KOMİSYON KONUŞMASI

LALE KARABIYIK (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, öncelikle sunumunuzla ilgili bir iki cümle söylemek isterim. Tabii, son dönemde bütün sunuşlarda olduğu gibi hemen bir savunmayla başlıyor işte "Covid sürecinden, salgından diyerek." Destek harcamalarından bahsediyorsunuz. Bunların içerisinde direkt vatandaşa ya da esnafa, ilgili kesimlere yansımayanlar var tabii ki. "Büyüme" deniliyor ancak buradaki borçla büyümeyi bir tarafa bırakıyorum, baz etkisini de tabii dikkate almak lazım. Yine, örnek verdiğiniz diğer ülkelerle kıyaslamalar içerisinde diğer ülkelerde kamu borcunun yüksekliği var ama yatırıma dönüşen bir kamu borcu var ve yatırım istihdama dönüşüyor, kıyaslamak çok doğru değil bizim durumumuzla. Hane halkı borcu ise gelir yüksek ve çevrilebilen bir borç örneği var. İstihdam verilerinin de gerçeği yansıttığını zaten düşünmüyorum çünkü yirmi yılda 16 istihdam teşvik paketi yapıldı, 7 reform paketi var. Toplam 23 istihdam ve reform paketiyle birlikte istihdamın geldiği noktayı zaten görmekteyiz. Bir de ne oluyor, şunu anlayamadık; artık beynimiz döndü: Para Politikası Kurulu var, Fiyat İstikrarı Komitesi var, Ekonomi Koordinasyon Kurulu var, gelinen noktada fiyat istikrarı nerede? Yani enflasyonun durumu ortada. Ne yapıyorlar, bunların görevleri ne, kim kime müdahale ediyor, ne işe yararlar? Ve istihdamda da bir gelişme yok yani iyileşme yok bir taraftan da; bunu da ifade etmek isterim. Sürekli bir algı var: "İşte IMF'e borçlanmıyoruz." Ama işte kamu borcu, hani borçlara bakıyorsunuz, IMF'e borçlanmıyoruz, başka bir şekilde borç var. Swap dikkate alınmıyor yani bu rezervlerin hesabında sürekli bir swap olayının algı dışı bırakıldığını söylemek isterim. Bir taraftan da rezervler... Bir kere kârı zamanından önce devretmek gerekiyor, yedek akçeler sürekli kullanılıyor yani Merkez Bankasının durumunun iyi olmadığını biz zaten biliyoruz, görüyoruz.

Ben de birkaç soru daha toparladım; mesela, şunu merak ediyorum: Merkez Bankasından son beş yılda ya da son üç yılda kaç kişi ayrıldı. O kadar sirkülasyon var ki sadece Merkez Bankası başkanları değil...

Yine, satılan dövizler neden Merkez Bankası sitesinde görülemiyor? Eğer 122 milyar dolar varsa döviz yükselirken neden müdahalede bulunulmuyor? Bunlar gibi...

Bir de şunu da söyleyeyim: Tabii, bu Merkez Bankasının özerkliği çok önemli yani "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası." diyor, cumhuriyeti de demiyor çünkü özerkliğini bu kelime bile ifade ediyor. Ne yapıp ne edilip hem iç hem de dışarıya verilen görüntüde Merkez Bankasının özerkliği konusunda, daha doğrusu bağımsızlığı konusunda bir imaj değişikliğine mücadele etmek lazım, gitmek lazım ama her geçen gün bunun tersini görmekteyiz. Saraya bağımlı bir merkez bankası görünümü gitgide artıyor.

Sayın Başkan, bütün bu konuların dışında ben kendimce bir şey söylemek istiyorum: Ben de finansçıyım, Merkez Bankasının tarihini Bülent Başkan az önce anlattı, Osmanlı Bankası, eski adıyla Bank-ı Osmanî-i Şahane Türkiye'nin ilk merkez bankasıdır ve biz tarihimize önem veren insanlarız, hepimiz böyleyiz ama bütün Türk tarihinin, Osmanlı tarihinin bütün parasal, hazineyle ilgili bütün her şeyi buradaydı ve Osmanlı Bankasının arşivlerindeydi, ondan sonra Garanti Bankası satın alınca oraya nakloldu. Hatta finans tarihi yarışmaları yapardı Osmanlı Bankası; bizler akademisyendik, girerdik, bütün bu arşivi incelemeden bu yarışmalara da girilmezdi. Şimdi, buranın Merkez Bankasının ya da devletin elinde olmayışı beni üzüyor şahsen. Bu Türk tarihinin, Osmanlı tarihinin bütün belgelerinin yani eski karikatürlere kadar burada vardı, Sayın Başkanlar da bilecek, bilir zaten; yani, bir şekilde, yeniden devlete alınması gerektiğini ben şahsen düşünürüm. Buna hep üzülmüşümdür.

Teşekkür ederim söz verdiğiniz için.