| Komisyon Adı | : | MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU |
| Konu | : | Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ve 96 Milletvekilinin; Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Kanun Teklifi (2/3677) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 28 .06.2021 |
VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Bakanım, teşekkür ederim.
Sayın başkanlar, değerli Genel Müdürümüz, değerli Bakan Yardımcıları tabii çok şey söyleniyor, son dönemde de aslında diğer özelleştirmelere baktığımız zaman bir kamuoyu yapılmaya çalışılıyor, bir PR çalışması yapılıyor aslında. Televizyonlara baktığımız zaman, yazılanlara baktığımız zaman diğer özelleştirmelerde olduğu gibi bir PR çalışması yapılıyor. Ne deniliyor hatırlayalım "MKE'i çalışmıyor. Verimli çalışmıyor." "Eleman alamıyor, uzman eleman gelmiyor." "Yeni ürünler üretemiyoruz." "İstihdam artıramıyoruz." vesaire söyleniyor. Aslında bu söylemleri, söylediğim gibi TEKEL'den hatırlıyoruz, Şeker fabrikalarından hatırlıyoruz, TELEKOM'dan hatırlıyoruz.
Şimdi, biraz önce, ingilizce bilen 2 eleman olduğu söylendi; hakikaten çok ilginç. Yani MKE gibi bir kurumda ingilizce bilen 2 eleman olması ki maaş olarak açıklıyor sanırım Sayın Genel Müdür maaş verilemediği için yeni ve uzman eleman alınamadığını söylüyor. Ben hemen Sayın Genel Müdüre söyleyeyim "Kimseye ulaşamıyoruz." Diyor, yanında hemşehrisi Ramazan Can var, nasıl çifter maaş alındığını, nasıl beşer maaş alındığını ve devletten yandaşlara nasıl para ödendiğini Ramazan Can'a söylerseniz rahatlıkla yardımcı olabilir. Ballı danışmanlar var biliyorsunuz, Bilim, Politika Kurulu üyeleri ne kadar maaş alıyor görüyorsunuz, nasıl imkânlar sağlanıyor görüyorsunuz yani Türkiye maaş konusunda aslında çok sorunu olacak bir ülke değil.
Bunun da, yanlışlığını da aslında yönetimde aramak lazım; biraz önce Sayın Uğur Bayraktan çok güzel örnekler verdi. Biz liyakatin bittiği, liyakatin yerle bir olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Hepiniz görüyorsunuz, bir tarafta çok iyi üniversiteler bitirmiş işsiz insanlar varken bir diğer tarafta devletin kurumlarında, bilim, politika kurullarında "danışmanlık" vasfı altında üçer beşer maaş alan bir anlayışla karşı karşıyayız yani liyakat bitirilmiş; bırakın... Böyle dar çemberinde değilseniz ya da bir tarikatta değilseniz ya da bir cemaatin üyesi değilseniz devletin herhangi bir kurumunda olamıyorsunuz. Bakın, devlet âdeta cemaatler tarafından, tarikatlar tarafından tarumar edilmiş ve paylaşılmış durumda.
Şimdi, FETÖ denilen bir şey var ki -en büyük ortağı hiç kuşkusuz AKP'dir, devleti âdeta teslim etmişlerdir- orada hiç ders alınmadı, bakın, 15 Temmuz gecesinden hiç ders alınmadı hâlâ devletin kurumları maalesef tarikatlar arasında peşkeş çekiliyor.
Silahlı Kuvvetlerde var mı tarikat? Kesinlikle var. Bakın, bir tane meczup üniformasıyla, amiral formasıyla... Sayın Millî Savunma eski Bakanı ve Komisyon Başkanına da buradan söylüyorum; bakın, askeriyede en ufak bir hata yapsanız dışarı atarlar sizi. Ya, bir tane amiral, meczup üzerinde üniformayla bir tarikat evine girip zikir çekiyor, bir şey yapan yok. Niye yapmıyorlar biliyor musunuz? Ağustosa kadar emekli olmasını bekliyorlar. Devlet, âdeta böyle bir durumla karşı karşıya.
Değerli arkadaşlar, özelleştirme farklı mı? Vallahi farklı değil. Ben geçmişte yapılan bütün özelleştirmelerle ilgili söylüyorum; bakın, hep gerekçe neydi? Üretimi artırmak, istihdamı artırmak, yeni teknolojiler transfer etmek. Yapıldı mı? Yapılmadı. Âdeta Türkiye... Bakın, Türkiye'de birkaç örnek vereceğim; bu topraklara ihanet mi dersiniz, hainlik mi dersiniz onun da takdirini size bırakıyorum. TÜRK TELEKOM, SEKA, TEKEL, Tank Palet, PETKİM...
Bakın, değerli arkadaşlar, bir küçük örnek vereceğim. 1981 yılında Balıkesir'e SEKA Fabrikası yapılıyor 198 milyon dolara, daha sonra özelleştirme kapsamına alınıyor, 2003 yılında sizin çok yakinen tanıdığınız bir gruba, Albayraklar Grubuna sadece 1,1 milyon dolara satılıyor. Şimdi, "Ya, böyle bir şey olabilir mi 198 milyon dolara yapılan bir fabrika hangi cesaretle, hangi ahlakla 1,1 milyon dolara satılır?" diye düşünüyorsunuz. Oluyor mu? Oluyor, hem de neye karşı oluyor biliyor musunuz değerli milletvekilleri? Danıştayın 9 kez iptal kararına karşı oluyor. Ve bu adamlar fabrikayı teslim etmiyorlar. Ardından ne oluyor? Bir kararla, bir genelgeyle fabrika Bakanlar Kuruluna bırakılıyor. Bakanlar Kurulu ne yapıyor? Bakanlar Kurulu bu fabrikayı Albayraklar Grubuna veriyor. Şimdi, düşünün bakalım bu olabilir mi? Şimdi, diyoruz ki: "MKE özelleştirilebilir mi?" Evet, özelleştirilebilir... Deşarj edilebilir mi? Şimdi cevabını vereceğiz. Aynı şey Giresun'da yapıldı, Giresun'daki SEKA Fabrikasında arkadaşlar.
Şimdi, bakın, bu özelleştirmelere bakınca; yapan kim? Kimseyi de suçlamak istemiyorum. Ya, insan kendi parasını böyle harcayamaz; ya bu topraklara düşman olman lazım, ya bu fabrikalara ihanet etmen lazım.
Yine, değerli arkadaşlar, bakın, bir Şeker Fabrikaları özelleştirmesi yaşandı. Gittiğimiz her yerde sendikayla, işçilerle, oradaki insanlarla birlikte anlattık. Türkiye'de toplam 25 ile gittik; oraya gittiğimizde... Aynı "PR" çalışması yapılmıştı; efendim, "Şeker fabrikalarında üretim artacak, işçi maaşları artacak, şeker pancarının üretimi artacak." Şimdi, değerli arkadaşlar, örneğin; Niğde'deki Şeker Fabrikasının yerinde ne var biliyor musunuz? Havuzlu villalar var. Havuzlu villalarda üretim bitti. Orada, havuzlu villalar var değerli arkadaşlar.
YAVUZ ERGUN (Niğde) - Ne bitti? Hayır, yalan söylüyor. Ben Niğde Milletvekili olarak söylüyorum Veli Bey; aldığınız bilgi doğru değil.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Neyse, gel beraber gezelim.
YAVUZ ERGUN (Niğde) - Gelin, gezelim.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Beraber gezelim, beraber; kim yalan söylüyor.
YAVUZ ERGUN (Niğde) - Birebir biliyorum.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Bak, bir şey daha söyleyeyim: Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesi de hem çiftçiye ihanettir hem de bu topraklara ihanettir. Ya, fabrikayı verdiklerinize bir baksana, kimi tanıyorsun sen? Çoğu yandaş. Şeker fabrikalarında ihanet var, hainlik var. Bakın, bu şeker fabrikası; yapamazsınız, yapamazsınız. Her yerde...
YAVUZ ERGUN (Niğde) - Gelin, gidelim; birebir biliyorum.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Bakın, başka örnek vereyim ben size.
YASİN UĞUR (Burdur) - Veli Bey, nihayetinde Niğde Milletvekili size cevap veriyor, sizin söylediklerinizi Niğde Milletvekili bilmiyor mu?
VELİ AĞBABA (Malatya) - Ben biliyorum beyefendi. Ben, Niğde Şeker Fabrikasının önünde eylem yaptım, miting yaptım, beyefendi neredeydi?
YASİN UĞUR (Burdur) - Ya, siz zaten ne yapıyorsunuz? Başka bir şey yapmıyorsunuz zaten.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Bakın, gelelim başka yere. Ben sana söyleyeceğim, anlatacağım dur.
YASİN UĞUR (Burdur) - Niğde milletvekili cevap veriyor size.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Anlatacağım size, anlatacağım size.
YAVUZ ERGUN (Niğde) - Arayalım hemen, kendisi söylesin.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Peki, Konya'daki Şeker Fabrikası ne oldu? Komşunun ya; ne oldu, o, ne oldu?
İSMAİL KAYA (Osmaniye) - Niğde'yi söylüyor, Niğde'yi.
Konya milletvekili yok, Niğde milletvekili var.
YASİN UĞUR (Burdur) - Ya, konumuzun onunla...
VELİ AĞBABA (Malatya) - Onu da bir...
Şimdi, başka bir şey...
REFİK ÖZEN (Bursa) - MKE'yle alakalı söyleyeceğin bir şey var mı?
VELİ AĞBABA (Malatya) - Başka bir şey...
Tam da MKE'yle alakalı söylüyorum, tam da MKE'yle ilgili, alakalı söylüyorum; bakın, nasıl bir ihanet olabileceğini anlatmaya çalışıyorum.
YAVUZ ERGUN (Niğde) - Ne oldu? Niye hemen U dönüşü oldu?
VELİ AĞBABA (Malatya) - Değerli arkadaşlar, Tank Palet Fabrikası var. Biliyor musunuz bilmiyorum; ya, insanın aklı almaz, hayali almaz, insanın vicdanı almaz, "Ya, böyle bir şeye cesaret edilebilir mi?" diyorsunuz Tank Palet'le ilgili.
YASİN UĞUR (Burdur) - Tam nokta atışı oldu.
YAVUZ ERGUN (Niğde) - Niğde değil.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Ya, Niğde değil, Konya'dır o zaman. Konya'dır. Hayret bir şey!
İSMAİL KAYA (Osmaniye) - Nasıl olsa Konya vekili yok burada, at gitsin; sesimizi çıkarmasak...
VELİ AĞBABA (Malatya) - Ya ben sana havuzlu villalar nerede, resmini birazdan göstereceğim.
YASİN UĞUR (Burdur) - Olayın ne olduğunu biliyor musun? Bilmiyorsun.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Göstereceğim. Bir müsaade et, göstereceğim. Havuzlu villaları göstereceğim ben sana.
Allah Allah, ben şeker fabrikalarını herkesten iyi biliyorum.
YASİN UĞUR (Burdur) - Ya, bırak Allah aşkına, her şeyi siz biliyorsunuz zaten.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Şimdi, gelelim Tank Palet'e.
Değerli arkadaşlar, Tank Palet'in bu memlekette özelleştirilmesi akla hayale gelmez hele hele kendini "yerli" ve "millî" olarak söyleyenlerin cesaret edeceği bir şey değil. Ya, bir baktık 2018 yılında, dediler ki: "Özelleştirme kararı var." Ardından dediler ki: "Yok efendim, işletme devri." Değerli arkadaşlar, işletme devrinde de bakın, Cumhurbaşkanı diyor ki: "Özelleştirme diye bir şey yok." 481 no.lu Karar özelleştirme kapsamı ve programına alınmasını söylüyor.
Biz doğruları öğrenmeye çalışıyoruz Sayın Bakanım. Başbakandan alamıyoruz, Cumhurbaşkanından alamıyoruz; kimden alıyoruz biliyor musunuz doğruyu? Doğruyu bir kasette, bir bant kaydında AKP MYK üyesi Ethem Sancak anlatıyor. Ethem Sancak diyor ki: "Reis bana buranın yüzde 51'ini verdi. Ben bu parayı götürebilirim diye düşündüm, Katar'dan bir ortak buldum." diyor ve Tank Palet'i Katarlılara teslim ettiler.
Kim diyorsa ki: "Katarlılara teslim edilmedi." Yalan. Bakın, diyoruz ki biz: "Tank Palet vatandır, vatan satılmaz." "Tank Paleti satmak vatana ihanettir." diyoruz; nasıl ki ne bileyim "Hakkâri'nin bir alayında bir tabur asker neyse bizim için Tank Palet odur." dedik, Tank Palet bile satıldı. MKE satılır mı, satılmaz mı? Bal gibi satılır değerli arkadaşlar.
Bakın, bir başka örnek, bu da büyük ihanettir bu TÜRK TELEKOM'un satılması. Bakın, "Katar aşkı" diyorsunuz ya, bizim Katar aşkımız yok, sizin var aşkınız. Sizin Araplara aşkınız var, Hariri ailesiyle dayanılmaz bir ilişkiniz var, dayanılmaz bir aşkınız var.
Bakın değerli arkadaşlar...
YASİN UĞUR (Burdur) - Veli Bey, kime sevdalı olmamızı isterdiniz?
VELİ AĞBABA (Malatya) - Bu vatana, bu topraklara, bu bayrağa sevdalı olmanızı isterdim.
YASİN UĞUR (Burdur) - Biz sevdalıyız, onu tartışamayız; senin sevdiğin kadar biz de seviyoruz bu vatanı kardeşim. Benim vatanım burası. İşin gücün şov!
VELİ AĞBABA (Malatya) - Bakın, size bir şey söyleyeceğim sevdalıysanız; 2 örnek vereceğim. Bakın, millî ve yerli olanlara 2 örnek vereceğim, bir dinle! Bakın, bu topraklarda millî ve yerli olduğunu iddia eden biri, -28 yaşındaki İran'dan birine Türk vatandaşlığı veriyorlar- 28 yaşında biri geliyor.
YASİN UĞUR (Burdur) - Buradan oraya nasıl geçtin?
VELİ AĞBABA (Malatya) - Sonra "Eş Başbakan" olduğu ortaya çıkıyor; bakanların yarısının maaşını onun verdiği ortaya çıkıyor, Rıza Sarraf. Ardından cezaevine giriyor, rüşvetlerin hepsi gerçek. Ne oluyor biliyor musunuz? O şehit kanlarıyla sulanan Türk bayrağı ne için kullanılıyor biliyor musunuz? Türk bayrağı, -o şehit kanlarıyla...- bu memlekette yaşayan herkesin ortak değeri olan Türk bayrağı ne için kullanılıyor biliyor musunuz? O Rıza Sarraf'ın pisliklerini örtmek için kullanılıyor. "A Haber" denilen bir kanalda -göbeğini germiş böyle- diyor ki: "Ben bu ülkenin cari açığının yarısını kapatıyorum." Al sana millî...
Bakın, o ne yaptı biliyor musunuz? O adam, 28 yaşındaki İranlı biri, burada evlendirildi, kaçtı Amerika'ya gitti, Türkiye'yi esir etti. Bakın, kaçak villaları var; bir başkası yapsa anasını ağlatırsınız, malına çökersiniz Rıza Sarraf'ın yalısının kaçak penceresi sökülemedi. Millî ve yerliler, Rıza Sarraf'ın kaçak penceresi sökülemedi hâlâ bugün!
Başka bir örnek, Çiftlik Bank; değerli arkadaşlar, Mehmet Aydın -yerliliğe, millîliğe bak- 1,6 milyar lira çalıyor, "Bizim haberimiz yok." deniliyor. Malatya'da benim köyüm Karaca köyünde 15 yaşında bir çocuk, Tayyip Erdoğan'la ilgili bir şey söylese on dakika sonra gözaltına alınır. Ya, 1,6 milyar lira çalınıyor, haberi yok. Nereye gidiyor? Uruguay'a. Devletin bilgisi olmadan yapılabilir mi? Yapılamaz.
Gelelim örneğime; laf atarsan cevabını alırsın. Bakın, ne yapılabilir? Bu Hariri ailesi... TÜRK TELEKOM, değerli arkadaşlar, bizim tarihimizde görmüş olduğumuz en büyük yolsuzluktur, en büyük ihanettir, hainliktir. Ya, TÜRK TELEKOM arkadaşlar, o TÜRK TELEKOM ki Türkiye'nin en önemli kurumu, bakın, on beş yıl önce 6,5 milyara Lübnanlı Hariri ailesine, Suudi ortaklı Oger'e satılıyor bu TELEKOM değerli arkadaşlar, bakın, anlatayım adım adım: Türk TELEKOM'un yüzde 55'i Suudi bağlantılı Lübnanlı Hariri ailesine satılıyor. Satılırken borcu yok, kasasında tam 2 milyar dolar var değerli arkadaşlar. 2005-2015 arasında 14 milyar dolar kâr etmiş net. 2016'ya dek 12,6 milyar dolar temettü ödendi, Hariri bu temettünün 7 milyar dolarını cebe attı, aynı zamanda Oger, TÜRK TELEKOM'u borçlandırmaya başladı. Satılırken borçsuz, cebinde 2 milyar dolar olan TELEKOM 3,5 milyar dolar borçlandırıldı; bu borçlar da faizle borçlandırıldı, ardından değerli arkadaşlar, özelleştirme parasını ödemedi bu Arap Oger ailesi, Hariri ailesi; sadece 1,4 milyar doları ödedi. Yani 7 milyar dolar temettüyü cebine koydu, 2 milyar dolar da kasadan aldı gitti. Ne oldu biliyor musunuz? Ne oldu? Allah aşkına ne oldu? Bu TÜRK TELEKOM Türk bankalarının kucağına atıldı, 5 milyar dolar borçla kucağına atıldı. Şimdi, siz buna "Evet." diyorsanız "Doğru." diyorsanız benim söyleyecek bir lafım yok.
BAŞKAN İSMET YILMAZ - Veli Bey, toparlayalım.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Olur Sayın Bakanım, toparlayayım hemen.
Benim söyleyecek bir lafım yok; ya böyle bir ilişki olur mu, böyle bir sevda olur mu? Ya, bari kardeşim, ülkene geliyor, bunun hesabını sor ya! Bunun hesabını sor ya! Hariri geliyor kiminle görüşüyor biliyor musunuz? Hariri geliyor hâlâ sarayla, Sayın Cumhurbaşkanıyla görüşebiliyor; 1 kez değil, 2 kez görüşüyor. Bunu söyleyeyim, bozulabilirsiniz, kızabilirsiniz ama söyleyeyim size: Bu TELEKOM'un satılması, stratejik TELEKOM'un satılması bu vatana ihanettir, hainliktir. Bunun hesabının sorulması lazım.
Şimdi, MKE satılır mı satılmaz mı? Değerli arkadaşlar, biraz önce Çetin Arık söyledi, Uğur Bayraktutan söyledi, ya, Türkiye'de yapılmayacak bir şey var mı? Bakınız, bir gece bakıyorsunuz Allah aşkına Tank Palet nasıl satıldı, nasıl özelleştirildi? Tank Palet bir gece yarısı kararnameyle ve bizim görmediğimiz, zorla bulduğumuz bir kararnameyle özelleştirildi değerli arkadaşlar. MKE özelleştirilir mi? Vallahi özelleştirilir. MKE Katarlılara satılır mı? Kimse "Satılamaz." diyemez. Lübnanlı Hariri ailesine verilir mi? Kimse "Verilmez." diyemez. Bu nedenle ben Ramazan Can'a sesleniyorum. Biz epeyden beri Mecliste beraberiz, AKP Grubunda da çalışkan bir adam ama o topraklarda doğduysan Ramazan Can, benim sana tavsiyem, o imzanı geri çekmen. Sayın Bakanım, siz Millî Savunma Bakanıydınız, bizim de saygı duyduğumuz bir hemşehrimizsiniz, lütfen bu MKE'yle ilgili yapılacak değişikliğin buradan geçmemesi lazım. Ben bunu bu topraklara bağlı, bu toprakların toprağına âşık bir milletvekili olarak söylüyorum, bir insan olarak söylüyorum, hakikaten yüreğim yanıyor, geçmiş örneklere baktığımız zaman bir tane doğru örnek gösteremezsiniz. Lütfen bu konuda görüşlerimizi dikkate alın.
Hepinize teşekkür ediyorum.