KOMİSYON KONUŞMASI

AHMET ÖNAL (Kırıkkale) - Maddeyle MKE'nin personel rejimi kökten dönüştürülmekte, memur ve sözleşmeli personel kadroları ve pozisyonları kaldırılarak şirkette çalışanların 4857 sayılı İş Kanunu'na tabi işçi statüsünde olacağı ve bunların sosyal güvenlik statülerinin de 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı düzenlenmektedir.

Diğer yandan, kurulacak şirkette faaliyet alanıyla ilgili konularda geçici veya sürekli olarak yerli ve yabancı uyruklu personel istihdam edileceği düzenlenmektedir. Ayrıca, şirkette istihdam edilecek personele kamu kurum ve kuruluşlarına personel alınmasına dair mevzuat hükümlerinin uygulanmayacağı da düzenlenmektedir; bizce bu husus sıkıntılıdır. Hâlihazırda 233 sayılı KHK'ye tabi olan MKE Kurumu statü değişikliğine rağmen bir iktisadi devlet teşekkülüdür ve burada istihdam edilecek kişilerin de şirket her ne kadar özel hukuka tabi olsa da şirketin Millî Savunma Bakanlığıyla ilgisi olması nedeniyle bu mevzuata tabi olması gerekmektedir. Diğer yandan şirketin faaliyet alanı doğrudan kamu güvenliğini ilgilendiren savunma sanayisi olması hasebiyle de şirkette çalışacak kişilerin 657 sayılı Kanun'un 48'inci maddesinde tanımlanan şartlar ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği'n 4'üncü maddesinde belirtilen şartları taşımaları bence bir zorunluluktur. Örneğin kanuna ve yönetmeliğe göre affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk; zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak şartı burada çalıştırılacak kişiler de aranmayacak mı? Niteliği itibarıyla ulusal güvenlikle doğrudan ilişkili olan bu şirkette bu yönde bir kısıtlama getirilmemesi sıkıntılı ve sorunlu bir konudur.

Maddeyle ayrıca, şirket nezdinde istihdam edilecek personelin işe alınması, sayısı, ataması, nakli, görevlendirilmesi, eğitimi, niteliği, kadrosu, unvanı, görevde yükselmesi, ücreti ile diğer tüm mali ve sosyal hakları, terfisi, izni, çalışma esasları, vekâlet, ödül, disiplin işlemleri ile sözleşme esasları ve benzeri diğer uygulamaya ilişkin hususların Genel Kurul tarafından çıkarılacak düzenlemelerle belirleneceği ve alınan personele ücret ve diğer tüm mali ve sosyal hakları kapsamında yapılacak ödemelerin aylık ortalamasının Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Genel Kurul tarafından tespit edilecek üst sınırı geçemeyeceği öngörülmektedir. Söz konusu düzenleme de Anayasa'nın 48'inci maddesinde düzenlenen sözleşme hürriyetine ve 53'üncü maddesinde düzenlenen toplu sözleşme hakkına aykırı hükümler taşımaktadır. Öncelikle bir kamu kurumu olmaktan çıkarılan ve özel hukuk hükümlerine tabi hâle getirilen bir şirketin imzalayacağı sözleşmelere kanun yoluyla bir üst sınır getirilmesi ve bu üst sınırın da işveren konumundaki bir organa bırakılması sözleşme hürriyetine bence de aykırılık teşkil etmektedir, aynı zamanda toplu sözleşme imzalayan bu kurumda toplu sözleşme hakkına da müdahale anlamına gelebilecektir. Dolayısıyla, Genel Kurulda alınan karar çerçevesinde ücret ortalamaları ikramiyesiz bir biçimde belirlenirse geçiş hükümlerine tabi olan personel de dâhil olmak üzere hak kaybına uğrama ihtimalleri bence yüksek olacaktır. Genel Kurulda belirlenecek üst sınıra bağlı olarak ortaya çıkacak ücret ve hak kayıpları toplu sözleşmeyle de giderilemeyecek. Tüm bu olumsuzlukların düzenlenmesi ya da düzeltilmesi konusunda herhangi bir çalışmanız var mıdır?