyonunda çalışmak üzere, ilgili bakanlık, meslek odaları ve akademisyenlerin katılımıyla bir komisyon kurularak altı ay içerisinde ilgili yasal düzenleme ve tekliflerin hazırlanması ve TBMM'ye gönderilmesini öneriyoruz.
Teşekkür ederim.