KOMİSYON KONUŞMASI

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Bir düzeltmeyle ilgili söz aldım aslında. Bir de Sayın Şeker herhâlde yanlış anladı benim sadece normal milletvekili olmadığım konusunda. Ben milletvekili seçildiğimde ziraat yüksek mühendisiydim, daha sonra, süreç içerisinde doktora unvanını aldım yani bilimsel ve araştırmacı kimliğimin olduğunu ifade etmek, bilime ve araştırmaya ne kadar önem verdiğimi anlatmak anlamında kullandım. Kesinlikle milletvekilleri arasında tasnif yapma gibi bir lüksümüz yok veya söylemimiz yok, böyle anlaşıldıysa yanlış anlaşılma. Sadece, girerken ziraat yüksek mühendisi olarak girdiğimi ve daha sonra da doktora tezimi sunarak doktor unvanımı aldığımı ifade etme anlamında kullandım.

Bir diğer konu da, şimdi, herhâlde Kocaeli'yle ilgili anlaşamıyoruz bazı şeylerde veya Çevre Bakanlığıyla ilgili, yetkileriyle ilgili anlaşamıyoruz. Çevre Kanunu'nun 29'uncu maddesi der ki...

MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) - Kocaeli baya meşhur oldu.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Kanun teklifini de biz çıkardık, anlaşamıyoruz bir türlü ama aslında derdimiz ülke, insanlık, çevre.

BAŞKAN MUSTAFA DEMİR - Kocaeli Belediye Başkanlarını çağıracağız, orada kozlarınızı paylaşırsınız.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - İşte ama Sayın Vekilim Tekirdağ'la ilgili bir şeyler söyledi. Çevre Kanunu'nun 29'uncu maddesi der ki: "Bütün yetki Çevre Bakanlığında." Geçtiğimiz günlerde... Malum, devam eden orman yangınları var. Sayın Tarım ve Orman Bakanı...

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Hangi yetki?

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Vekilim, bir saniye, bitireyim izniniz olursa.

Tarım ve Orman Bakanı ormanla ilgili olan mücadelede belediyeleri suçladı yani şimdi aynı durumda; Tekirdağ'daki atık su yapılmaması veya şeylerin yapılmasıyla ilgili veya Ergene'nin kirlenmesiyle ilgili süreçte belediyeler ifade ediliyor. Şimdi, buradaki arıtma tesislerinin yapıldığını ve yapıldıktan sonra da bedellerinin belediyelere rücu edildiğini hepimiz biliriz. Nasıl barajlar yapılıp daha sonra belediyelerden sulama barajlarını tahsis ediyorsa burada da aynı şekilde. Burada kimse suçlu değil, kimseyi suçlu yapma anlamında değil, sadece yetkilerin doğru kullanılması anlamında ortaya konulacak irade lazım. Şimdi, eğer Çevre Bakanlığı düne kadar, müsilaj oluşmadan önceki süreçte eğer elindeki yetkiyi tam kullanmıyorsa burada belediye nasıl gidip fabrikalara ceza yazacak, ben merak ediyorum. Aynı hesap işte, yangınlarla ilgili Orman Bakanının yapmış olduğu açıklamayla paralel gidiyor bana göre. Yani burada yetkinin kimde olduğu belli, davul da tokmak da Çevre Bakanlığında; belediyelerin kendisi hiçbir şekilde bu olayların takibini de yapamaz, ceza da kesemez. Konu bana göre net, bakanlıklar eğer görevlerini yapmış olsaydı, yetkili kanuna istinaden, o arıtma tesislerinin yapılmasında kimse, belediye "Yapmam." diyemez çünkü... Sayın Başkan da belediye başkanlığı yaptı, var mı öyle bir lüksünüz Başkanım? Çünkü belli bir tarih var, o tarihe kadar yapman lazım; yapmazsan cezayı yiyorsun. Aynı şekilde şu anda da Çevre Bakanlığından zaman zaman Tekirdağ'daki belediyelere ceza geldiğini ben biliyorum ama geldiğimiz noktada bunun takibi ve kontrolü tamamen Çevre Bakanlığının uhdesinde. Bunun bu şekilde kayıtlara geçmesini arzu ediyorum, istiyorum.

Diğer konuda da vekil arkadaşım belki alınmış olabilir, o konuda da eğer alındıysa özür diliyorum; amacım o değil, sadece kendimi, bilimsel çalışmalar ortaya koyduğumu ve bilimsel kimliğimin olduğunu ifade etmek anlamındaydı.

Teşekkür ediyorum.