| Komisyon Adı | : | İNSAN HAKLARINI İNCELEME KOMİSYONU |
| Konu | : | Hükümlü ve Tutuklu Hakları Alt Komisyonunun Van Ceza İnfaz Kurumları İnceleme Raporu ile Aliağa ve Menemen Ceza İnfaz Kurumları İnceleme Raporu'na ilişkin görüşmeler |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 14 .07.2021 |
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
OYA ERONAT (Diyarbakır) - Sen bizi kapattın Başkanım!
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Ben size takdim edeyim problem değil.
OYA ERONAT (Diyarbakır) - Yok, sizin için söylemiyorum, son söz deyince hani bizi kapattın.
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Şaka yaptım, efendim, anladım, anladım.
BAŞKAN HAKAN ÇAVUŞOĞLU - Ama istenen sözler belli, burada son söz gözüküyor.
Enis Bey, buyurun.
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Estağfurullah, efendim.
Bu Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonu raporlarını ben de açıkçası çok büyük bir şaşkınlıkla okudum, çok emek sarf edilmiş buna ama rapordan çok şunu ifade edeyim: Böyle bir Komisyonun bizatihi infaz kurumunu ziyareti başlı başına bir olaydır yani bunu bilmekte yarar var. Yani halkın vekillerinin hükümlü veya hükümözlüleri ziyareti ve onları dinlemesi başka bir algıdır, başka bir moraldir içerideki adam için onu... Yani hayırlı bir iş yapıyorsunuz.
BAŞKAN HAKAN ÇAVUŞOĞLU - Yapıyoruz.
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - İnşallah, artık ben de başlayacağım, onu kastetim.
BAŞKAN HAKAN ÇAVUŞOĞLU - İnşallah.
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - İkinci olarak; çok kısa gitmek istiyorum efendim, bu raporları okudum. Meselenin özüne dair bir itirazım var, o da şu: Hükümlü ve hükümözlü sayısının çok yüksek olmasının getirdiği pratik sorunlar var burada, yani bakın, neden bahsediyoruz? Sudan bahsediyoruz, bildiğim kadarıyla çoğu infaz kurumunda su sayaca bağlıdır doğru mu Sayın Genel Müdür Yardımcım? Kişi başına hesaplanır yani o sayaç.
CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜR YARDIMCISI MEHMET YILMAZ - Doğru.
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Şimdi, eğer 20 kişilik bir koğuş yaptıysanız burada da 60 kişi yatıyorsa o sayacın aslında fiilî hiçbir durumu yoktur, yani kimin kullandığı belli değildir, nasıl kullanıldığı belli değildir, bahçe sulamada da kullanır, kibarca sırf protesto amacıyla diyeyim, akar bırakır sabaha kadar tuvalette suyu vesaire vesaire yani sayı bir kere önemli. Yani, ya yeni bir yer yapacaksınız ya bu kadar adam almayacaksınız içeri; birincisi bu.
Kitap meselesi, kitap içeride yer tutan bir şeydir, sadece okunan değil, bazı yerlerde 2 tane kitabı, bazı yerlerde 12 kitabı vermelerinin sebebi koğuş sayısına bağlıdır. Bir örnek vereyim: İçeri sokabileceğiniz tişört, ayakkabı, külot sayısı da sınırlıdır, o da yer tutmaması açısından çünkü bu yer tutma meselesi sonunda kanlı kavgaya yol açar, ihtilafa yol açar, tartışmaya yol açar. Yani bakın, hükümlü, hükümözlü sayısından nerelere geldik?
Aynı şey spor meselesinde çıkar karşınıza. Bir hapishanenin spor imkânları belli yani açık -ki o tercih edilir tabii- havada spor yapmak için haftada bir mesela bir koğuşun izni vardır. E, şimdi eğer sayı 2'ye katlandıysa, 3'e katlandıysa ki özellikle 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra cezaevlerindeki sayı birdenbire çok arttığı için mesela, iki haftada bire indi 2017'de bu süre, üç haftada bire indi 2018'de çıkış süresi yani bu sayıya dikkat etmemiz gerekiyor, onu kastediyorum. Bu bizim yapabileceğimiz bir şey değil, biliyorum.
BAŞKAN HAKAN ÇAVUŞOĞLU - Doğru.
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Bu konuyla ilgili ikinci mesele; cezaevleri yönetimi, Sayın Ceza Tevkifevleri Genel Müdürü Yardımcısı orada oturuyor ama sadece onlara ait değil bu mesele, mesela, aramadan şikâyet ediliyor, jandarma araması diye bir şey vardır, doğru mu? Jandarma, infaz memurlarına haber vermeden hatta hapishane müdürlerine haber vermeden birdenbire girer ve arama yapar. Şimdi infaz memurları başkanlığındaki arama bir gün önce olduysa jandarma da bunu bilmiyorsa ertesi gün arama yapıyorsa burada bir koordinasyon eksikliği var gibi geliyor bana. Kim kimi denetliyor? Bunu da bir oturup tartışmakta fayda var.
Yine, buna bağlı olarak kelepçe meselesi. Şimdi, bakın, efendim çoğu cezaevi artık kibarca infaz kurumu diyeyim, kampüs yani çoğunun hastanesi aslında koğuşlara en fazla 200 metre fakat Jandarma Yönetmeliğinde kelepçe yönetmenliğine mugayir, aykırı bir işlem var yani 50 metre gideceksen kelepçe takıyorlar adama, onu götürdüğünde de doktorun yanında da çıkarmıyor. Bu aslında bir yönetmelikle, cezaevleri yönetmeliğiyle düzenlenebilecek bir şey, o kadar problemli bir şey değil zaten çünkü kelepçe yönetmeliğine göre kelepçe özetle, bir; kişinin kendisine, iki; karşısındakine zarar vermesi durumunda, üç; kaçma şüphesi olması durumunda takılır. Başka bir durumda cezaevinin ortasında adama kelepçe takmanın ne âlemi var, yani infaz memurunda akıl yok mu? O koğuştan çıkarıp ana kapıya getirene kadar kelepçesiz getiriyor, ana kapıdan hastaneye gidilecek 50 metre için kelepçe takılıyor ve bu doktorun önünde de tekrar ediliyor, bunun bir mantığı yok ama demin söylediğim olaya geliyor. Bakın, sağlık konusu da aynı öyle. Bugün biliyorsunuz çoğu adli cezaevinde sağlık hizmetlerinden aile hekimliği sorumlu. E, oraya doğru düzgün atama yapılmıyorsa, boş kalıyorsa, ne bileyim ihtisasa çalışıyorsa doktor hanım ya da doktor bey üç ay hapishanede doktor olmadığı da oluyor. E, ne oluyor? Eğer kampüsse o yerleşkedeki başka bir infaz kurumunun doktoru 2 yere bakmaya çalışıyor.
Bakın, çok güzel bir şey yaşamışsınız siz İzmir Cezaevi'nde yani bir oyun sergilenmiş; doğru mu? Bu oradaki eğitim temsilcisinin yani Millî Eğitim temsilcisinin başarısı, bazı yerlerde o da yok. İntihardan bahsediyorsun, ortalama cezaevlerinde intihar ben size söyleyeyim iki haftada, üç haftada bir olur, net söyleyeyim bunu size; herhangi bir şeyle istatistiki olarak da bunu teyit ederler herhalde. Bunun da sorumlusu demeyeyim de oraya atadığınız psikiyatr, daha doğrusu psikolog 2.800 kişiyle nasıl başa çıksın? Bir kişi 2.800 mevcut. Yani, burada bir.az daha genel düşünmemiz gerektiğini düşünüyorum; özellikle bu Alt Komisyonun Sayın Başkanım, iyi niyetinden hiç tereddüt etmediğim için bunu rahatlıkla söylüyorum.
Son olarak infaz memurları meselesi. Ya, adam orada gerekirse adam ayırmak için kavgaya göğüs göğüse giriyor; ya, bu adamı güvenlik sınıfına almamanın bir âlemi var mı? Bu adam idareci falan değil, Maliye Bakanlığına belki 5 defa, 10 defa girişimde bulunuldu -benim bildiğim kadarıyla- yine bu Mecliste geçmiş dönemde yani 25-26'ncı dönemlerde. Artık buna bir çare bulmamız lazım yani bu adamların yaptığı işin, infaz memurlarının idari, mali işler kapsamıyla, sınıfıyla hiç bir alakası yoktur.
Son olarak çıplak aramaya değinmek istemem ama bakın, o noktaya gelene kadar kayıt vardır. Cezaevinde koğuşun içinde izlenirsiniz, BBG evi gibi yani hatta biraz arkanı dönüp falan oturursan uyarırlar yani, yüzünü görelim yanlış anlama yani öldün mü kaldın mı diye çünkü o tip şeyler de oluyor bazen. Adam oturuyor orada ölüyor, ertesi sabah haberin oluyor kapı açıldığında falan. Dolayısıyla, o noktaya nasıl gelindiğini anlatırsanız mahkûma yani o noktaya kadar zaten her şey belli, ayakkabının topuğuna bakılır, kemer yasaktır, saat yasaktır, kalem yasaktır, yasakoğlu yasaktır; şimdi, oraya gelene kadar zaten bir aramadan geçiyor bu şahıs, ilave niye şüpheyle bunun yapıldığını mahkûma yani hükümlüye, hükümözlüye... O tespit yapıldıktan sonra bu böyle bir siyasi tartışmaya...
EROL KAVUNCU (Çorum) - Eğitim şart yani.
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Hocam, öyle demeyeyim de anladım sizi; ya o kamera zaten o ana kadar her şeyi kaydediyor, ondan sonra bu işi keyfî mi, zaruri mi inanın siz ben bile anlarız.
OYA ERONAT (Diyarbakır) - Ama girişte kastediyoruz çıplak arama dediğimiz zaman.
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Efendim, oraya geldiğinizde zaten.
OYA ERONAT (Diyarbakır) - Yani koğuşun içindekini söylemiyoruz.
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Hayır, hayır, şöyle: Ben anlıyorum efendim sizi. Bakın ben size şöyle arz edeyim Oya Hanım, avukata gidiş gelişte 4 defa aranırsın, avukata gidiş gelişte. Ayakkabı çıkar, yeri gelirse her şey iner yani bu adamların yaptığı pratik bir iş. Şimdi bu da kayıt altında yanlış anlamayın yani bu adam keyfî yapıyorsa o kamera onu görüyor. Yani bunlar varken, bu kadar tespit varken elinde boşuna tartışmamak lazım yani çıplak aramanın niye zaruri olduğunu, niye böyle bir şeye ihtiyaç duyulduğunu bence ceza infaz kurumu müdürlükleri ya da Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğü çok rahat anlatabilir.
BAŞKAN HAKAN ÇAVUŞOĞLU - Evet.
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Ve bizim üzerimizdeki siyasi, ne diyeyim?
EROL KAVUNCU (Çorum) - Baskı.
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Baskı demiyorum da...
İBRAHİM YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar) - Talebi.
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Talebi ortadan kaldırır.
Çok teşekkür ederim.