KOMİSYON KONUŞMASI

MURAT BAKAN (İzmir) - Değerli arkadaşlar, işin en zor kısmı size düştü. Bir de çalıştığınız Bakanlık da bizim Komisyona gelen tüm bakanlıklar içinde aslında konuya en uzak bakanlık. Yani Bakan Yardımcısının yaptığı sunumdan da gördük. 22 yeni kömürlü termik santral planlanıyor. Mevcut termik santrallerin sadece Alpu 7 defa ihale edilmiş, alıcı çıkmamış, Alpu Termik Santraline. Geldiğimiz noktada güneş enerjisi ve rüzgâr enerjisi de daha ekonomik yenilenebilir enerji, kömürlü termik santrallerden. Ve daha da acısı bizim yerli kömürümüzle değil, ithal kömürle çalışıyor termik santrallerin bir kısmı, neredeyse yarıya yakını. Yani biz pahalı... Ve bize karbonunu da adamın ülkesinde çıkıyor, kömürünü bize satıyor, karbonunu bizim ülkemizde tüketiyor, doğaya, havaya salıyor. Dolayısıyla ithal kömürlü termik santralin derhâl, yerli santrallerin de bir vadede mevcutların kapatılıyor, yenilerin açılmıyor olması lazım. Eğer biz bunu yapmazsak yarın Türkiye çok büyük ekonomik yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir.

Şu an kömür madenciliğinin en güçlü olduğu Avrupa Birliği ülkesi Polonya, ondan çok daha kötü durumdayız yani Polonya'dan kriter anlamında, termik santraller noktasında daha kötü durumdayız. Dolasıyla siz burada önermiyor olabilirsiniz ama ben o şerhi yazacağım, önermezseniz.

Kömürden Türkiye'nin çıkışı planlanmalı. Bunu Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı burada söyledi yani "Bir vadede bizim bunu planlıyor olmamız lazım." diyor, ben öyle hatırlıyorum. Enerji Bakan Yardımcısı başka bir şey söyledi ama ben bu Komisyonun üyesi olarak şunu söylüyorum: Elbette bugün değil, ama bunun planlı bir şekilde oradaki, çıkartılan kömür madenlerinin olduğu bölgedeki yurttaşlarımızın da oradaki ekonomiyi de sarsmayacak şekilde fizibilite altyapı çalışmaları hazırlanarak Türkiye'nin kömürlü termik santrallerden çıkışının planlanması ve buraya yazılması lazım, çok önemli.

Madencilikle ilgili konu... Madencilikte de milyonlarca yıldır bu madenler, belki beş milyon yıldır yerin altında, bunlar bizim rezervimiz. Biz doğaya zarar vermeden bu madenleri çıkartıyorsak çıkartmalıyız, çıkartmıyorsak bizden sonraki nesiller için de bir hazine. Yani dünyada maden satımından zengin olan bir ülke yok. Dünyanın en zengin maden kaynakları Afrika'da, en yoksul onlar. Niye? Oradaki madeni çıkartıyor, işliyor, sana satıyor. Sen şu telefona veriyorsun bin dolar ama bunun demir olarak, maden olarak sana getirdiği şey 10 dolar. Dolayısıyla bizim teknoloji üretebiliyor olmamız lazım, madenlerle ilgili de bu hassasiyetimizin rapora girmesi lazım. Madencilik faaliyetleri asla doğaya zarar vermemeli.

Jeotermalle ilgili Sayın Bakanla aynı düşünüyoruz. Yani jeotermal... Zaten az önce de ben düşüncemi söyledim, o da düşüncesini söyledi. Reenjeksiyon konusu çok önemli. Bu konuda ya siz Enerji Bakanlığı olarak veriyorsanız, burada, sizde bir yetki varsa, onunla ilgili sorumluluğu üstünüze alıp gereğini yapmanız lazım. İnsanlar "JES istemiyorum." diye... Bir de bir süre sonra vatandaş JES'leri doğa karşıtı görmeye başladığı zaman doğru yapılan iş de yapılamaz hâle gelir eğer o tedbirler alınmazsa. Bunu da çok önemli buluyorum.

Onun dışında size de emekleriniz için teşekkür ederiz. Demin söylediğimi size de söyleyeyim. Siz burada bizim adımıza yazıyorsunuz raporu, Enerji Bakanlığı adına yazmıyorsunuz. Türkiye'nin iklim bakımından enerji politikaları konusunda da bir değişme ihtiyacı olmasa bu Komisyon kurulmazdı. Dolayısıyla bizim bakış açımızı rapora yansıtmak zorundasınız; Enerji Bakan Yardımcısının söylediklerine göre değil, Komisyon üyelerinin ortak yaklaşımına göre. Elbette mutlaka benim dediğim gibi olacak diye bir şey yok ama Milliyetçi Hareket Partisi'nden arkadaşımın, İYİ Parti'den arkadaşımın, burada bulunan AK PARTİ'li arkadaşlarımın, hepimizin ortak bakış açısını yansıtabiliyor olması lazım. O yüzden zülfüyâre dokunmak zorundayız. Ha, siz dokunmazsanız, biz şerhimizle dokunuruz. Bunu da belirteyim.

Tekrar teşekkür ederim.