| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ve 49 Milletvekilinin Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3854) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 05 .10.2021 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Yeni yasama döneminin milletimize hayırlı olmasını diliyorum.
Değerli arkadaşlar, en sonunda söyleyeceğimi en başta söylemek istiyorum: Basit usulde vergilendirilen 850 bin civarı mükellefin gelir vergisinden istisna edilmesi, olması gereken ancak eksik bir düzenleme. Asgari ücret ve civarında ücret alan ücretliler de gelir vergisinden muaf bırakılmalıdır. Asgari ücretin vergi dışı kalması için niye bir teklif getirmiyorsunuz?
Neden asgari ücret vergiden muaf kılınmalıdır? Bunun iki nedeni var: İlki, ülkemiz bir asgari ücretli toplum hâline getirildi. TÜİK gelir ve yaşam koşulları araştırması 2006-2019 sonuçlarına göre hesaplanan aylık ortalama ücret ve maaş geliri ile asgari ücret arasındaki makas giderek kapanıyor. 2006'da ortalama ücret ve maaş geliri asgari ücretin 2 katıyken 2019'da 1,4 katına geriledi. Asgari ücretin altında çalışan 3,3 milyon işçi var, asgari ücretin yüzde 20 fazlası ve altında ücret alan işçilerin sayısıysa 9,7 milyon. Dolayısıyla, çalışanların yüzde 64'ü asgari ücretin altı ile asgari ücretin 1,5 katı arasında bir ücret elde etmekte.
İkincisi, asgari ücretliler aldıkları parayla tasarruf yapamıyorlar. Gelirlerini o ay harcıyorlar, bu harcama da çarpan etkisiyle bakkalın, kasabın, berberin cebine giriyor. O yüzden asgari ücretliye yapılan 1 birim destek bütün halkımıza 3 birim destek olarak geri dönmektedir.
Değerli milletvekilleri, gelir vergisini düzenleyen mevcut tablo, asgari ücret ve civarında ücret olan kesimin gelir vergisinden muaf olmasını sağlayacak şekilde ve gelir vergisini yüksek gelir sahibi kesimlere yayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir. Türkiye'de açlık sınırı 2.903 lirayken açlık sınırının da altında olan asgari ücretten vergi almak düpedüz asgari ücretliye "Sen aç kal." demektir. Bunun üzerine bir de asgari ücretli harcama yaparken alınan dolaylı vergileri eklediğimizde devlet olarak asgari ücretle geçinmeye çalışanların kursağındaki her lokmanın yarısına ortak oluyorsunuz demektir ki bu da adaletle bağdaşmaz. Vergide adalet herkesten gelirine göre vergi almakla olur. Bugünkü durum bu ülkeye uymuyor. Dolayısıyla gelir bölüşümünü 2'nci kez bozuyor. 2021 yılı için 2.825 lira olarak belirlenen asgari ücret tümüyle vergi dışı bırakılmalı, bu da yetmez işçinin ödediği SGK kesintisini devlet karşılamalıdır. Asgari ücret vergi dışı bırakılarak SGK prim desteğiyle de yaklaşık 750 TL kadar ücretin artırılması mümkündür.
Bu şu nedenle acil ihtiyaçtır, basit bir hesaplama yapalım: 2009 yılında, ilk kez piyasaya sürüldüğünde 200 lirayla 134 dolar alınabilirken, 15 Eylül 2021 tarihiyle sadece 24 dolar alınabiliyor. TÜİK verilerine göre 2009 yılında 200 lirayla satın alınabilen TÜFE sepetinin bugünkü Tüketici Fiyat Endeksi'ne göre değeri 687 liradır. Başka bir ifadeyle, 2009 yılında 200 lirayla alınabilen ürünler bugün 687 liraya alınabilmektedir. Tartışmalı TÜİK verileri bile halkın günlük yaşamında her an hissettiği hayat pahalılığını açık bir şekilde ortaya koymakta. Bu hayat pahalılığı şartlarında vatandaşlarımızın sosyal devletin desteği olmadan ayakta kalabilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, asgari ücretlilerin en azından vergi dışı bırakılarak desteklenmesi hayati bir ihtiyaç hâline gelmiştir. Ayrıca, işsizlik ödeneğinin ve öğrencilere verilen kredi ve burs miktarlarının da sosyal devlet ilkesi gereği yüksek oranlarda artırılması şart olmuştur.
Değerli milletvekilleri, sosyal devletin, özellikle pandemi ve ekonomik kriz koşullarında vatandaşa el açmak yerine el uzatması gerektiğini defalarca söyledik. Bas bas bağırdık esnaflarla ilgili: Esnaflarımız helak olana kadar niçin beklediniz? Ve şimdi bu yasa teklifini getiriyorsunuz. Muhalefetin bu konularda vermiş olduğu kanun tekliflerini niçin yok sayıyorsunuz, demokratik bir kültürün gereği olarak neden teklifleri birleştirmiyorsunuz?
Şunu tekrar tekrar vurgulamak istiyorum: Salgının cefasını en çok çeken kesimlerden olan esnaf ve sanatkârlarımızın biriken borçlarını ödeyebilmesi için sıfır faizli altı ay geri ödemesiz ve uzun vadeli can suyu kredisi verilmelidir. Esnafın tek borcu vergi ve SGK primleri değil, kapanma döneminde bankalara, tedarikçilere borçlandı; çek ve senetlerini ödeyemedi. İşlerin yeni açıldığı bu dönemde hem güncel vergi ve prim hem de yapılandırma borçlarını ödemeye çalışması esnaf üzerinde baskı yaratmaktadır. Borçlarının bir kısmını ödeyebilmek için tüm birikimini tüketen esnafın kalanını kısa sürede kapatması mümkün değildir. Dolayısıyla, yapılandırma başvuru süresi de yıl sonuna kadar uzatılmalı, taksit ödemeleri de 2022 başında başlamalıdır. Bu esnaflarımızın talebidir.
Diğer yandan 3'üncü maddeyle çiftçilerimiz için verilen tarımsal desteleme ödemeleri gelir vergisinden muaf kılınıyor. Bu geç kalınmış bir düzenlemedir. Öte yandan iktidarın kendi çıkardığı Tarım Kanunu'na göre bütçenin yüzde 1'i çiftçilerimize destek olarak verilmeliyken iktidar hiçbir yıl bu desteği vermemiştir. Tarım Kanunu'nun desteleme maddesini uygulamadan yapılacak her düzenleme eksik kalacaktır.
Gecesini gündüzüne katarak çalışan çiftçilerimizin çözüm bekleyen önemli sorunları bulunmaktadır. Örneğin, üretimin sürdürülebilirliği ve verimliliğin sağlanması için başta gübre, elektrik, sulama, ilaç, mazot, yem olmak üzere girdi maliyetleri acilen düşürülmelidir, gerekli sübvansiyonlar derhâl uygulanmalıdır. Artan girdi fiyatlarıyla çitçiler zarar etmektedir, yeterli geliri elde edemeyen çiftçiler üretimden uzaklaşmaktadırlar. Üretim olmazsa gıda fiyatları daha da yükselecektir, çiftçimize verilen destekler vatandaşlarımıza ucuz gıda olarak geri dönecektir.
Gıda fiyatlarının kalıcı olarak düşürülmesi, tarım sektörünün sorunlarını topyekûn ele alınıp pansuman tedbirlerinin ötesinde tutarlı çözümler üretilmesiyle mümkün olacaktır. Gübrede verilen destekleri artırarak fiyatın da yüzde 50'si destek olarak verilmelidir. Destek verilmeyen yem ve bitki koruma ürünlerine destek getirilmeli, sertifikalı tohumluk desteği artırılmalı, tarımsal sulamada kullanılan elektrikte vergi ve fonlar kaldırılmalı, fiyatta düşüş sağlanmalıdır.
Çiğ süt üreticilerinin alım gücü de üretimi devam ettirecek seviyede değildir. Üreticilerimiz ocak ayında 1 litre süt sattığında 1,1 kilo yem alabilirken ağustos ayında ancak 0,97 kilo yem alabilmiştir yani 1 kilo sütle 1 kilo yem bile alamamıştır. Sürdürülebilir üretim için 1 kilo sütle 1,5 kilo yem alınması gerektiğini uzmanlar söylemektedir. Bu konuda acilen bir destekleme politikası geliştirilmelidir.
Değerli milletvekilleri, bu torbada, on dört gün boyunca yangınlarla boğuşan, üretiminde dünya lideri olduğumuz çam balının ana vatanı Muğla'daki arıcılarımızın acil çözüm bekleyen sorunlarına dair tek bir düzenleme yoktur. Bu konuyu tarımla ilgili maddede detaylıca ele alacağım.
1'inci maddedeki düzenlemeye ek düzenlemeler yapılmalıdır. Madde bu hâliyle esnaflar arasında bir eşitsizliğe neden olabilir. Büyükşehir sınırları içerisinde üretim ve alım satım yapan esnaf bu madde kapsamına girmezken, aynı işi yapan, aynı hacimde olan, kazancı aynı olan ancak büyükşehirde olmayan bir esnafın bu kanun kapsamına gireceği ve bunun da adaletsizliğe neden olacağı şeklinde bir görüş vardır. Bu konuda bir açıklama rica ediyorum.
56'ncı maddede, Cumhurbaşkanına tütün ürünleri ile araçlarda ÖTV'yi 3 katına kadar artırma yetkisi verilmektedir. 1 kattan 3 kata çıkarılmasının gerekçesi olarak "tütün mamulleriyle mücadelede etkinliğin artırılması ile otomotiv sektöründe oluşabilecek fiyat dalgalanmalarına uygun vergilemenin sağlanabilmesini teminen" denilmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ŞİRİN ÜNAL - Sayın Vekilim, ek süre verdim.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.
Ancak malumdur ki vergi ve kamu alacağını artırmak, kaçakçılığı artırmaktadır. 1 katın 3 kata çıkarılması ise kaçakçılıkta geometrik bir artışa yol açacak, tüketimi azaltmak yerine kayıt dışı tüketimi artıracaktır. Otomotiv sektöründeki dalgalanmadan ne kastedildiği anlaşılamamaktadır. Zaten Türkiye olarak otomotiv sektöründe ve akaryakıtta en yüksek vergilendirmeye sahip ülkelerden birisi olmaktayız. Otomotivdeki yüksek değil, astronomik ÖTV'nin enflasyonu alevlendiren en önemli etkenlerden birisi olduğu ortadayken 3 kat yetki bunu taşınamaz hale getirecektir.
Maddelerde de görüşlerimi ifade edeceğim.
Teşekkür ediyorum.