| Komisyon Adı | : | MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU |
| Konu | : | Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ve 96 Milletvekilinin; Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Kanun Teklifi (2/3677) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 28 .06.2021 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, biz bu filmi daha önce görmüştük, özelleştirmenin âdeta baş ağrısına bile iyi geleceği şeklinde yapılan propaganda ve yapılan uygulamalardan sonra, tüm itirazlara rağmen elde avuçta ne varsa satıldı; olan vatandaşa oldu, olan ülkemize oldu. Kamu eliyle yapılması gereken hizmetlerin özel sektörün insafına terk edilmesi en büyük mağduriyeti vatandaşımızın yaşamasına sebep oldu, diğer yandan, özelleştirmeler millî güvenliğimizi tehdit eden uygulamalara da dönüştü. Tek cümleyle, özelleştirme, cumhuriyet ekonomisinin bağrına saplanan bir hançere dönüştü maalesef.
Değerli milletvekilleri, Makine ve Kimya Endüstrisi lağvedilerek anonim şirkete dönüştürülüyor tıpkı Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları gibi, TEK gibi, ÇİTOSAN gibi, TELEKOM gibi, TEKEL gibi, SEKA gibi onlarca KİT'teki özelleştirme süreci gibi. Bütün bu kurumlar küçük işletmeler olarak önce parçalara ayrıldı, niteliği bozuldu, küçültüldü ve özel sektöre ya da yabancı sermayeye yok pahasına satıldı. Bu işletmeleri alanlar kurumların önemi ve işlevine bakmadan buraları darmadağın etti, personeli işten çıkarttı, kurumu piyasanın gereklerine göre yeniden düzenledi. MKE tarafından, yılların birikimi ve halkın vergileriyle oluşturulmuş teknik bilgi, birikim ve altyapının tamamı, mevcutta örnekleri görüldüğü gibi, ücretsiz bir şekilde veya alım garantisi verilerek veya yap-işlet-devret gibi yöntemler kullanılarak özel sektöre peşkeş çekilecektir.
Değerli milletvekilleri, neden bu yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu sorulduğunda, mevcut durumda kurum faaliyetlerinin icrası için tabi olunan kamu mevzuatı kısıtları ile nitelikli insan kaynağı istihdamında yaşanan zorlukların kurumun ileriye yönelik atılımlarının önünde engel teşkil ettiği iddia edilmektedir oysa asıl engel, kurumların kendi içerisinden liyakat şartlarına uygun tecrübe ve bilgi birikimi dikkate alınmadan yapılan atamalardır. Teklif, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumunun günümüz teknolojisine uygun, rekabetçi bir hâle dönüştürüleceği şeklindeki asılsız bir iddiaya dayanmaktadır. Sormak lazım o zaman: Mevcut durumda kurumun hangi yönetmeliği buna engel olmaktadır? MKE kanun teklifi, iktidarın kamu kaynaklarını yirmi yıldır ne kadar kötü yönettiğinin de bir itirafıdır aslında. Ayrıca, şunu özellikle sormak istiyorum: Bu teklif kabul edilirse Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu Sayıştay denetiminden ve Kamu İhale Kanunu kapsamından çıkartılacak mıdır? Eğer öyleyse yeni bir Tank Palet ve BMC fiyaskosu yaşanacağı da aşikârdır.
Değerli milletvekilleri, özelleştirilen ve özel şirket hâline dönüştürülen bütün kamu kurumlarında çalışanlar mağdur edilerek özlük haklarında kayıplar yaşanmıştır, gönderildikleri kurumda ihtiyaç fazlası personel olarak uzmanlık alanları dışında çalıştırılıp mobbinge maruz bırakılmıştır. Bütün özelleştirmeler memur, işçi ve taşeron çalışanların kazanılmış haklarının ellerinden alınmasına sebep olmuştur.
Sayın Başkan, 1996 yılından bu yana kadar Muğla Yatağan'da Yatağan Yeniköy-Kemerköy Termik Santralleri ve kömür ocaklarının özelleştirilme mücadelesiyle biz büyüdük; ben de, kendim, orada bir maden işçisi ve daha sonra sendika yöneticisi olarak yıllarca hizmet verdim. 2006 yılında, hiç unutmuyorum, elektrik özel sektör sahipleri devletten zam isteyip alamadıklarında 2006'nın 1 Temmuzunda şalter indirmişlerdi ve bütün Trakya ve Ege'yi karanlıkta bırakmışlardı, eylem yapmışlardı. O zaman Enerji Bakanı Sayın Hilmi Güler'di ve Kemerköy'deki kamuya ait termik santraller devreye sokuldu ve basına düşen açıklamasına göre de "İyi ki elimizde kamuya ait bu termik santraller var." demişti. Eğer enerjiyi ve başka bir kurumu tamamen özel sektörün insafına terk ederseniz sizi karanlıkta bırakır ve bir savaş hâlinde veya başka bir durum hâlinde ülkenin hastanesini, postanesini, fabrikalarını işletecek, onu güvence altına alacak kamu denetiminde olan enerji kaynağınızın mutlaka olması gerekir. Buradan yola çıkarak, sonuçta ne oldu? TEK önce ikiye bölündü, anonim şirket oldu, arkasından birkaç parçaya daha bölündü, gerekli yasal düzenlemeler kılındı, tıpkı bugün MKE'de olduğu gibi, 1996'dan geldik 2015'e, termik santraller ve kömür ocakları da yanlarına promosyon olarak verilerek hepsi özelleştirildi; bizim kaygımız budur. Termik santrallerin, kömür ocaklarının ve diğer kurumların başına gelmiş olan burada da MKE'nin başına gelecektir. Kaldı ki Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu millî güvenliğimizi doğrudan ilgilendiren bir kurumdur. Kısacası, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumundaki bu statü değişikliğiyle anonim şirket hâline getirilerek binlerce emekçinin iş güvencesi de aynı zamanda ortadan kaldırılacak, işsiz kalma tehdidiyle karşı karşıya kalacaklar, kamudan çifter maaş alanlara yeni bir arpalık yaratılacaktır. Pekâlâ, işçilere ne oldu Yatağan'da, Milas'ta? İşçi arkadaşlarımız özelleştirmeden sonra 4/C'ye, sonradan 4/B'ye -adına "çakma 4/B" deniliyor- oralara gönderildiler, bütün sendikal örgütlenmeler bazı yerlerde, diğer illerde, Kütahya Seyitömer gibi yerlerde dağıtıldı, işçiler mağdur edildi. 4 trilyon, 5 trilyon, hatta trilyonlarla ölçülmeyecek derecedeki o büyük iş makinelerini kullanan "dragline"ları kullanan, ekskavatörleri kullanan operatörlere, tamircilere, elektrikçilere gittikleri yerlerde uzmanlık alanlarının dışında işler yaptırıldı ve arşivci oldular, o kadar bilgi, birikim, deneyim de heba oldu maalesef.
Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu için yapılması gereken, zamana uygun teknolojinin MKE Kurumuna kazandırılması, liyakat ve eğitimin temel alındığı güvenceli bir personel rejiminin oturtulması ve kurumların arpalığa çevrilmediği bir yönetim anlayışının yaratılmasıdır. MKE, üreten, kâr eden ve kendini sürekli geliştiren elde kalmış son kurumlardan birisidir. Tıpkı AKP'nin on dokuz yıldır sata sata bitiremediği diğer büyük kamu kurumları gibi bizler Makine ve Kimya Endüstrisinin sermaye tarafından talan edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Biz "Özelleştirmenin ilk adımı atılıyor." diye kaygılanıyoruz, kendi halkına karşı yabancı şirketlerin haklarını savunan ve Kanal İstanbul için "Paraları tahkim yoluyla çatır çatır sizden alır." diyen bir anlayış MKE'yi elbette özelleştirir. Emperyalizm, ülkeleri kendisine böyle köleleştiriyor.
Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.