| Komisyon Adı | : | MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU |
| Konu | : | Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ve 96 Milletvekilinin; Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Kanun Teklifi (2/3677) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 28 .06.2021 |
AHMET ÖNAL (Kırıkkale) - Başkanım, çok teşekkür ediyorum.
Biraz önce Sayın Bakanımız bazı sorularımıza cevap verdi, teşekkür ediyorum.
Sayın Bakanım, şöyle: Makine ve Kimyanın öneminden bahsettiniz, hepimiz bahsettik, millî savunma sanayisindeki öneminden bahsettik, yurt güvenliğinden bahsettik, burada Makine ve Kimyanın kritik görevlerinden bahsettik. Ben şunu sormuştum size... Bu denli önemli bir kuruluşun Genel Müdürlük makamının yaklaşık bir yıldır boş bırakıldığını söyledim, siz vekâleten bir arkadaşımızın baktığından bahsettiniz. Böyle stratejik öneme sahip bir kurumda bir arkadaşımızın bir yıl gibi bir süreyle vekâleten göreve bakması ne kadar doğru? Peki, neden bu bir yıllık sürede asaleten herhangi bir atama yapılmadı? Sayın Bakanım, bunu sormak istiyorum.
Bir sorum daha vardı, aslında ona da kısmen yanıt alamadığımı düşünüyorum, o yüzden tekrarlamak istiyorum. Makine ve Kimya Yönetim Kurulunda görev alan arkadaşlarımızın kaçının savunma sanayisi konusunda altyapısının olduğu ya da gerekli eğitimi alıp almadığı ya da yeteri kadar tecrübeye sahip olup olmadığı konusunda bir soru sormuştum. Sayın Bakanım, bununla ilgili de bir cevap alamadım, eğer uygun görür tekrarlarsanız çok memnun olurum.
Bir başka konu: Geçmişten bahsettik, Çelbor'dan bahsettik, ona girmiyorum ama çok eskiye gitmiyorum, 2016 yılına gidiyorum Sayın Bakanım. 2016 yılında Kırıkkale'de bir fabrika müdürü -yine ismi çok önemli değil- MPT-76 ve MP-5'in projelerini bir başkasına satarken üstelik suçüstü yakalandı, tutuklandı, yargılandı ve ceza aldı. Şu anda, bildiğim kadarıyla da bu kişi hâlen hükümlü olarak cezasını çekiyor. Peki, bu arkadaşı atayan kimdi, hangi siyasi iradeydi? Bununla ilgili herhangi bir çalışma yaptı mı bu kurum? Bu kişinin... Makine ve Kimyanın kendi birikimiyle, emeğiyle, personeliyle ve kamu kaynaklarını kullanarak oluşturduğu MPT-76 ve MP-5'in -gözbebeğimiz- projeleri birilerine sızdırılırken acaba onları atayan siyasi irade neredeydi? Onların sorumluluğu ne olacak? Onlarla ilgili herhangi bir tasarrufta bulunuldu mu bunu çok merak ediyoruz.
Bir de yine merak ettiğim birkaç şey var, Sayın Genel Müdürümüz de eğer uygun görürse buna cevap verebilir. Kurumda bazı atama ve terfiler yapılıyor. E, tabii, Makine ve Kimya Kurumu kendi iç örf ve âdeti olan, gelenekleri olan bir kurum olduğundan daha önce, başta bahsetmiştik. Bir elemanın yetişmesi yıllarca sürecek tecrübeyle hasıl oluyor. Tezgâh başında usta-çırak ilişkilerinden bahsettik, işbaşı eğitimlerinden bahsettik. Hatta Makine ve Kimya Kurumu mühendis yetiştiren bir kurumdur, bunu dahi söyledik. Bu denli liyakatin gerektiği bir kurumda acaba bir arkadaşımız atanırken, örneğin kurumda sadece mühendis olan bir arkadaşın gerekli tecrübe ve birikime ulaşmadan daire başkanı olarak atandığı iddiaları doğru mudur? Yine, kurumumuzda, Makine ve Kimyada, son birkaç ayda, kurumda şefken daire başkanı yapılan bir arkadaşımız var mıdır Sayın Bakanım? Umarım "Yok." dersiniz, "Yok." demenizi bekliyorum. Neden? Makine ve Kimyada -geçmişten aldığı birikimle, tecrübesiyle- bir mühendis işe giriyor, bir süre yetiştikten sonra ve yeterli bulunursa sınava girmek şartıyla önce başmühendis ve müdür yapılıyor, müdürler arasından yine yetişmelerine ve uzmanlıklarına bakılarak fabrika müdür yardımcısı olarak atananlar oluyor. Buradan devamla fabrika müdürü, devamla daire başkanı veya genel müdür yardımcılığına kadar atanmayı gerektiren bir süreç daha önce Makine ve Kimyanın fabrikalarından işliyordu ama bahsettiğim gibi; mesela, bir arkadaşımız şefken nasıl daire başkanı oluyor, bu bahsettiğim süreyi çok mu hızlı tamamlıyor bu arkadaş? Onu çok merak ediyorum.
Yine, biraz önce söylediğim; bir mühendisin gerekli tecrübe ve birikime ne kadar sahip olup olmadığı konusunda, bizce yeterli araştırma yapılmadan daire başkanı olması da Kurum içinde bu teamüllerin çok fazla uygulanmadığı anlamına geliyor. Bu konuda da Sayın Bakanım ya da Sayın Genel Müdürüm; sorularıma cevap vermenizi istiyorum.
Başka bir şey -bir hukukçu olarak da bunu sormak istiyorum- değerli arkadaşlar, bir kanun teklifi hazırlandı, bu kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisine sunuldu. Tabii, biz, kanun teklifi sunulduktan sonra bunun içeriğini araştırıp öğrenme fırsatı bulduk ama bu kanun teklifi hazırlanırken mesela, Kırıkkale'de ya da -hiç fark etmez- Ankara'da ya da Çankırı'da ya da Türkiye'nin tamamında kimlerle görüştünüz, kimlerden yeteri kadar bilgi aldınız, kimlere ulaştınız ya da kimleri dinlediniz? Bu kanun teklifi hazırlanırken -diyelim ki- büyük bir toplantı yapıp konunun tüm paydaşlarına mikrofon verdiniz mi, onların görüşünü aldınız mı? Ben, kendi bölgem için söylüyorum -tabii ki hem Türkiye'yi temsilen ve Kırıkkale'yi temsilen- benim bildiğim kadarıyla, Kırıkkale'de bu anlamda görüşü alınan ne bir kişi ne bir kurum var; Ticaret Odasından meslek örgütlere kadar, STK'lere kadar, hatta sendikalara kadar. Sayın Bakanım, kimlerin görüşünü aldınız? Gerçekten almışsanız, açıklarsanız ben de bu anlamda sizin görüşünüzü de almış olurum ama bizim gördüğümüz kadarıyla, -sendikalar dâhil- sendikalara bile bu konunun çok fazla sorulmadığını gördüğümü ve takip ettiğimi söylemek istiyorum.
Yine, ben, Millî Savunma Komisyonu üyesiyim ve Makine ve Kimyanın fabrikalarının doğduğu, yaşadığı şehrin milletvekiliyim. Nezaketen bile olsa Sayın Bakanım, bizim görüşümüzü sormanız, almanız gerekmez miydi ya da bizlerin görüşü ya da düşüncesi gerçekten sizler için bir önem ifade etmiyor mu Sayın Bakanım? Bizi de çağırsaydınız, bizim de fikrimizi sorsaydınız.
BAŞKAN İSMET YILMAZ - Tabii, teklif Ramazan Bey'in. Ramazan Bey'in muhtemelen...
AHMET ÖNAL (Kırıkkale) - Oraya da geleceğim Sayın Bakanım, oraya da geleceğim.
Bizim fikrimiz alınsaydı sanıyorum, biz de fikrimizi açıkça söylerdik, nasıl olması gerektiğini anlatırdık, sizden de bu konuda bir çalışma yapmanızı beklerdik.
Kıymetli Başkanım ve arkadaşlarım; diğer bir konu; tabii ki Sayın Ramazan Bey, Kurumda çalışan bir insan -yine oralara girmeyeceğim- Kurumda kazandığı ekmeğiyle okuyan bir insan, bugünlere gelen bir insan, milletvekili olan bir insan, tıpkı bizler gibi. O da Kurumu bilen, Kurumun içinden yetişen bir insan ama inanın, Kırıkkale kamuoyunun merak ettiği bir şey var; Kırıkkale kamuoyu, burada anlatılanları yani bu kanun teklifini -her ne kadar aksi söylense de- bir özelleştirmenin ön hamlesi olarak görüyor. Bakın, özelleştirmenin bir ön hamlesi olarak görüyor. Siz, bunun böyle olmadığını söylüyorsunuz, işte, bunun arkasında duracağınızı söylüyorsunuz, başka bir işlem yaptırmayacağınızı söylüyorsunuz ama şehirde böyle bir algı var. Şehirde böyle bir algının olduğunu nereden biliyoruz? Hem şehirde yaşadığımız için biliyoruz hem de bize gelen, bize ulaşan çok kıymetli personelin düşüncelerini alarak biliyoruz ve geçen hafta on binlerce Kırıkkalelinin sokağa çıkmasından biliyoruz. On binlerce Kırıkkaleli "Bir kanun teklifi var, şehrin ve benim geleceğimi ilgilendiriyor, personelin geleceğini ilgilendiriyor; bu konuda bilgi kirliliği var, ben bilgiye ulaşamıyorum." diyor. Bilgiye ulaşamayan yurttaşlar, kendilerinin bilgilendirilmesini istiyor. E, şimdi, öyle olunca arada bir güven problemi de oluşuyor. Arada bir güven problemi var. İnsanlar, kendi geleceklerini, şehirlerinin ve ülkelerinin geleceğini ilgilendiren bir konuda değişiklik yapıldığında bile bilgi alamadıklarını söylüyorlarsa, Sayın Bakanım, Sayın Başkanım; burada bir sıkıntı var gibi geliyor. Hele böyle bir teklifin ya da bu tip soru işaretlerinin çok fazla olduğu bir kanun teklifinin Kurumda yetişen birisi tarafından Parlamentoya sunulmuş olmasının da şehirde yarattığı ciddi bir tedirginlik ve rahatsızlık var. Sayın vekilimiz, benim düşüncelerime katılmadığını defaatle söyledi ama Sayın Vekilim, ben, sizin bu dediklerinizin Kırıkkale'de gerçek anlamda çok fazla karşılık bulduğuna da inanmıyorum.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sizin görüşünüz.
AHMET ÖNAL (Kırıkkale) - Kırıkkale seçmeni, sizin dediklerinize ikna olmuyor. O anlamda, biz de Kırıkkale'ye, hem çalışan çok kıymetli sözleşmeli personelinden memuruna kadar, işçisine kadar, taşeron işçisine kadar bu kanun teklifinin yanlış olduğunu anlatmaya çalışıyoruz.
Sayın Başkanım, başka bir şey; işte, bu kanun teklifi yasalaşırsa Makine Kimya Endüstrisi Kurumu, sermayesi Hazineye ait olan, temsil yetkisi Millî Savunma Bakanlığımıza bağlı, özel hukuk hükümlerinin geçerli olduğu bir anonim şirkete dönüşecek. Yani kamu hukukundan belli anlamda arınacak, Türk Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu hükümlerine göre yönetilecek bir anonim şirket kuruyoruz. Şimdi, ben Makine Kimya Kurumumuz -göz bebeğimiz- kamudayken, Kamu İhale Kanunu'na tabiyken Devlet Memurları Kanunu'na tabiyken, Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetimi altındayken yaşanan birtakım sıkıntıları anlattım. Çok geçmişe gitmiyorum, hani "ÇELBOR'a çok eski." diyorsunuz ya 2016'dan bahsediyorum, 2016 yılında atanan bir bürokratın -ki biliyorsunuz, Türkiye'de bürokrat atamalarının tamamına yakını siyasi güç ve siyasi nüfusla oluyor- 2016 yılında yaşanan bir olayı anlatıyorum, üstelik kamu hukukunun etkili olduğu bir dönemde yaşandı bunlar. Ee, şimdi biz ne yapıyoruz? Makine Kimya Kurumunu Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi bir AŞ hâline getiriyoruz, genel kurul yetkili diyoruz, genel kurulun yetkisini genel anlamda kullanması için yönetim kuruluna devredebileceğini söylüyoruz. Sayın Genel Müdürüm ya da Sayın Bakanım yarın -adı kim olursa olsun hiç önemi yok, hangi siyasi parti olursa olsun- bugünün muktedirlerinden herhangi biri, kuruma telefon açtığında -artık özel hukuk hükümlerine göre yönetiliyor- gariban vatandaşın bir KPSS puanı ve tercih hakkı vardı, AŞ olunca gariban vatandaşın KPSS hakkı da elinden alındı, Anadolu'nun garip çocukları gece gündüz KPSS sınavına hazırlanıp 85-90 puan alıp özellikle Kırıkkale'nin çocukları, Makine Kimyaya atanmanın hayaliyle büyüyen çocuklar. Benim de geçmişinde bu hayallerim vardı. Ee, şimdi öyle olunca, KPSS puanı da ortadan kaldırılınca, Devlet Memurları Kanunu ya da Kamu İhale Kanunu, kamu hukuku kanunları uygulanmadığından, size bir bugünün siyasi muktedirleri telefon açsa dese ki: Ben filancanın kurumda işe başlatılmasını istiyorum. Buna direnme şansınız var mı Sayın Genel Müdürüm, buna direnebilir misiniz? Gerçekten merak ediyorum, buna direnme şansınız var mı? Siz orada bir siyasi güç ve nüfuzla otuyorsunuz. Bugün ülkeyi yönetenler sizi uygun gördü ve siz oradasınız ve hani şeye girmiyorum Sayın Genel Müdürüm, yani, başarılar falan hepsini konuştuk, son yıllarda ben Makine ve Kimyanın kârlılığını da biliyorum. Bunları da bir not olarak düşüyorum. Size telefon açtıklarında, sizin direnme şansınız olacak mı Sayın Genel Müdürüm? "Hayır, ben x partisinden gelen talebi kabul etmiyorum, Makine Kimya Kurumunda liyakat esastır, Makine ve Kimya Kurumunda hak etmeyen hiç kimse işe giremez." diyebilecek misiniz Sayın Genel Müdürüm?
Bir başka konu, bugün, İŞKUR alımlarında bile maalesef, basına nelerin yansıdığını hepimiz biliyoruz. İnsanların altı ay, dokuz ay asgari ücretle iş bulamak için bile birçok siyasetçiye gidip onlardan referans bulmaya çalıştığını hepimiz biliyoruz. Peki, yarın ekonominin bu kadar olumsuz olduğu, hayatın, geçimin bu kadar zor olduğu bir ortamda, x partisinde, x partisinin yetkilileri, yönetim kurulu üyeleri ya da il başkanları ya da milletvekilleri bir Makine ve Kimyada işe gireceklerin listesini yazsalar, gönderseler ne kadar direnebilirsiniz, direnme şansınız var mı Sayın Genel Müdürüm? Kamu hukuku hükümlerine göre yönetilirken -Sayıştay denetiminin kalacağı söyleniyor, umarım öyle olur- Meclisin yetkisi bu kadar baltalanmışken, bu tip problemlerin yaşandığı bir ortamda özel hukuk hükümlerine tabi bir AŞ olan kurumu nasıl kontrol edebileceksiniz, nasıl yöneteceksiniz, yarınlara nasıl daha güçlü bir şekilde ulaşmasını sağlayacaksınız? Merak ettiğim için soruyorum.
Sayın Genel Müdürüm ve Sayın Bakanım, umarım bu sorulara yeterli yanıtı alırız. Yine, personelle ilgili olan kısımda hem sözleşmeli personel hem memur kardeşlerimiz hem işçi kardeşlerimiz hem de taşeronda çalışan kardeşlerimizle ilgili gerekli çekincelerimi de yeri geldiğinde söyleyeceğim Bakanım.
Çok teşekkür ediyorum.