KOMİSYON KONUŞMASI

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ben de herkesi saygıyla selamlıyorum. Sayın Bakanın ilk bütçesi bu; bu fırsattan istifade Sayın Bakana ben de hayırlı olsun diyor, başarılar diliyorum. On dokuz yıllık AKP iktidarı sürecinde en çok bakan değiştiren, en çok sistem değişikliği yapan, en çok hedef belirlenen ama bu belirlenen hedeflerin büyük bölümünün gerçekleşmediği, yapboz tahtasına dönmüş bir alanda, eğitim alanında Bakanlık yapıyorsunuz, yapacaksınız. Kolaylıklar diliyorum. Millî Eğitim Bakanlıklarının ömrü maalesef kısa olmuş, ortalama yirmi sekiz ay olmuş. Umarım Sayın Bakanın her iki anlamda da ömrü uzun olur çünkü gerçekten devasa problemler var, yapılacak çok iş var, düzeltilecek kocaman bir sistem var.

Ülkemizin geleceği olan eğitim sistemi, onu bir avuç müteahhitten, inşaat sektöründen daha az önemli gören on dokuz yıllık AKP iktidarı elinde maalesef can çekişiyor. OECD eğitim raporuna baktığımızda eğitimsizlikte zirvede olduğumuzu görüyoruz. Yine UNICEF'in raporunda "eğitim kalitesi" kategorisinde son sıralardayız. Ortaöğretim çağında okullaşma oranının en az olduğu 5 OECD ülkesi arasındayız. PISA açık bir ölçüt oluşturuyor aslında, matematiği, fiziği geçtim gerçekten ama maalesef, çocuklarımız okuduklarını bile anlamaz hâle getirilmiş durumda. Öğrenci Refahı Raporu'nda yine Türkiye OECD'nin en mutsuz öğrencilerine sahip ülkesi maalesef. E, nasıl mutlu olsunlar yani geleceğini göremiyor, kimse yarın ne olacağını bilmiyor, akşamdan sabaha sistem değişiyor ve iddia ediyorum ki Sayın Bakan dâhil hiç kimse yarın ne olacağını bilmiyor. "Eğitimin pahalı olduğunu düşünüyorsanız cehaletin bedelini hesaplayın." diyor Sokrat. Günümüz Türkiye'si için bu sözü biraz genişletmek gerekiyor aslında. Çağın dışına düşen, yapboz tahtasına dönüşmüş, ideolojiye kurban edilmiş eğitimin bedeli yalnızca parasal olmuyor; bunun bedeli geleceksizlik oluyor, bu toplumun geleceksizliği oluyor.

AKP'nin iktidara geldiği 2002'de Millî Eğitim Bakanlığının bütçesinin merkez bütçeye oranı yüzde 22; bu oran 2022'de yüzde 11 yani yirmi yılda eğitime ayrılan bütçe yüzde 50 erimiş değerli arkadaşlar. Gene 2002'de Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin eğitim yatırımlarına ayrılan payı yüzde 17,18'ken 2020 itibarıyla yüzde 4,65'e... Maalesef bu yıl da yüzde 8 olması öngörülmüş. Şimdi, ikili eğitimi sonlandırmak istiyoruz, okullaşma oranlarını artırmak istiyoruz, eğitimin niteliğini artırmak istiyoruz, pandemi koşulları var; tam tersi bütçeyi artıracakken... Ama bizim niyetimiz tabii, bu bütçe "İtibardan tasarruf olmaz." diyenlerin tasarrufu eğitimden, öğrencilerden, öğretmenlerimizden, vatandaşlarımızdan yapmaya kararlı olduğunun bir göstergesi. Ödenek isteyen temizlik personeline, devlet okullarına "Kaynak yok." denilirken var olan kısıtlı kaynaklar, biliyorsunuz, özel sektöre, vakıflara transfer ediliyor. Millî Eğitim Bakanlığı özel okullara eğitim ve öğretim desteği olarak 6,9 milyar lira ayırabiliyor, eğitim bütçesinden bir buçuk milyara yakın parayı paralel eğitim kurumu gibi çalışan Maarif Vakfına tek başına aktarabiliyor. Türkiye Maarif Vakfının bütçesi geçtiğimiz yıla göre yüzde 285,4 artmış, Millî Eğitim yatırım bütçesinin yüzde 10'u kadar payın Maarif Vakfına aktarılması gerçekten manidar. Devriiktidarınızda, ilköğretimden başlayarak eğitimi vakıflara boğdunuz; Ensarla boğdunuz, TÜRGEV'le TÜGVA'yla boğdunuz. Şimdiye kadar yüzlerce vakıf kuruldu değerli arkadaşlar, kaynaklar aktarıldı, destekler olundu; ne oldu şimdiye kadar? Neymiş? Maarif Vakfıyla Afrika'da, Avrupa'da, Asya'da eğitim verilecekmiş. Türkiye'de verdiğiniz eğitimi görüyoruz, sonuçlarını görüyoruz. Cemaat ve tarikatlar vakıf ve dernek adı altında, maalesef, okullara yerleştiriliyor. Ben, gerçekten, bu ısrarı, bu sevdayı da anlamakta zorlanıyorum.

Bakın, üniversitelerin hâline bakalım, akademik ve bilimsel özgürlüğün ne hâle getirildiğine bakalım, genç işsizliğine bakalım, beyin göçüne bakalım. Atatürk'ün "Benim manevi mirasım bilim ve akıldır." sözünden geldiğimiz yer hakikaten ürkütücü. Atatürk ne kadar doğru söylemiş: "Eğitimdir ki bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk hâlinde yaşatır ya da esaret ve sefalete terk eder." Bu esaretin illaki görünür olması da gerekmiyor, başkalarının teknolojisini kullanırsınız, işlerini yaparsınız, ürettiğini kullanırsınız, kültürünüzü elinize geçirirler, dilinizi yok ederler; fark etmezsiniz bile.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Candan Hanım, süreniz doldu.

Teşekkür ediyorum.

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Bir süre sonra onlar yönetir, siz yönetilirsiniz. Türkiye'de şu an olan budur.

Teşekkür ediyorum.