| Komisyon Adı | : | SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mehmet Emin Birpınar'ın, Paris İklim Anlaşması'nın TBMM'de kabulü, iklim değişikliğiyle mücadele ve yeşil ekonomi sürecinde fırsatlar ve tehditler hakkında sunumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 07 .10.2021 |
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim.
Herkesi saygıyla selamlıyorum.
Şimdi, tabii, altı yıl gecikmeli bir Paris Anlaşması... İran, Irak, Libya, Eritre ve Yemen ile bizi aynı kategoriye koyan bir anlayıştan sonra, altı yıl sonra bu Paris Anlaşması'nın imzalanması sanki "Hazinede para bitti de 3 milyar dolarlık bir kaynak aktarılacak, buraya mı bir göz dikildi?" olgusunu yaratıyor açıkçası. Çünkü altı yıldır bu Paris Anlaşması'nın bu kadar gecikmeli olmasına muhalefet milletvekilleri tarafından defalarca verilen tüm soru önergelerine ve kamuoyu oluşturulmasına rağmen Amerika ziyareti sonrası bu kararın alınması, doğrusu, soru işareti yaratıyor. Tabii, gecikmeli de olsa hayırlı olsun diyoruz Paris Anlaşması. Temennimiz, bu 3 milyar doların doğru alanlarda kullanılması.
Şimdi, Sayın Bakan Yardımcısı "Çin bankaları dâhil, 1 kuruşluk kredi bulamıyoruz." diye bir ifade kullanmışken Türkiye'de şu anda 20 termik santral yapılıyor. Kendi bölgemde de Tufanbeyli'de bir termik santral var, Sugözü'nde bir termik santral var, ayrıca Hunutlu'da yeni bir termik santral kuruluyor; kendi bölgemden bahsetmek istiyorum. Peki, Paris İklim Anlaşması'na göre -soruldu ama ben de sormuş olayım- bu termik santrallerden vazgeçilecek mi Türkiye'de?
2005'te YEK Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra güneş ve rüzgâr enerjisindeki üretimlerimiz 17 bin megavat düzeyine ulaştı. Üretim talebinin yüzde 12'si karşılanıyor ve HES'lerden de yüzde 22'si karşılanıyor. Tabii, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı performans programında fosil yakıta dayalı kurulu gücün de artırılacağını" söylüyor yani bir taraftan YEKDEM'e teşvikler verilirken bir taraftan da performans programında fosil yakıtlara dayalı yatırımın artırılacağına ilişkin bir söylem var. Bu çelişkili değil mi yani burada emisyonu azaltmayla ilgili nasıl bir program izleyecek Hükûmet, bunu merak ediyoruz. "2030 yılında elektrik üretiminden kaynaklanan emisyon miktarı, yapılan projeksiyonlara göre 200 milyon tonu bulacak." diye bahsediliyor. Buna ilişkin önlemler neler olacak, bunu merak ediyoruz açıkçası. Sıfır emisyonla ilgili nasıl bir modelleme yapılacak? Demir, çelik, çimento, seramik ve benzeri gibi karbon salınımının yüksek olduğu sektörlerle ilgili bir programımız olacak muhakkak.
Yine, vahşi madencilik, HES'ler ve benzeri gibi konularda özellikle çevreyi savunmanın temel bir insan hakkı olduğu ortadayken İkizdere'de, Cerattepe'de, işte, çeşitli maden ocaklarında insanlar yerlerde sürükleniyor. Hani bununla ilgili sahici bir tavır sergileyecek misiniz? Yeşilin, doğanın ve sürdürülebilir madenciliğin uç ürünlerinde kendi ülkemiz yararına o madenlerin çıkarılıp ülkemizde tüketilmesine dair bir tavrınız olacak mı?
Yine, redevans sözleşmeleriyle 1 milyon ton kömür çıkarıldı. 2004 ila 2019 arasında 422 milyon ton da kömür ithal edildi yani madencilik âdeta talana dönüştürüldü; sulak alanlar, ormanlar, meralar... Yani bu konuda karnemizin ben çok iyi olmadığını düşünüyorum Sayın Bakan. Dolayısıyla umuyorum yanılırız ama yeni bir kalkınma modeli mi, modellemesi mi yapacağız? Nedir bununla ilgili... Hani siz "Bu yeni kalkınma modeliyle farkındalıklı, çevre dostu bir ortam yaratacağız; sıfır atık modellemesini tercih edeceğiz." falan diyorsunuz ama şu anda sadece Marmara'da yaşanan, işte, 5 milyon metreküp atığın doğrudan denize verildiği ortamda -iklim felaketlerinin, orman yangınlarının, doğa olaylarının yarattığı felaketlerin yanı sıra- bir müsilaj felaketiyle de karşı karşıyayız. Dolayısıyla, bu konuda karnemizin ben çok iyi olmadığını düşünüyorum, umarım yanılıyoruzdur.
Teşekkür ediyorum.