| Komisyon Adı | : | SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Antalya Milletvekili Atay USLU ve 76 Milletvekili tarafından verilen 2/3863 esas numaralı "Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 13 .10.2021 |
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Çok teşekkür ederim, kusura bakmayın.
Teşekkür ederim ayrıca söz verdiğiniz için.
Aslında maddeler üzerinde tek tek bazı şeyler söylemek isterdim ama burada gördüğüm bir iş var, o da şu: Biz sap ile samanı şu anda karıştırmış durumdayız. Kooperatifçilik içerisinde âdeta holding düzeyinde sermaye biriktirmiş, holding düzeyinde çalışma kapasitesi olan ve profesyonel olarak yönetilen kurumlar ile kırdaki bir kadın kooperatifini aynı alan içerisinde değerlendiriyoruz. Bunun adı şu, burada da o eleştiriyi gördüm ama çok da içim acıyarak gördüm, hem de bunu kooperatif başkanlarından gördüm: Fazla kooperatif açılmasından dolayı bir rahatsızlık var. Aslolan, kır ile kent, kır ile modern tarım arasındaki ilişkiyi kurabilmektir.
Şimdi, tarımsal kooperatiflerin bünyesi, kapasitesi, ekonomik kapasitesi, üretim kapasitesi, üye kapasitesi ile siz kırsal kalkınmayı aynı yapı içerisinde değerlendirdiğiniz anda, sokakta başının üstünde sabahları simit satan ile günde bir milyon ekmek satan fırıncıyı yan yana getirmiş olursunuz, bu kadar net. Bu düzenlemede de çok net şu var: Küçük kooperatif, küçük ailelerin; özellikle az hayvanı olan, az dekar arazisi olan, kırda başka bir yaşam alanı olmayan, kentte yaşam alanı olmayan insanların örgütlenmesine, kooperatif kurmasına, emeklerinin bir miktar karşılığını almasına direkt engel oluyorsunuz, direkt. Bu, kooperatifleşme kanunu falan değil; bu, şirketleşme kanunu.
Eğer siz uluslararası düzeyde, Almanya'daki, İngiltere'deki, Fransa'daki kurumlarla onlara benzer bir model üretmeye çalışıyorsanız dönüp onların başka uygulamalarına da bakacaksınız. Avrupa Birliğinde tarımsal kalkınma tarım satış kooperatifleriyle bütünken aslında bunun ismi... Burada olduğu için rahatlıkla söyleyebilirim, Torku buna bir örnektir; hem ürünü alır hem işler hem satar, bu önemlidir. Fiyat konusu başka bir mevzu. Bununla siz Metro'yu, Real'i, öbürünü belki karşılaştırabilirsiniz ama aynı zamanda Avrupa Birliğinin içerisinde bir kırsal kalkınma modeli vardır. Küçük çiftçilerin, küçük köylülerin birlikte kooperatifleşerek... Onların olanaklarına finansman desteğiyle, ürün alım desteğiyle destek koyan bir kamu destek modeli vardır. Yani dolayısıyla bütün kooperatifleri siz... İşte 6 bin, 7 bin... Söyleyeyim size, yaklaşık 84 bin kooperatif. 84 bin kooperatifin yaklaşık... Konut yapı kooperatifi 56 bin. 56 bin konut yapı kooperatifi kaç günde kuruluyor, kaç günde yok oluyor? Çünkü bina yapılana kadar kuruluyor, bina yapıldıktan sonra gidiyor. Burada, o zaman, kalıcı, sürdürülebilir bir üretim modeli ve dağıtım modeli içerisinde olması gereken iki şey var: Biri küçük esnaflar, diğeri de tarım alanında çalışan üreticiler. Bunun dışındaki bütün kooperatiflere baktığınızda bunlar geçici kooperatifler, kısa süreli kooperatifler, taşıyıcıları da dâhil etmek isterim.
Dolayısıyla birçok sorun var. Yani bu küçük kooperatiflere denetim mekanizması getirerek; yetmez, denetim yapacak kişiyi yönetim kurulunda seçerek; yetmez, ona ücret vererek; o da yetmez "serbest denetim, üst kuruluş payı" diyerek siz küçük hiçbir kooperatifi sistemin içerisinde tutamazsınız, küçük kooperatiflerin tümünün canına okursunuz.
Burada bir kadın arkadaşımız küçük bir kooperatiften bahsetti, o kooperatifin vergi yükünden bahsetti, taşıma yükünden bahsetti, üzerindeki KDV'den bahsetti. Dolayısıyla, burada mesele, en uzak noktada olan, kırda olan, ağırlıklı olarak tarım satış kooperatifi değil de tarımsal kalkınma kooperatifi biçiminde olan... Ürün çeşitliliği konusunda çeşitli üretim yapabilirler, birden fazla üretim modeli geliştirebilirler, birden fazla ürünü alıp rahatlıkla değerlendirebilirler; bunlar ayrı konular, içinde çözülebilir ama bütünüyle bakıldığında, bu yasayla birlikte... Eğer kanunlaşırsa ki burada bir zımni ortaklık da görüyorum ben. Kırmızı et birliğimiz burada, Torku burada, birçok kooperatif yöneticisi burada ama bu kooperatif yöneticilerinin temsil ettiği kuruluşlar ile siz kırdaki kadın kooperatifini aynı yasa içerisinde değerlendirdiğinizde, merak etmeyin, Afşar Kooperatifi çok kısa süre içerisinde tasfiye olacaktır. Oysa kooperatifin özü nedir? Demokratik olmasıdır. Nedir? Kâr gütmemesidir. Nedir? Sosyal amacı olmasıdır. Dolayısıyla, bir ayrım yapmak zorundayız.
Bakanlık yetkilileri, Sayın Komisyon Başkanı; kırsal kalkınma kooperatiflerini kesinlikle ayırıp başka bir yapı içerisinde değerlendirmek zorundayız, yoksa, daha önce o esnafa getirdiğiniz bir yapı vardı: Bütün esnafları aldınız vergiye tabi ettiniz, daha sonra hepsine muhasebeci tayin ettiniz; sonra döndünüz basit usule, tekrar "Ya, bunlar bunlar vergi vermesin." noktasına geldik çünkü ortada bir yapıyı siliyorsunuz. Şu anda, bu yasada çok net bir şekilde şunu söyleyebilirim: Tuzu kuru olanlar ile sürünenler arasındaki bir durum. Tuzu kuru olanlara daha büyük kaynak sağlanıyor, olanak sağlanıyor, onların her türlü olanaklarına kavuşması için birleştirilerek götürülmeye çalışılıyor ama köyde, kırda küçükler için bu yok olma yasasıdır; söyleyecek başka bir şey yok. Burada çok net ifadelerimi söylüyorum: Burada kırsal küçük kooperatifçiliği, sosyal amacı olan demokratik... Ne götürecek bunlar? Ne denetimi? Ne götürecek? Bilgisayarla -hangisinin köyde bilgisayarı var?- neyi yapacak? Ya, olacak iş değil. Hani, kendimizi unutur gibiyiz; köy toplumumuzu, kırımızı kentlerimizi, oradaki insanları görmez gibiyiz, âdeta başka bir coğrafyadan, başka bir dünyadan, başka bir uzaydan gelmiş gibiyiz şunları dinlerken.
Sayın Başkan, köy kökenli değil misin? Sayın Başkan, köy kökenli değil misin? Sayın Başkanlar, köy kökenli değil misiniz? Yapmayın bunu. Bu küçük üreticiyi, kırı yok etme modelidir; çok net söylüyorum. Kırmızı Et Birliğinin söyleyeceği binlerce şey var söyleyemiyor, ben onların yerine söyleyeyim: Çiftçi şu anda öldü, seneye bu zamanlar kesmeye hayvan mayvan da bulamazsınız. Yem fiyatlarını kontrol edemediğiniz sürece dana için ne verecek bir teşvikiniz olur ne de alacak bir hayvancınız olur.
Geçtim onu, o başka bir mevzu; oturur onu da konuşuruz ama burada net bir şey söylüyorum, uyarıyorum, söylüyorum; sizlere ve bütün herkese, her şeye: Bu yasa küçük kooperatifçiliği bitiren, kırın kalkınmasına engel olan, oradan itibaren yeni bir modeli ortaya koyan ve -Tarım Kredi Kooperatifleri dâhil, Torku dâhil, bütün kurumlar dâhil- onları bir şekilde tutan ama küçükleri yok eden bir yasadır. Bu yasayı, bu açıdan, bu perspektif açısından, bu boyutuyla yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söylüyorum. Elbette, sizler için iyi olan kısımları olsun, hiç itiraz yok ama bu, bütününde küçük üreticiyi yok eden, kadınların, engellilerin... O muafiyetler çok komik yani şey gibi, gerçekten bir anlamı yok bunların. Yani bin lira, 2 bin lira bir destek sağlanacak diye "Pozitif ayrımcılık yaptık." demek gerçekten çok komik. Burada 3 kişinin oturduğu bir yemek parası kadar insanları eğer kandırmayı düşünüyorsak bunu da doğru bulmadığımı söylemek isterim.
Sayın Başkan, bu şekilde geçerse, merak etmeyin, burada eleştiriye konu olan, küçük kooperatif örgütlenmesini bitiren, küçük çiftçiyi yok eden... Biraz da gönderme yapayım buradan: Galiba, belediyelerin ısrarla kooperatif kurup o kooperatifler üzerinden küçük çiftçiyi ayakta tutan modelinin ortadan kaldırılmasına dair ortak bir tutum görüyorum burada. Burada da ağırlıklı olarak siyasi bir tutum olduğunu, siyasi bir perspektif olduğunu da ortaya koymak isterim.
Dilerim iyi olur ama küçüklerin, köylünün, kırın yok edildiği bir modelden kimse kârlı çıkamaz. Bu kapitalizm öyle bir şeydir ki bugün onun çemberine girersin, yarın gelir boynuna sarılır "Ver bakalım." der; ister verirsin, ister vermezsin.
Teşekkür ediyorum.