| Komisyon Adı | : | SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mehmet Emin Birpınar'ın, Paris İklim Anlaşması'nın TBMM'de kabulü, iklim değişikliğiyle mücadele ve yeşil ekonomi sürecinde fırsatlar ve tehditler hakkında sunumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 07 .10.2021 |
ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Teşekkür ederim.
Sayın Bakan Yardımcımız, size de teşekkür ederim. Sizi dinlerken gerçekten bir ufuk turu yaptınız ve onu da gerçekten dikkatle izledim. Fakat bir anda kendimi, tabii, gelişmiş bir ülkede çok ciddi bir sunum yapan bir hocamızı dinler gibi algıladım ve yirmi yıldır bir iktidar var, yirmi yılda da bilimde, teknolojide, eğitimde ülkeyi öyle bir yere getirdi ki artık bundan sonra işimiz kolay dedim. Yani sizin sunumunuzu eleştirme anlamında söylemiyorum, çok faydalandım fakat aralara serpiştirdiğiniz siyasi mesajlar, subliminal mesajlar var; onları da yapmasanız aslında son derece iyi ve yerinde olurdu.
Şimdi, 2053'e takılmayacağım ama başta Uruguay var, 2030 yılında sıfır emisyon kararı vermiş. Uruguay ile bizim aramızda ekonomik anlamda çok büyük farklılıklar yok, hatta bizden daha geride sayabiliriz ekonomilerini fakat buna atıfta bulunmadan da geçemiyorum: 2030 yılı. Avrupa Birliği üyesi ülkeler "2050" falan demiş. Şimdi, şöyle bir bakıyorum, Türkiye'nin son on beş yılda plastik atık ithalatında 173 kat artış olmuş. Bir ara biz buna dedik ki: Biz artık ithalat yapmayacağız, plastik atıklarıyla ilgili ithalat yapmayacağız. Fakat geçtiğimiz aylarda yine bir karar alındı, Avrupa'nın bütün çöpleri Türkiye'ye geldi. Şimdi, yine bir araştırmada denizin derinliklerine dalıp 360-370 metrelerde plastiğe rastlandığı -Akdeniz'de bu, 360 metre derinlikte plastiğe rastlandığı- artık deniz ürünlerinin hemen hemen tamamında, etlerinde, kaslarının arasında mikro ölçekli plastiğin bulunduğu ve Akdeniz'in artık büyük bir çöplük haline geldiği ve... Bu çöplüğe sadece tabii ki biz sebep olmadık, Avrupa da oldu ama onlarla birlikte alınabilecek çok karar var, bunların alınması gerektiğini... Aynı zamanda -biraz önce Müzeyyen Hanım söyledi- Türkiye'de şu anda 28 aktif termik santral var ve hâlâ projelendirilmiş ve yapımı süren 30 tane daha termik santral var. Yani bizim enerjimizi yine fosil yakıtlardan elde edeceğimizin bir kanıtı bu. Bu projeler durdurulmalı, öbürleriyle ilgili ıslah çalışmaları, bacalar yapılmalı -sizin söylediğinizden yola çıkarak söylüyorum- ve teknolojiye yatırım yapılmalı.
Bugün bakıyoruz, güneş enerjisi teknolojisi Almanya'da 1 numara -Almanya, dünyada 1 numara- arkasından Çin geliyor. Biz bu teknolojiyi ithal ediyoruz, "yenilenebilir enerji" diyoruz. Bu teknolojiyi bizim üretebilmemiz için ne yapmamız gerekiyor yenilenebilir enerjide? HES'ler de aynı şekilde, HES'lerde de biz üretici değiliz; işte, kanatları üretiyorlar, başka yerlerini başka yerden getiriyorlar. Ne yapmamız gerekiyor? O zaman, bilime yatırım yapmamız gerekiyor. Bilime yatırım yapabilmek için üniversitelerimizi güçlü hâle getirmemiz gerekiyor. Üniversitelerimizi güçlü hâle getirebilmemiz için de onların özerk yapılarını savunmamız gerekiyor. Şimdi, bakıyorsunuz, yüz akı üniversitelerimiz var; işte, ODTÜ gibi, Boğaziçi gibi, İstanbul Üniversitesi gibi yüz akı yani dünya sıralamasına girmiş üniversiteler var. Şimdi, beyin göçüyle ilgili sıkıntı öyle bir yere geldi ki buralardan mezun olan çocuklar -Galatasaray Üniversitesinden ya da liseden, hatta oraya kadar geldi- Türkiye'de durmak istemiyorlar. Yeni bir araştırma okudum -2021'de yapılmış bir araştırma- artık bu, lise seviyesine gelmiş. İstanbul Erkek Lisesi, Robert Koleji, Galatasaray Lisesi gibi liselerden mezun olan çocuklar, Türkiye'de kalmayıp direkt yurt dışına gidiyor. Türkiye'de iyi eğitim almış, yüksek düzeyde derecelere girmiş çocuklar da Amerika'da, Kanada'da, orada, burada... O çocuklarla yapılan araştırmada "Türkiye'ye döner misiniz?" diyorlar, o çocuklar Türkiye'ye dönmek istemiyorlar. Biz zeki bir toplumuz, Türk milleti öyle fakat enerjimizi öyle boşa harcadık ki -siz de söylediniz, "1960'tan sonra" dediniz- kavgayla geçti ama o zaman bilim üretiliyordu Hocam -siz de akademisyensiniz, biliyorsunuz- o dönemlerde, o kavgalara rağmen bilim üretiliyordu. Şimdi, biz bunların hepsini nasıl yapacağız? Hangi insan kaynağımızla yapacağız? Hangi teknolojimizle yapacağız? Bunların tartışılması gerekiyor. Benim sorum bu. Baştan itibaren birkaç tane soru yönelttim.
Bir de nükleer enerjiyle ilgili fikrimi söyleyeceğim: Çok geç kaldık, eyvallah. İşte, Paris'te bir pergel koyup 30 kilometre çevresine gittiğiniz zaman, şu kadar santral var ama adamlar Sanayi Devrimi'yle birlikte bunları getirip, sanayilerine de destek olup oradan enerjilerini elde etmişler. Şimdi, sıfır atık olabilir -daha doğrusu sıfır emisyon- ama atıklarının bertaraf edilmesiyle ilgili çok büyük sorun var. O yüzden, bunu da değerlendirmek gerekiyor.
Teşekkür ediyorum.