| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe KanunuTeklifi (1/283) ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/282) ve Sayıştay tezkereleri a) Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı b) GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı c) Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı ç) Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı d) Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı e) Kalkınma Ajansları Denetim Raporları f) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı g) Türk Standardları Enstitüsü ğ) Türk Patent ve Marka Kurumu h) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ı) Türkiye Bilimler Akademisi i) Türkiye Uzay Ajansı |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 03 .11.2021 |
ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, Değerli Bakan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
KOBİ'lerle ilgili kısa kısa görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Türkiye ekonomisi bilindiği gibi 2018 yılından beri çok derin bir ekonomik sarsıntının, bunalımın içinde fakat 2018 öncesinde de ekonominin durumu çok da parlak değildi. Avrupa Birliği üyesi veya Avrupa Birliğine aday 28 ülke içinde yapılan bir araştırmada, 2013 yılında açılan KOBİ'lerin 2018 yılına kadar yüzde 54'ünün kapandığı tespit edilmiş bir gerçeklik, 123 binden sadece 56 bini yaşayabilecek durumda. Bu oran, makroekonomik ortamın yeni kurulan KOBİ'lerin hayatta kalması için yeterince uygun olmadığını açıkça gösteriyor. Bir ikinci gösterge de 2011 yılında KOBİ'lerin ihracatın yüzde 56'sını gerçekleştirmeleri fakat 2020 yılına gelindiği zaman bu oran yüzde 36,4'e düşüyor Sayın Bakanım. Çok ciddi bir kayıp var, çok ciddi bir erime var. Bu dramatik düşüş Bakanlığınızca araştırıldı mı? Ve bu araştırıldıysa eğer bunun gerçekleşmesinin sebeplerinin ortaya konmasını ve bu sorunun cevabını sizden de bekliyorum.
Değersiz Türk lirasına dayalı ihracat politikası KOBİ'lerin ne verimliliklerini ne de ihracat performanslarını artırıyor. Değersiz Türk lirası ihracat hacmini ve gelirini artırabilir ama bunu yaparken aslında ülke kaynaklarının ucuza yurt dışına transferine de neden olur ve bu tür bir ihracat refah getirmez, ülkeyi yoksullaştırır; bu durumun iktisat literatüründeki adı "yoksullaştıran büyümedir". Yoksullaştıran büyüme, bir ülkenin daha fazla üretip daha yüksek hacimli ihracat gerçekleştirdiği ancak dış ticaret hadleri bozulduğu için ihraç ürün fiyatlarının azaldığı bir durum. Son on yıldır büyüme yaşandığı halde ihracat fiyatı düştüğü için böyle bir süreç yaşıyoruz. 2010 yılında ihracatımızın ortalama kilogram değeri 1,20, 2015 yıllarına gelindiği zaman 1,75 dolara çıkıyor fakat 2020 rakamları -tabii, 2021 rakamlarını tam olarak alamıyoruz ama- bugün gelinen noktada bizim elimizdeki veride 1 doların altına düşmüş durumda, bu çıplak bir şekilde durumun vahim olduğunu gösteriyor. Ülke kaynaklarının yurt dışına... Bir şekilde çok miktarda üretip, düşük teknolojili ürünleri çok fazla miktarda üretip çok düşük fiyatla sattığımızın da bir kanıtı. Burada bir çalışmanız var mı? Bu çalışmalarınız arasında, şu anda Kore'de 4,5 dolara çıkmış, ihracat ortalama fiyatını -en azından 1983'lü yıllarda Kore'yle eş değerde olan ekonomimizde- bu seviyelere çıkarabilecek sizin bir programınız var mı? Planlı ve tutarlı bir sanayi politikasının yokluğunda değersiz Türk parası düşük teknolojili malları ucuzlatıyor, bu malların ihracatında uzmanlaşmış bir ekonomi doğuruyor. Bu, uzun dönemde, yüksek katma değerli ürün üretecek sektörlere yapılacak yatırımların önünde engel oluşturarak kaynak tahsisinin çarpık gelişmesine yol açar.
Yanıldığınız bir nokta var: Düşük kur verimliliği artıracağı gibi bir algı yaratıyorsunuz, doğru sanayi politikasıyla desteklenmedikçe bunun tam tersi geçerli olacaktır. Türk parasının aşırı değer kaybetmesi verimliliği düşük ve iş modeli çağa ayak uyduramamış ihracatçı firmaları ayakta tutarak kaynakların yanlış dağılımına da yol açabilir. Avrupa'nın küçük Çin'i olma iddiasındaysanız eğer bunu asgari ücreti artık açlık sınırının altına getirerek ucuz emek ülkesi olup ucuz sanayi ürünlerini, düşük teknolojili sanayi ürünlerini daha çok satarak kalkınırız derseniz burada yanılırsınız. Ülkemizin gerçek anlamda kalkınabilmesi için yeni kurumlara, yeni kurallara ve yeni kadrolara ihtiyacı olduğu çok açık; liyakatli kadroların bir şekilde Türkiye sanayisini istediği noktalara eriştirebileceği de burada görülüyor.
Bir de son olarak organize sanayilerle ilgili bir çalışma yaptığınızı biliyoruz. Organize sanayilerde yatırımı olan burada milletvekili arkadaşlarımız var.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Budak, kısa bir şekilde ifade ederseniz...
ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Çok kısa.
Organize sanayilerde yöneticilik yapmış, başkanlık yapmış milletvekili arkadaşlarımız var. Türkiye'nin bugüne kadar yaptığı ve dünyaya ihraç ettiği bir model organize sanayi modelleri fakat görüyoruz ki kendi kendini yönetebilen sanayicilerin elinden bu yetkinin alınacağını ve oraya da yine valileri ve kaymakamları atayarak Bakanlığınızın uhdesinde ya da iktidarınızın uhdesinde orayı da kontrol etmek istediğiniz gibi bir sonuç çıkıyor.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Teşekkür ederim.
ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Hemen son cümle efendim.
Sanayiciler bu konuda son derece rahatsız, bunu da son bölümde eğer açıklamalarınızda aydınlatırsanız biz de memnun oluruz.
Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.