KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, kamu kurumlarının değerli temsilcileri; hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Her şeyden önce Nilgün Hanım'a teşekkür ediyoruz; emek sarf etmişler, buraya bir kanun teklifi getirmişler. Bir Komisyon üyemiz olarak görüştüğümüz kanunların bir üyemiz tarafından getirilmesi elbette hepimizi memnun eder çünkü yanlış bulduklarımızı daha samimi söyleriz, doğru gördüklerimizi daha samimi olarak ifade ederiz. Bu fırsatı da bize vermiş oldukları için teşekkürlerimi ifade ediyorum.

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - Biz bize konuşuyoruz.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Evet, biz her şeye yeteriz, biz bize yeteriz yani.

Şimdi, bu maddelerin ağırlıklı olarak ekonomiyle, sosyal politikalarla ilgili olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla ister istemez ekonominin içinde bulunduğu durum da bu maddelerin oluşumuna etki yapmıştır diye düşünüyoruz. Onun için genel çerçeveye bakmak lazım. Baktığımızda ne görürüz? Bir kere, iktidar cenahında veya Hükûmet partisi mensubu arkadaşlarımız, özellikle Cemal Bey kardeşimiz her ne kadar biraz övgülerde bulunmuşsa da şunu kabul edelim: Ekonomi berbat durumda, mahvolmuş durumda.

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - O kadar değil.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - O kadar ya, o kadar.

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - Çok iyi değil ama iyi. Daha kötüler var, Amerika bizden çok kötü.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Hatibi dinleyelim lütfen.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yani öyle ki bir taraftan faiz patlamış, bir taraftan döviz patlamış. Ya, ben dövizle faizin ikisini birden yükselten bir Hükûmet hiç görmedim otuz senedir yani bu konuda şampiyonsunuz. Faizin yüksek seyretmesinin de ekonomik maliyetleri vardır, dövizin yüksek seyretmesinin de ekonomik maliyetleri vardır; bu, iki maliyeti de taşıyor. Bir taraftan işsizlik patlıyor, diğer taraftan enflasyon patlıyor. Hâlbuki Cemal Bey kardeşim dedi ki: "İşte, bunların biri yükselirse biri alçalır, tercih yapar hükûmetler." Siz niye ikisini birden patlatıyorsunuz? Yani bu ancak ve ancak böylesi bir Hükûmetin başarabileceği bir iştir. Yaptığı faydalı şeyler yok mu? Var. Nedir onlar? Baş edemiyor ekonominin kötü gidişiyle, ekonomik göstergeleri düzeltemiyor, düzeltebilmek için sürekli rakamlarla oynuyor. Rakamlarla oynuyor, rakamlar biraz fiyakalı hâle geliyor. O kâğıt kalemle fiyakalı hâle getirilen rakamlar nedeniyle de sayın milletvekillerimize övünme, savunma hakkı tanıyor. Nasıl mesela? Şu büyüme rakamı deminden beri söylediğiniz. Bakın, 2016'da büyüme oranlarının hesabıyla ilgili değişiklik yapılmıştır. Bu değişiklik nedeniyle ben, acaba büyüme oranları ne kadar etkilendi diye, ne kadar yükseltildi diye merak ettim, tek tek bütün yılları çıkardım. 2016 yılına kadar hem eski serilerle hem de yeni serilerle yani yeni hesap yöntemine göre veriler daha önce resmî yayınlarda gösterilmiş olduğu için tek tek karşılaştırdım. Gördüğüm tablo şu: Bir: 2016 revizyonu değişikliği 1998 yılına kadar geriye işletilmiştir, daha önceki yıllara sirayet ettirilmemiştir. Bunu bütçe görüşmeleri sırasında ilgili Bakana sorduğumda o da aynı şeyi söylemişti, "1998'e kadar geriye doğru işletilmiştir." demişti. Bunun anlamı şudur: Bu Hükûmet dönemindeki verileri 1998 öncesi yıllar için karşılaştırmak imkânsızdır yani karşılaştırılamaz artık, aynı şey değil çünkü elmayla armudun toplanması gibi bir şey. İkincisi, bir baktım -ufak tefek nüans hataları yapabilirim çünkü notlarım önümde yok- 2016'yla 2013 yılları arasındaki büyüme oranındaki artış yüzde 100 civarında. 2003'le 2008 arasındaki revizyon ise -2016 revizyonunun yansıması ise- toplam ortalama olarak 0,8 gibi. 2003'ten 1999'a kadarki revizyonda artış oranı yok, yüzde 0,5 de azaltılmış. Şimdi, siz 2002'yle 2020'yi nasıl karşılaştıracaksınız? Yani AK PARTİ'nin iktidara geldiği yıldan önceki yıllar için revizyon yükseltmemiş o yılları, düşürmüş. Burada problem var. Sonra, bakıyorum, hiç revizyon falan hiç yoktur farz etsek bile bu yükseltilmiş rakamlara rağmen şu andaki kişi başına millî gelir 2004 yılıyla aynı düzeyde. Bakın, "2004 yılıyla" diyorum. Neden? Çünkü 2020 rakamını dolar enflasyonuyla geriye doğru işlettiğiniz zaman 2004 yılı kişi başına millî geliri ile 2020 yılı kişi başına millî geliri aynı düzeye geliyor. Nereden bakarsanız bakın, ekonomi berbat, büyüme oranlarını yükselttik diye düzelmez ki. İşte, "borçların millî gelire oranı" dediğin zaman zaten yükselttiğiniz bir millî gelir var, onun oranı elbet biraz gerçek olandan düşük görünür ama "faizlerin millî gelire oranı" dediğinizde yine aynı şey. Dolayısıyla rakamları eğerek bükerek, yakışıklı hâle getirmeye çalışarak ekonomi düzelmiş olmaz. Ekonominin düzelmiş olabilmesi için doğrudan doğruya ekonomik performansın iyi olması lazım. Var mı ekonomik performansta iyilik? Yoktur. Neden yoktur? Bakın, 2020 yılı itibarıyla 50 milyar dolar dış ticaret açığı var, 36 milyar dolar cari açık var. Ya, böyle bir şey olur mu? "Bilmem, 2019'da cari fazlamız var." dedi Cemal Bey, doğru söylüyor. Geçmişteki bütün kriz yıllarına bakın, cari fazla vardır zaten.

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - Hayır, ilk defa oldu 2019'da.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yok canım, eski yıllarda da öyle. En azından dış ticaret fazlası var.

ERHAN USTA (Samsun) - 2001'de de cari fazla var.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Tabii, krizin göstergesidir bu. Sizin cari açığı açmak için... Bakın, bir de daha önceki tüm hükûmetlerle sizin dönemin tartışılması da yanlış. Neden yanlış? Daha önceki hiçbir hükûmet bu parti kadar uzun süre iktidarda kalmamıştır, on dokuz yıldır iktidardasınız.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Bu, başarı değil midir Sayın Şener?

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bu, başarı değildir. Başarı nedir biliyor musunuz? Başarı, ülkeyi iyi yönetmektir, uzun süre kalmak demek değildir yoksa diktatörlere bakın, onlar daha uzun süre iktidarda kalıyorlar.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Millet nasıl oy veriyor Sayın Şener? Millet nasıl oy veriyor? Nasıl seçim kazanıyor o zaman?

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bakın, seçim kazanmak başarı değildir. Ben ülke adına başarıya bakarım. Ülke adına başarılı olmak demek, ülkeyi iyi idare etmek demektir, ülkenin performansını artırmak demektir. Ülkenin küresel rekabet avantajlarını iyi değerlendirmiş olmak, dünya sıralamasında iyi bir yere tırmandırmış olmak gerekir.

Ben, bütün verileri koyayım önünüze.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Hangi alandan bakarsanız bakın...

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Uluslararası kıyaslamaların hepsinde Türkiye'nin sırası düşmüştür.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Hangi?

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - Hayır hayır...

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bütün verilerde.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sıra geldiğinde cevap verirsiniz, müdahale etmeyelim lütfen.

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - Satın alma paritesi açısından 2002'de 18'inci durumda olan Türkiye, ekonomik büyüklük açısından...

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Millî gelir açısından...

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - Satın alma paritesi...

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Satın alma gücü paritesi, sizin icat ettiğiniz uydurma bir şey.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Her şeye de bir şey buluyorsunuz Sayın Bakan.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Arkadaşlar, hatibi dinleyelim, az bir süresi kaldı zaten, sıra geldiğinde siz cevap verirsiniz.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sizin kendinizi savunabilmeniz için bu Hükûmetin sizin elinize bazı malzeme vermesi lazım, oradan buradan eğdiği, büktüğü, bilmem "satın alma paritesi", bilmem ne diye değiştirdiği, revize ettiği rakamları veriyor arkadaşlar.

ERHAN USTA (Samsun) - Sayın Başkan, bu gidişle zamanımızı tam kullanacağız, onu söyleyeyim.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Konuşmayalım mı?

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) - Sıranız gelince konuşursunuz.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Sayın Usta, siz de müdahale ediyorsunuz arkadaşlar konuşurken, siz de ediyorsunuz.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Bizi tehdit ediyor bir de.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Değerli arkadaşlar, dinleyelim hatibi lütfen.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) - Söz isteyin, konuşun Yaşar Bey.

CAVİT ARI (Antalya) - Başkanım, sabote ediyorlar, biz de onları sabote edeceğiz.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Nerede sabote ediyoruz?

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) - Söz isteyin, konuşun.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Değerli arkadaşlar, herkes yapıyor bunu, bir partinin yaptığı bir şey değil ama lütfen herkes hatibi dinlesin.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - İnanın böyle. Ben, içinde de beş yıl kaldığım bir Hükûmetten bahsediyorum. Bir anlamda da otokritik...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Değerli arkadaşlar, böyle karşılıklı konuşmayalım.

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - Tamam işte, siz göreve geldiğinizde Türkiye, dünyada 18'inci sırada bir ülkeyken bugün, içinde bulunduğumuz zaman dilimi içinde, 2020'ye rağmen 13'üncü durumdadır.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) - Sayın Başkan, böyle olmaz, söz istesinler.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Cemal Bey, sıra geldiğinde, lütfen...

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - Bitiriyorum Başkanım.

Satın alma gücü paritesi de en objektif kriterdir.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Peki, teşekkür ediyoruz.

Sayın Şener, tamamlarsanız memnum olurum.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - On sekiz sene satın alma gücü paritesini hiç hatırlamadınız, yeni hatırlıyorsunuz. Oradan bir şey mi koydular önünüze?

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Şener, süreniz doldu, toparlarsanız sevinirim.

Buyurun.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ben konuşmadım ki, arkadaşlar konuştu, nasıl benim sürem doluyor?

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Peki, onun için ek süre veriyoruz zaten.

Dinleyelim arkadaşlar, sırası geldiğinde cevaplarımızı verelim lütfen.

Buyurun.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, tabii, bozdunuz beni, ne yapacağıma...

Şimdi, bakın, kısa bir süre önce, kaç hafta oluyor, üç dört hafta oluyor en fazla, bir ekonomik reform paketi açıklandı, bunu Sayın Cumhurbaşkanı açıkladı. Allah aşkına yani ekonomiye ne kadar çarpık bakıldığını görmek istiyorsanız o ekonomik reform paketinin açıklandığı Sayın Cumhurbaşkanının o metnini bir okuyun. Okuduğunuzda, olanları söylemeyeceğim, ben size olmayanları söyleyeyim: Bir, çiftçi yok. Çiftçinin olmadığı ekonomik reform paketi olur mu?

BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) - Çiftçi yoksa nasıl artıyor tarımsal üretim?

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Evet arkadaşlar, lütfen, lütfen...

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bak, Nilgün Hanım, ekonomik reform paketinde olmadığı hâlde siz buraya çiftçiyle ilgili bir madde koymuşsunuz, Cumhurbaşkanının beyanına aykırıdır, dolayısıyla sizin için bu düzenleme biraz tehlikeli olabilir.

ERHAN USTA (Samsun) - Yüzde 2,75 on sekiz yıllık tarım büyümesinin ortalaması.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Çok yalan, yüzde 4 büyüdü.

ERHAN USTA (Samsun) - Tarım Bakanlığının sunumunda var.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Hatibi dinleyelim lütfen.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bak, başka... Ya, emekçi yok, emekçi; işçi yok. Cumhurbaşkanının açıkladığı ekonomik reform paketinde işçi yok, emekçi yok. Buraya Nilgün Hanım yine birkaç madde koymuş işçilerle ilgili. Bak, Cumhurbaşkanının açıkladığı pakete uygun değil, onun istemediği bir şey koymuşsunuz, sizi cezalandırır sonra.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Pandemiyle alakalı ama.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bak, sizin adınıza söylüyorum gönlüm yaralanmasın diye, sizi görmeye alıştı.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Bunu daha önce Cumhurbaşkanımız açıkladı.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Değerli arkadaşlar, karşılıklı konuşma usulümüz yok, lütfen, rica ediyorum.

Buyurun.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bakın, esnafa doğrudan yardımlarla ilgili bir şey de yok o pakette. Ama en önemlisi, o ekonomik reform paketinde enflasyon yok arkadaşlar. "Fiyat istikrarını bir tarafa bıraktık." diyor. Fiyat istikrarını bir tarafa bırakarak -"fiyat istikrarı" dediğiniz enflasyon- ekonomik reform olur mu? Allah aşkına, Meclis demek aynı zamanda Hükûmetin danışma mekanizmaları demektir, denetim mekanizmaları demektir, yasama organı demektir. Kim kuşatmış Sayın Cumhurbaşkanını? O metinleri kim yazıyor? Bunu bir sormanız lazım sizin.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Şener, epey aştınız, toparlarsanız çok sevinirim.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bu bakımdan, bu paket, Sayın Cumhurbaşkanının hem insan haklarıyla ilgili açıkladığı pakete uygun değil, İnsan Hakları Eylem Planı'na uygun değil hem de ekonomik reform paketine uygun değil.

Bunu arz ederek -meramımı da tam anlatamadım ama Cemal Bey yeterince anlamışa benziyor- hepinize saygılar sunuyorum.