| Komisyon Adı | : | BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU |
| Konu | : | Turizmi Teşvik Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3517) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 01 .04.2021 |
HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Değerli milletvekilleri, Bakan Yardımcım, değerli arkadaşlar; tabii ki bu coronavirüsten dolayı turizm sektörü farklı yerlere gitmeye başlıyor. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuya tabii ki yatırım olarak katılıyoruz ama yalnız şurada yapılan bir şey var Sayın Bakanım, sizden de bir bilgi almak istiyorum: "Bakanlıktan turizm işletmesi belgesi alınmasının ardından başka bir işleme gerek kalmaksızın on beş gün içinde bu tesisler için iş yeri açma ve çalışma ruhsatı verilebilir." diyor.
Sayın Bakanım, siz de biliyorsunuz, biz de biliyoruz, sizler de hepiniz tatile geldiğiniz zaman biliyorsunuz, halkın kullandığı plajlar var ilçelerde. Özellikle bunlar Millî Emlaka ait. İşte, Millî Emlak büyükşehre devretti bazılarını, bazılarını etmedi ama o sahilin bütün temizliğini, her şeyini ilçe belediyeleri yapıyor. Doğru mu Sayın Bakanım? Şimdi, siz eğer bu kanunu gerçekten uygulamak istiyorsanız birinci derecede o sahilleri ilçe belediyelerine bedelsiz olarak devretmeniz gerekiyor. "Neden?" diyorsak anlatayım: Bizim şu anda Kuşadası Belediyesi ile Büyükşehir Belediyesi ortaklaşa... Davutlar bölgesi var bizim, orada Sevgi Yolu var, biliyorsun; onun arkasında bize ait, büyükşehre ait olan bir yer var; biz oraya şu an bu sistemi kurmaya çalışıyoruz ve şu an hazırlık bitti. Bu sistemin yanında en önemli nokta, Sayın Bakanım, kamp ve karavan sektörü. Sadece Avrupa'da aşağı yukarı 5,5-6 milyon karavan var arkadaşlar ve bunlar gittiği her yerde ciddi derecede, para olarak, ekonomi olarak hesap yaptığımız zaman, normalinde gelen müşteri kapasitesi aşağı yukarı ortalama bin dolar harcayan bir kitle ve bu kitle geldiğinde... Avrupa'ya gittiğinizde de görürsünüz arkadaşlar, bu "camping" yerlerinde onlar için özel yerleşebilecekleri alan, altyapısı, kanalizasyon sistemi, elektriği yani prizini koymak şartıyla ciddi derecede kira da alabiliyorsunuz onlardan ama Türkiye'de bu maalesef çok da fazla yaygınlaşmadı. Şimdi, bizim bunu sahil kesimlerde özellikle, Ege ve Akdeniz'de uygulamamız için ilk önce ilçe belediyelerine -doğru bir şey yapmamız lazım- sahilleri bedelsiz olarak verip bütün işletmeyi ilçe belediyelerine devretmemiz lazım. Bak, büyükşehre demiyorum, büyükşehir bizde, istemiyorum; ilçe belediyelerine yani MHP'lisi de var, AKP'lisi de var, CHP'li ilçeler de var yani yoğunlukta ve bu ilçe belediyeleri hem sahili temizleyecekler hem de sizin dediğiniz bu çadır kentlerini ve "camping" yerlerini de düzenlemiş olacaklar. Niye? Şimdi siz işletme ruhsatı verdiğinizde eğer oranın altyapısı yoksa, elektriği yoksa, kanalizasyonu yoksa zaten o yapılan işlemin hiçbir anlamı kalmıyor; sadece pislikten geçilmez. İşte, bizim istediğimiz şu: Gelin, hep beraber, bütün siyasi partiler karar alalım, sahilleri Millî Emlaktan ilçe belediyelerine devredelim. Bundan sonra, bu kanunu çıkardıktan sonra -gerçekten, samimi söylüyorum- o ilçe belediyelerinin yerlerini veya işte, devlette kamuya ait olan yerleri bu şekilde işte çadır kampı veya karavan şeklinde bu düzenlemeyi yapabilir Sayın Bakanım. Bunu yapmadığımız takdirde inanın ki bu havada kalır ve yapılan yatırım da... Arkadaşlar, bakın, Millî Emlakta bazı sıkıntılar var, sizler de takip ediyorsunuz. Şimdi adam geliyor, sahili kiralıyor arkadaşlar, işte, vatandaş gelmiş, ailesiyle çoluk çocuğuyla plaja giriyor. Adam diyor ki: "Sen burada şemsiye ile şezlong alacaksın." "Kaç para?" diyor. "50 lira, 100 lira" Ama belediye işlettiği zaman oradaki yörenin halkından ve dışarıdan gelen insanlardan maksimum 5 lira, 10 lira alıyor ama özel sektör işlettiği zaman adam diyor: "Ben para saydım oraya" 1 ise 5 alıyor ve inanın ki o dönemlerde, bizim o bölgede çok şahit oldum, ailesiyle, çoluk çocuğuyla gelmiş, dayak yiyen bir sürü insan oldu. O işletmeler bilinçli olarak insanın ailesini dövdüler. Sebep? "Sen şemsiye almıyorsun, şezlong almıyorsun." diye. Bu sıkıntıları gidermek için birinci derecede sahilleri ilçe belediyelerine devretmemiz gerekiyor, onlar da bir gelir elde edecekler. Zaten belediyeler belli bir rakam koyuyorlar, böyle fahiş fiyat da koymuyorlar, 5 lira, 10 lira ve düzenli bir sistemle, işte, sizin de yaptığınız bu kanuna, buna uyarak daha hızlı çalışır, daha uygun şekilde çalışır. Bunu yaparsak hiçbir sıkıntı yok Sayın Bakanım.
Bir de şu on beş günlük süre yani ben bu belgeyi verdim, belediye on beş gün içinde ruhsatı vermek zorundadır." anlamına geliyor ama belediye gidip oranın yangın şeyini inceleyecek, altyapısını var mı, kanalizasyonu gidiyor mu, onu incelemeden nasıl ruhsat verecek? Bu on beş günlük şartnameyi burada kaldırmanız gerektiği inancını taşıyorum.
Teşekkür ediyorum Başkanım.